9 Aralık 2017 Cumartesi

Çağlayan Yılmaz-Oz'un Kalbi Mu Kıtası(Türk Mitolojisi)



Türk Mitolojisi alanında hızla yükselen başarılı yazar Çağlayan Yılmaz'dan yine sürekleyici bir roman:Oz'un Kalbi Mu Kıtası

Türk Mitolojisi'ni fantastik öğelerle harmanlamakta usta olan yazarımız yine başarılı bir eser ortaya koymuş.Oz'un eşsiz  savaşçılarına karşı Atlantis ile birleşen kuzeyin canavarları arasında geçen kıyasıya bir o kadar da kanlı bir savaşa şahitlik ediyoruz bu romanda.

Romandaki karakter isimleri başlarda kafanızı karıştırabilir.Çok karakter var ancak roman ilerledikçe konuya ve karakterlere hakim olmaya başlıyoruz.Şahsen benim en sevdiğim karakterlerin başında Demirdağ komutanı Tiyugan han var:) Kardeşi Ataman ise en nefret ettiğim karakter oldu.Ancak Ayzer ve Baybora'nın en son savaşlarda aktif rol almaması beni şaşırttı.Daha fazla atraksiyon beklerdim özellikle Ayzer'den.Bir de roman gayet güzel ilerliyor ancak Şalmalideki savaşın kısa sürmesine biraz üzüldüm.Belki uzundu ama beklentim büyük olduğu için bana çok kısa geldi.Kitabın bu savaş üzerine kurgulanmış olmasından dolayı son savaşın uzun süreceğini düşünüyordum.Aslında bu yapıt bir ikileme yada üçleme olabilirdi.İlk seride hazırlık safhası,ikinci seride ise savaşa daha çok yer verilebilirdi.Biraz klişe olacak ama keşke sinemaya uyarlansa bu eser.Harika bir film olabilir.

Bol bol fantasik öğeyi bulabileceğimiz bir roman olmuş.Kalemine sağlık Çağlayan Yılmaz,bizi yine diyardan diyara gezdirdin.Hayal gücüne hayranım:)Bu derece fantastik ve mitolojik eser veren bir yazarımız olması gurur verici.

Atlantis uzun yıllar önce Oz'a karşı savaşmış ancak savaşı kaybetmiştir.Oz Atlantis'i vergiye bağlamış kontrol altına almıştır.Ancak yıllar sonra komutan Vagnar bu gidişe son vermek için Oz'a tekrar savaş açmak niyetindedir.Vagnar zeki bir kraldır ve tek başına Oz ile başa çıkamayacağını gayet iyi bilmektedir.Bunun için kuzeyin canavarları ile birleşmeleri gerekmektedir.Kuzeyin canavarları ise Emegen ve Dunka halkıdır.Emegenler devasa büyüklükte mavi yaratıklardan olusan bir kabiledir.Yaratıktan kastım bir insandan kat kat uzun ve güçlü olmalarıdır.Bazıları ise 2 başlıdır.Kralları Hagnar çok acımasız bir komutandır.Dunkalarda en az Emegenler kadar tehlikeli bir kabiledir.Sivri dişleri ve tırnakları ile düşmanlarına kan kusturmaktadırlar.Öldürdükleri insan ve hayvan etleri ile beslenen vahşi bir kabiledir.Bu iki halkı da yanına alan Atlantis kralı bununla da yetinmeyip Barbarları ve çeşitli kabileleri de yanına alarak devasa bir ordu kurar.Müthiş bir şavas olacaktır:)Çok fazla detaya girmeyim yoksa sayfalarca yazmam gerekecek:)Oz'un komutanlarından da ayrı ayrı bahsedip büyüyü bozmak istemiyorum.Siz okuyunca göreceksiniz zaten.Ne komutanlar var romanda:) Demirdağlıları çok sevdim ben bu romanda.

Ejderhalı,aslanlı,kaplanlı,börülü,bol bol sihirli,kanlı ve sürükleyici bir roman okumak isterseniz buyrun:)

27 Kasım 2017 Pazartesi

9.İstanbul Edebiyat Festivali Başladı.




Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı'nın iş birliğiyle bu yıl 9'uncusu düzenlenen "İstanbul Edebiyat Festivali" edebiyat ve sinemaseverlerle buluştu.
Edebiyat ve sinema arasındaki güçlü bağlantıya değinilmek istenmiş festivalde.Edebiyat yoksa sinema da bir anlamda yok demektir.Edebiyat gelişecek ki sinemada güzel senaryolar izleyelim.Etkileşim bu bağlamda çok önemli.

Diğer adı "Edebiyat Mevsimi" olan festivalde, Semih Kaplanoğlu, Atilla Dorsay, Ali Ural, Ahmet Yenilmez, Samed Karagöz, Elif Dağdeviren, Prof. Dr. Kurtuluş Kayalı, Kamil Koç, Ahmet Turgut, Burçak Evren, Mesut Uçakan, Nazif Tunç, Sefa Önal, Bestami Yazgan ve Seyid Çolak gibi birçok kişinin katılacağı söyleşiler yapılacak.

Bu yıl "Sinema ve Edebiyat" temasıyla düzenlenen festivalde, müzik dinletilerinin yanı sıra her güne özel film gösterimleri yapılacak ve kendi alanında adını duyurmuş çok sayıda konuşmacı yer alacak.

Festivalin bu yılki "Onur Konuğu" ise son filmi "Buğday" ile adından söz ettiren yönetmen Semih Kaplanoğluolacak.

Oturumlarda yerli ve yabancı sinemaya dair edebi yaklaşımlar, edebiyat uyarlamaları, festivaller gibi sinemayı edebiyatla bütünleştiren birçok konu masaya yatırılacak, etkinlikler TYB İstanbul Şubesi'nin bulunduğu Sultanahmet'teki Kızlarağası Medresesi'nde gerçekleştirilecek.

15 Kasım 2017 Çarşamba

Türk Dünyası Genç Yazarlar Buluşması Başladı



Edebiyat alanımızda genç yazarlarımızın sayısı her geçen gün artmaktadır.Bu gelecek açısından Edebiyat alanında biz kitapseverleri umutlandırmaktadır.Sayı çoğalsın kaliteli eserler çıksın,rekabet artsın ki bizde keyif alarak yeni esereler okuyalım tabi:)

Edebiyat alanında gençlerin ilerliyor olmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Yılmaz, Kültür ve Turizm Bakanlığının desteklerinden bahsederek, toplantının çok anlamlı ve derin olduğunu kaydetti.


Yılmaz, "Burada oluşan birikim, bir sabun köpüğü gibi akıp gitmeyecek. Bu program 30 yıl sonra, sadece Türkiye'de değil Türk dünyasında iz bırakacaktır. Hiçbir kalıcı başarı, hak etmediği bir emeğin sonucu olmuyor. Önemli olan ortaya bir fikir koymaktır. Onun için fikri gelişime önem verilmeli. Fikri olmayanın fiili olmaz." ifadelerini kullandı.

Etkinliğe Kosova'dan katılan şair Sümeray Cenolari, "Umut Çiçekleri" adlı bir şiir kitabı yazdığını söyledi.

Cenolari, Kosova'nın Osmanlı topraklarından çıkmasıyla edebiyatın zayıfladığına vurgu yaparak, "İkinci Dünya Savaşı'nın ardından 1960'lı yıllarda edebiyatta tekrar gelişme oldu. Roman, öykü, şiir gibi birçok tarzda ürünler veriyor Kosovalı edebiyatçılar. Özellikle tiyatro oyunları, Kosova'daki edebi eserler arasında önemli bir yer tutuyor." dedi.

Kosovalı edebiyatçıların Türkiye'deki edebiyatçılardan da etkilendiğine işaret eden Cenolari, "Haldun Taner, Sait Faik Abasıyanık, Nazım Hikmet'in eserleri Kosovalı edebiyatçılara çok yansımıştır. Kosova'daki edebi eserlerde olay birinci ağızdan, yazar gözünden anlatılır. Şiir ya da öykülerde Kosovalı Türk ağzına yönelik ağıt, atasözü gibi ifadelere yer verilirken ninni de oldukça zengin bir kültür olarak yerini muhafaza etmektedir." değerlendirmesini yaptı.

