18 Nisan 2018 Çarşamba

Mercimek Tanesi Boyutunda Şiir Kitabı!!!




Edebiyat alanında ilginç haberler okudukça bunları paylaşmadan edemiyorum:) Yine bir enteresan kitap çıkmış ama bu epey şaşırtıcı.İzmir'li yazar ve şiar Ümit YAŞAR 0,9 gram ağırlığında, 4 milimetre eninde ve 6 milimetre boyunda 72 sayfalık okunabilir şiir kitabı çıkardı.Ne kadar ilginç değil mi:)Bunu okumak için dev bir mikroskop gerekli sanırım:)

Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği Başkanı ve şair Işıkhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2017 yılında 0,23 gram ağırlığa, 4 milimetre ene ve 8 milimetre boya sahip kitap yayımlayarak rekor kırdıklarını, bu yıl oranları daha da küçülterek dünyanın okunabilen en küçük şiir kitabını çıkardıklarını belirtti.

"Aşktan Sonra Hüzün" adı taşıyan kitap için 0,3 punto yazı karakteri kullanıldığını aktaran Işıkhan, "İzmir'de 5-6 yıldır dünyanın en küçük kitabı diye tanıttığım kitabı bu yıl biraz daha küçülterek en son haline getirdim. Geçen yıl yaptığım kitap Guinness Rekorlar Kitabı'na girdi ve Bakü'deki Minyatür Kitaplar Müzesi'nde yer aldı." dedi.

Işıkhan, "Guinness Rekorlar kitabına giren diğer kitapları inceledim. Benim kitabım, boyutu, ağırlığı ve sayfa sayısıyla dünyanın okunabilir en küçük kitabı olduğunu belirledik. 0,4 santimetre eni ve 0,6 santimetre boyu var. 0,9 gram ağırlığı var. 12 kitap tartarsanız 1 gram yapar. Satmak için üretmedim, bu bir rekor denemesi. Ülkemi, edebiyatımı minyatür kitapla tanıtmak istedim." diye konuştu.



15 Nisan 2018 Pazar

İzmir Kitap Fuarı Açıldı




İzmir Kültürpark'ta 14- 22 Nisan tarihleri arasında yazarlarla kitap tutkunlarını buluşturacak olan 23. TÜYAP İzmir Kitap Fuarı kapılarını açtı. Ziyaretçiler, 9 gün boyunca, 470 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katıldığı fuarı gezebilecek.
23. İzmir Kitap Fuarı, Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili Zeynep Altıok, İzmir Vali Yardımcısı Fatih Damatlar, Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk, TÜYAP Kültür Fuarları Danışma Kurulu Başkanı Doğan Hızlan, TÜYAP Kültür Fuarları Genel Koordinatörü Deniz Kavukçuoğlu ve TÜYAP Fuar ve Fuarcılık Hizmetleri A.Ş. Genel Müdürü İlhan Ersözlü'nün katıldığı törenle açıldı.
Kitap tutkunları, 9 gün sürecek olan fuarda, 470 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun etkinliklerine katılabilecek, sevdikleri yazarlara kitaplarını imzalatabilecek.
Fuar boyunca, 120 panel ve söyleşi düzenlenecek. Yakın zaman önce vefat eden yayıncı, şair Enver Ercan, 'Enver Ercan Şair, Yayıncı, Edebiyat Adamı' başlıklı panelle, anılacak. Açılış konuşmalarını Doğan Hızlan ve Deniz Kavukçuoğlu'nun yapacağı anmada, Özge Ercan, Metin Celal, Kenan Kocatürk, Mehmet Erte ve Haydar Ergülen konuşmacı olarak yer alacak.
Kısa süre önce yaşamını yitiren 'İkinci Yeni'nin önemli şairlerinden Ülkü Tamer ise, Cemal Süreya Kültür Sanat Derneği tarafından 16 Nisan Pazartesi günü düzenlenen 'Ülkü Tamer'i Anıyoruz' etkinliği ile anılacak.
Fuar ayrıca, Demkar Yayınevi tarafından hazırlanan bir fotoğraf sergisine de ev sahipliği yapacak. Araştırmacı yazar Atilla Oral'ın arşivinde bulunan, az bilinen ve çoğu yayımlanmamış olan Kurtuluş Savaşı ve Mustafa Kemal Atatürk fotoğraflarından oluşan sergi, fuar boyunca ziyarete açık olacak.
Kaynak:Haberler.com

2 Nisan 2018 Pazartesi

Gürgen Öz-Karanlık Köy(Korku-Gerilim)



Korku- Gerilim türünde kitap okumayalı uzun zaman olmuştu.Bu kitapla buna da bir son vermiş olduk.Günlük hayatın karmaşası içerisinde okuduğum kitapları eklemeye bile zamanım pek olmuyor son zamanlarda.İnşallah daha çok kitap ekleyeceğiz.Bu kitaba gelecek olursak:

Gürgen Öz'ün ilk defa bir romanını okudum.Beğendim mi? Evet beğendim.Biraz ön yargılıydım kitap hakkında ama yazar kitabın hakkını vermiş.Bir kitaptan tırsmayalı uzun süre olmuş:) Kitap konu itibari ile beni tırsıtmaya yetti:) Gece ilerleyen zamanlarda okumayı sevenlerdenseniz ve biraz tırsmak istiyorsanız tam size göre bir kitap.Kitap insanı geriyor resmen.Ben kitabın kurgusunu ve yazarın bunu anlatış şeklini beğendim.