Necip Tosun'un yazarlığı disiplinli bir hale getirmede önemli bir isim olduğuna dikkati çeken Subaşı, şöyle konuştu.

"Mustafa Kutlu ve Rasim Özdenören son dönem Türk öykücülüğünde adı mutlaka anılması gereken yazarlardan. 1980 sonrası kuşağa getirilen en önemli eleştiri, toplumsallıktan uzaklaşıp bireyciliğe yönelmeleri olmuştur. O kuşağın toplumsal sorunlara ilgisiz kaldığı, herkesin kendi benini anlattığı eleştirilerinde bulunuldu. Bu da içine kapanık, dış dünyanın gerçeklerinden kopuk bir edebiyat tutumu demekti aslında. İçinde haklı yanları bulunmakla birlikte, bu eleştirinin zamanla, gerçekleri tümüyle yansıtmadığı anlaşıldı. Hatta bir bütün olarak bakıldığında, bu dönemin öykücülüğümüzün parlak dönemlerinden biri olduğu görüldü."

Oturum başkanlığını Nüktedan Dergi Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Samet Çakır'ın yaptığı programda, TYB İstanbul Şubesi Başkanı Mahmut Bıyıklı da konuştu.



Türk dünyasının genç kalemlerini gençlerle buluşturmayı amaçlayan "Türk Dünyası Genç Yazarlar Buluşması"nda, edebiyatın ana dalları hakkındaki değerlendirmelerin yanı sıra dergi ve kitap tanıtımları yapılacak.


Müzik ve şiir dinletilerinin de yer alacağı buluşmalar, 18 Kasım Cumartesi günü sona erecek.

28 Ağustos 2017 Pazartesi

Sabahattin Ali-Kürk Mantolu Madonna



Bu kadar kısa sayfalara bu denli duyguyu bir yazar nasıl olur da sığdırır? Sabahattin Ali bunu çok iyi başarmış.Bu zevki bir de Kafka'nın Dönüşüm adlı romanında almıştım her ne kadar konuları farklı olsada sayfaları kısa kitaplara bu yazarlar dünyaları sığdırmış adeta.O kadar beğendim ki bu eseri nasıl anlatacağım bilemedim:) Boşuna Dünya Klasiği olmadı bu roman.Klasiklerin insan üzerinde bıraktığı lezzeti fazlasıyla bu kitapda bulabilirsiniz.

Herkesin kendinden birşeyler bulabileceği bu roman insanda acı bir tat bırakıyor sonuç itibariyle.Sayfalar hızlıca tükeniveriyor.Maria Puder karakteri öylesine oturmuş ki etkisinden bir süre kurtulamadık be:)

Bu roman insanın hayatı sorgulamasına neden oluyor.Sıradan bir insanın başından geçenleri okurken aslında o insanın  hiçte sıradan olmadığını anlıyoruz.Raif Bey gibi insanlar niçin yaşar diye düşünürken aslında onun derinlerde neler beslediğini duyunca şok oluyoruz ve ön yargılarımızdan sıyrılıveriyoruz.

Bu kitabın sonu böyle olmamalıydı be üstad demekten kendimi alıkoyamıyorum.Aslında sonu da çok etkileyici ama ben mutlu son arayanlardanım:) Herşeyiyle muhteşem bir şaheser.Kalemine, yüreğine sağlık Sabahattin Ali.

Şöyle bir eserden bahsedelim o halde:Boşta gezerken Hamdi adlı arkadaşı ile karşılaşan bir şahsın bu  arkadaşı vasıtasıyla işe girmesini ve işyerinde Raif efendi ile tanışmasıyla ve onun hayatını sorgulamasıyla başlıyor roman.Raif efendi içine kapanık, herşeye evet diyen, sabır dolu ve çalışkan bir tercümandır.Almanya'da bir süre kaldığından dolayı bu dili öğrenir ve ülkesine dönünce tercüman olur.Bir gün çok hastalanır ve ölüm döşeğinde iken arkadaşından birşey ister.İşyeri çekmecesinde sakladığı Kara kaplı bir not defterini yakmasını ister.İşte o defter herşeyin şahitidir.Yaşanan anıların,aşkların, acıların, yoksulluğun kısaca hayatın ta kendisi o defterde saklıdır.

En sevdiğim kitaplar arasına balıklama daldı adeta bu roman.Kitap hayli popüler olduğundan elim bir türlü gitmemişti.Ne kadar yanlış düşündüğümü kitap bitince daha iyi anladım.Okunacaklar listenizde varsa biraz üst sıralara taşıyın derim bu güzel eseri.

27 Ağustos 2017 Pazar

Muzaffe İzgü 84 Yaşında Hayatını Kaybetti



Edebiyat hayatımızdan bir yıldız daha kaydı malesef.Özellikle çocuk kitapları ile ön plana çıkan usta yazar Muzaffer İZGÜ hayatını kaybetti.Yakınlarına başsağlığı diliyoruz.84 yaşında kanserden hayatını kaybeden İzgü'nün 98'i çocuk kitabı olmak üzere toplam 154 kitabı bulunmaktadır.

Çocuk kitapları denilince akla ilk gelen yazarlardan olan İzgü evli ve 3 çocuk babasıdır.

24 Ağustos 2017 Perşembe

Eski Basım Eserleri Çöpe Atan Zihniyet!!




Arkadaş hala anlam veremiyorum kitaplar neden çöpe atılır?Bir de bu kitaplar eski basım.Benim gözümde daha çok değeri olan kitaplardır.Başka ülkede olsa adamlar bu kitapları koruma altına alır,biz de ise maalesef tam tersi oluyor.


Kitaplara verdiğimiz değer aslında bu haberle bir paralellik göstermekte.Çoğumuzun başına gelmiştir,çöp atmaya gidersin bir bakarsın yığınla kitap çöpte.Gerçekten çok üzücü bir tablo.Ya madem kitaplar sana fazla geliyor,git kütüphanelere bağışla,git maddi durumu kitap almaya yetmeyen ama okuma hasreti çeken insanlara ver.

Adana'da bir okulun çöpünde yüklü miktarda eski basım kitap bulunmuş.Bu kitapları çöpten alan atık kağıt toplayıcıları kentteki bir sahafa satmışlar.İyi bari en azından yakmamışlar:)Güler misin ,ağlar mısın.21 yıllık koleksiyoner Kösedağ: "Kitap bir kültür aracı değil de zaman geçirmek için kullanılan, işi bitince kaldırılıp atılan bir obje gibi görülüyor"

Aynen çok doğru söylemiş Kösedağ.Bir de bu kitaplar arasında okumaktan en çok zevki aldığım Türk ve Dünya klasikleri varmış.Gel de kızma arkadaş.Ne zaman bu zihniyetten kurtulacağız acaba?Son zamanlardaki gelişmeler hepimizi umutlandırıyor aslında.Okumu oranında gözle görülür bir artış var.Umarım çok daha güzel haberler veririz bu anlamda.Bol okumalı günleriniz olsun,sevgiler:)

19 Ağustos 2017 Cumartesi

Yazarlar Yazmaya Dair Sırlarını Seferhisar'da Paylaşıyor



Yazar olmak isteyen arkadaşlar için güzel bir haber.Yazarlar yazı yazmaya dair sırlarını bu kampta paylaşacaklarmış arkadaşlar.Bir zamanlar bende de yazar olma hevesi vardı.Gerçi hala var ama:) İşten güçten fırsat bulamıyoruz ki arkadaş:)

Kim istemez ki şöyle bir kitap yazsın;kitabı yüz binlerce kişi tarafından okunsun.İnsanların hayatlarına etki etsin.Bu tarz hayalleri olan arkadaşlar inşallah bu hayallerini gerçekleştirir.Biz de zevkle o kitapları okuruz tabi.Bu aralar az olsa da okumaya devam ediyorum ama iş paylaşım kısmına gelince üşengeçlik ediyorum zaman darlığı da cabası tabi:)

Haberin detayına biraz girecek olursak;
1 Ekim’de başlayacak olan ‘Seferihisar Yazı Kampı’nda yazarlar, yazı yazmaya dair sırlarını paylaşacaklar.

Seferihisar Teos Ormancı Tatil Köyü, “Yazarlar Sırlarını Paylaşıyor” temalı yazı kampı ile edebiyat severlere kapılarını açıyor. Kampta Yekta Kopan, İnci Aral, Enver Aysever, Müge İplikçi, Mario Levi, Işıl Özgentürk, Onur Behramoğlu, Gülşah Elikbank ve Onur Caymaz ile birlikte yapılacak atölyelere katılabilecek edebiyatseverler, Işıl Özgentürk yönetiminde kendi öykülerini de kaleme alabilecek.  1 Ekim’de başlayacak kamp için son başvuru tarihi 15 Eylül olup, katılım 30 kişi ile sınırlı olacak.

14 Ağustos 2017 Pazartesi

Türk Polisiye Yazarları Derneği Kuruldu!!



Ülkemizde Polis Yazarları Derneği kurulmuş arkadaşlar,çok da iyi olmuş.Yani hemen hemen herşeyin derneği varken geç bile kalındı aslında.Bu benim gibi Polisiye severleri sevindirmiştir muhakkak.Ancak üye olan yazarlar arasında bir Osman Aysu'yu bir Gamze Çiftçioğullarını görmek isterdim açıkçası.Nitekim Osman Aysu'nun Polisiye açısından yeri çok önemlidir.


Birliğin kuruluş amacı ise “polisiye yazarlarının tek çatı altında toplanmasını sağlamak, polisiye yazarları arasında iletişim kurulmasına ve polisiye alanında nitelikli eserlerin üretilmesi için paylaşımlarda bulunulması için zemin oluşturmak, ülkemiz polisiye yazarlarının ve edebiyatının ülkede ve dünyada tanınmasını sağlayacak projeleri hazırlamak, uygulamak ve uygulama için gerekli girişimlerde bulunmak, polisiye edebiyatın geliştirilmesi ve devam etmesi üzerine her türlü faaliyetler yürütmek, polisiye edebiyatımızın geniş okur kitlelerine ulaşmasını sağlamak” ifadeleriyle açıklandı.

Ahmet Ümit’in yanı sıra birliğin üyesi olan yazarlar şöyle:



“Ercan Akbay, Oğuzhan Aslan, Nuray Atacık, Doruk Ateş, Taner Ay, Esmahan Aykol, Gülce Başer, Ali Bayram, Alper Canıgüz, Cenk Çalışır, Çağan Dikenelli, Suat Duman, Günay Gafur, Necati Göksel, Alper Kaya, Sibel Köklü, Sevin Okyay, Hesna Onbaşı, Celil Oker, Yaprak Öz, Banu Öztürk, Ayşe Erbulak Özgürdal, Ulaş Özkan, Verda Pars, Aslı Perker, Emrah Poyraz, Elçin Poyrazlar, Tuğba Sarıünal, Ender Sevinç, Barış Soydan, Gencoy Sümer, Seval Şahin, Piraye Şengel, Derviş Şentekin, Armağan Tunaboylu, Gökçe İspi Turan, Algan Sezgintüredi, Esra Türkekul, Ceyhan Usanmaz, Ahmet Ümit, Zeynep Ünal, Suphi Varım, Çağatay Yaşmut.”

13 Ağustos 2017 Pazar

Kuşadası Belediyesi 4. Kitap ve Edebiyet Günleri 14 Ağustos'ta Başlıyor



Kuşadası Belediyesi tarafından bu yıl dördüncü kez düzenlenecek olan Geleneksel Kitap ve Edebiyat Günleri 14 Ağustos’ta başlıyor.


Kuşadası Belediyesi tarafından bu yıl dördüncü kez düzenlenecek olan Geleneksel Kitap ve Edebiyat Günleri 14 Ağustos'ta başlıyor. Türkiye'nin en önemli yayınevlerinin katılacağı bir haftalık Kitap ve Günleri kapsamında düzenlenecek olan söyleşi ve imza günleri ile edebiyatseverler yazarlarla buluşma şansı bulacak.
Kuşadası Belediyesi tarafından düzenlenecek olan 4. Geleneksel Kitap ve Edebiyat Günleri, 15 Ağustos'ta İsmail Cem Dostluk ve Barış Meydanı'nda açılacak stantlarla başlayacak. 21 Ağustos tarihine kadar devam edecek olan Kitap ve  Edebiyat Günleri'ne Türkiye'nin en önemli yayınevleri katılacak.
İlk kez 2014 yılında düzenlenen ve gördüğü yoğun ilgiyle yıllar içerisinde kapsamı genişleyen Kuşadası Belediyesi Geleneksel Kitap ve Edebiyat Günleri, bu yıl Türkiye'nin en önemli 28 yayınevinin yanı sıra 2 kitapevinin, yayıncılık alanında faaliyet gösteren derneklerin ve yerel yazarların stantlarına ev sahipliği yapacak.
4. Geleneksel Kitap ve Edebiyat Günleri kapsamında 15 Ağustos tarihinde saat 18.00'da İbramaki Sanat Galerisi'nde Mazlum Vesek'in moderatörlüğünde Rıza Kıraç ve Cengis Asiltürk'ün konuşmacı olarak katılacağı "Edebiyat ve Sinema İlişkisi" başlıklı bir panel ile 19 Ağustos tarihinde saat 18.00'da Murat Şahin'in konuşmacı olarak katılacağı "Yusuf Atılgan Üzerine" başlıklı bir söyleşi düzenlenecek. 19 Ağustos'ta saat 20.00'da yazar Mine Söğüt, 20 Ağustos'ta ise milletvekili, gazeteci, yazar Mustafa Balbay ile yazar Nihan Ertem ve Prof. Dr. Emre Kongar İsmail Cem Dostluk ve Barış Meydanı'nda kitaplarını okurları için imzalayacak.

NOT: Alıntıdır...

Bilge Kadınlar Platformu Ve Kitap Okuyan Kadınlar



Bilge Kadın Platformu" kapsamında 15 günde bir toplanarak kitap okuyan Bağcılarlı ev hanımlar hayatlarını değiştirdi. Okudukları kitapları daha sonra birlikte analiz eden kadınlar, dertlerine ve sıkıntılarına da çözüm buluyorlar.

Ne kadar güzel bir etkinlik ama:) Bu aralar okumaya çok ara verdim farkındayım.Bu haber belki beni gaza getirir be:) Ama ne mümkün.Deli gibi çalışıyorum.Blogum olduğunu bile yeni hatırlıyorum.Bu ablalar ne güzel bir işe imza atmış.Kitap okumak gibi güzel bir iş yaptıkları yetmiyormuş gibi birde toplanıp kitapları analiz ediyorlarmış.Herkese örnek olması dileği ile diyelim ve detaylara geçelim:


"Bilge Kadın Platformu" kapsamında 15 günde bir toplanan Bağcılarlı ev hanımları, kitap okuyarak hayatlarını değiştirdi. Bağcılar Belediyesi tarafından 2011 yılında hayata geçirilen "Bilge Kadın Platformu"na katılım her geçen gün artıyor. Kitap okuyan 10 ev hanımının bir araya gelmesiyle kurulan sivil topluluğun üye sayısı bugün 200'ü aştı. Üyeler, her 15 günde bir Bağcılar Belediyesi Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz Kütüphanesi'nde toplanıp,birlikte tartışarak seçtikleri kitapları hep birlikte okuyorlar. Kitapları bitiren kadınlar daha sonra kendi aralarında tahlil ve analiz çalışması yapıyor. Kitaplar kadınların hayatlarına olumlu bir şekilde yansıyor. Kişisel gelişimden edebiyata kadar farklı kategorilerde okunan kitaplar, kadınların dert ve sıkıntılarına da çözüm oluyor.


Kitap Okuma Günlerine katılan Emine Kılıç hastanelerde çare bulamadığı psikolojik rahatsızlığını yenerken, kitap okumaya kol kola gelen, gelin ve kaynana ise çevrelerine örnek oluyor.

" Kitaplar inancımı daha güçlendirdi"

" Kitaplar inancımı daha da güçlendirdi" diyen Aysun Erguan, " Bunu bir ablamdan duymuştum çok ilgilimi çekti. Ben kitap okumayı çok seviyorum önceki yıllardan beri. 15'li yaşlarda kitap okumaya başlamıştım. Kitap okumayı çok seviyorum. Bu gurupta çok güzel bilgiler edindim. Yerli yabancı bir çok yazar okuyoruz. Kişisel gelişim adına çocuklarımı yetiştirirken, evliliğimi sürdürürken bir çok eksiğimiz var, her an eksiğimiz var. o eksikleri tamamlıyoruz. Domino taşları oluyor hayatımızda. Bir anlam mana arayışım vardı. Kitaplarla onu aştım. Dini arayışım vardı. İnancımı daha güçlendirdi kitaplar" şeklinde konuştu.

"Panik atağımı yendim"

Kitap okuyarak sağlığına kavuşan Emine Kılınç, " Ben ilk okul mezunuydum. Daha sonra dışarıdan orta okulu bitirdim. Şimdi lise ve üniversite olarak tekrar okumaya devam edeceğim. Okumanın inanın yaşı yok. Herkese tavsiye ediyorum. Bir de ben daha önce bir rahatsızlık geçirdim. Panik atakla birlikte kulak kristali oynaması diye. O rahatsızlığımda doktorlara gittim. Güçlü dozlarda ilaçlar kullandım. Buraya gelemiyordum. Bana mutlaka gel faydasını göreceksin dediler. Kız kardeşim var o buraya katılıyor. Onunla birlikte geldim o benim koluma girerek geldik. Adım atamıyordum o kadar kötüydüm. Daha sonra böyle gidip gelmekle baktım ki, inanın panik atağımı yendim. Gittiğim doktor 'Emine hanım sizin zamanınızda bir tane hasta vardı. Siz iyileştiniz o daha iyileşemedi. Ne yapıyorsunuz siz' dedi. Biz kitap analizleri yapıyoruz. Bağcılar Belediyesi'nde kitap okuyoruz dedim. Onların analizini yapıyoruz dedim. Okuduğum kitapların isimlerini benden aldı. Telefonumla çektim. Benden aldığı kitapları hastalarına tavsiye etti" ifadelerini kullandı.

"Gelinimde 4 aylık evli ben bu platformu sevdiğim içinde geliniminde katılmasını istedim"

Gelini ile birlikte okuma günlerine katılan Kaynana Kafiye Nişancı, "5 yıl önce başladım bu platforma. İsim olarak önce çok dikkatimi çekti. Bilge Kadın Platformu adı altında kardeşimin tavsiyesiyle geldim. Zaten kitap okumayı çok seviyordum. Evde fazla fırsat bulamıyordum ya da okuduğum zaman tek başıma anladığım şeyler daha farklı oluyordu. Burada arkadaşlarımla beraber okuyup, daha güzel analizlerini yapıp farklı yönlerden de bakabiliyorum. Aynı kitabı farklı da değerlendirebildiğimi fark edince buraya gelmek iyi oldu benim için. Oğlum ilk okul öğrencisi ders çalışırken, buradan faydalanıyorduk zaten. Gelinimde 4 aylık evli ben bu platformu sevdiğim içinde gelinimin de katılmasını istedim. Evde vakit geçirmektense böyle yerlerde arkadaşlarla kitap okumak daha iyi geliyordu ona da tavsiye ettim" dedi.

Kaynanasının tavsiyesi üzerine gelen Gelin Esengül Nişancı ise, "Annem getirdi beni buraya kadınları böyle görmek beni çok etkiledi gerçekten bende bundan sonra annemle birlikte devamlı gelmek isterim" diye konuştu. -

Alıntı:haberler.com