Konu itibari ile biraz Amerikan Vari filmlere benzemiş.Çok eski korku filmlerinden olan Evil Dead filmini andırdı kitap bana.Kitabı okurken korku filmi izliyor hissine kapılıyorsunuz bir anda:)Hani karanlıkta yürürken birinin sizi izlediği hissine kapılırsınız ya ,böyle bir gerilirsiniz bu kitapta bolca var bu gerilimden:)

 Romanın konusunun üzerinden şöyle bir geçelim o zaman;Murat ana karakterimizdir.Çok sıkı çalışan bir gazetecidir.Bu kulvarda tutunmak için aşk ilişkisini bile bitirecek hırslı bir karakterdir.Mesleğine aşık biri diyebiliriz.Arkadaşı Kerem ile bir belgesel çekmek için Karadeniz tarafına gelir.Burada onlara Serhat adında bir genç kılavuzluk edecektir.Trabzonda bir otele yerleşir Murat ve arkadaşı Kerem.Ertesi gün  Karadeniz'in enfes doğasını çekmek için Serhat'ıda yanına alır ekip. Her şey çok iyi giderken Serhat bir köy görünce duraklar.Bu köyde gençken çok kötü şeyler yaşamıştır ve oraya girmek istemez.Köye Karanlık Köy adını vermişlerdir.Köyde korkunç olaylar meydana geldiği için köye Karanlık Köy adını vermişlerdir.Söylentiye göre köy halkı bir gecede büyük bir cinnet geçirir ve köy tam anlamıyla bir kan gölüne döner.O olaydan sonra köyde kimse kalmaz.Köy terk edilmiş,tabiri caizse hayalet bir köy haline gelmiştir.

Tekrar otele dönen Murat ve Kerem bu konuyu araştırır.Karakancoloslar,hayaletler ve çeşitli hikayeler bulurlar bu köy hakkında,Bu merak köye olan ilgilerini daha çok artırır.Bu konu hakkında bir belgesel çekme kararı alırlar.Köye gitmeden önce Murat eski bir arkadaşı ile bir kafede buluşur. Üniveristeden olan bu arkadaşına konuyu anlatır.Arkadaşı yapacakları işi onaylamasa da Murat kararından vazgeçmeycektir. Arkadaşı ona sıkı giyinmelerini bu mevsimde Karadeniz'in üst kesimlerinin çok soğuk olacağını söyler.Bu uyarıyı ciddiye alır Murat ve arkadaşı.Üzerlerine üşümeyecek şekilde elbise ve içlik alırlar.Köye gidip çekim yapmak için her şeyi ayarlamışlardır.

Köyde geçen olayları elbette anlatmayacağım:):)Spoiler vermeyelim.Yukarda az da olsa Spoiler verdik malesef:( ama önemli olan zaten kitabın ikinci kısmı yani köyde geçen kısım:)Çok manyak şeyler olacaktır köyde.Gerilimi hissetmek için okuyun derim.Tırsmak için hazırsanız buyurun kitaba:) Bol Bol Para normal olaylar zinciri de var kitapta.Dyatlov Geçidi Olayına da yer verilmiş romanda.Romanda  bilgi amaçlı böyle şeylere yer verilmesini de sevdim.

Kitabın devamı olmasını isterdim.Serhat'ın köyde neler yaşadığını çok merak ettim.Yazar keşke o konuya da değinseydi.Kim bilir belki devam niteliğinde ikinci bir kitap çıkar. 


1 Ocak 2018 Pazartesi

Türk Yazaralar Birliği'nin Ödülleri Sahiplerini Buldu




Türkiye Yazarlar Birliğinin (TYB) 2017 yılındaki "Yılın Yazar, Fikir Adamı ve Sanatçıları" ödüllerinin sahipleri belli oldu.
Hikaye dalında "Olay Berlin'de Geçiyor" kitabıyla Naime Erkovan, şiirde "Uzun Sürdü Hazırlığım" kitabıyla Cevdet Karal, romanda "Nureddin Zengi" eseriyle Ali Emre, denemede "Göz Ağrısı" kitabıyla Gökhan Özcan, fikirde "Narkoz" eseriyle Mete Gündoğan, araştırmada "Din ve Toplumsal Çatışma" kitabıyla Ejder Okumuş, incelemede "Akif" kitabıyla Yusuf Turan Günaydın, edebi tenkitte "Ahmet Haşim'in Nesirleri" kitabıyla İbrahim Demirci, hatırada "Bir Devrin Hafızası" kitabıyla Rasim Cinisli, gezide "İyilik Yolunda Uzaklar Yakın" kitabıyla Hacı İbrahim Mutlu, tercümede "Mesnevi Manzum Çeviri" kitabıyla Hicabi Kırlangıç, biyografide, "İbnülemin Mahmut Kemal İnal" kitabıyla Dursun Gürlek, çocuk yayınları alanında Uçan At Yayınları, basın fıkrada Yenisöz gazetesinden Elif Sönmezışık, basın fikirde Yeni Akit gazetesinden Kenan Alpay, dergi yayıncılığında Edebiyat Ortamı, Türk müziği alanında "Akif İklimi" albümüyle Mehmet Kemiksiz, şehir kitaplarında Bolu Belediyesi, televizyon programında TRT Diyanet'teki Şule Kala moderatörlüğünde Eksen İnsan, radyo programında ise Levent Dönmez'in Dil Yaresi ile NTV.

Ödüllerin kitap yayıncılığı bölümünde ise kamu yayıncılığı kategorisinde Bilgi Üniversitesi, özel yayıncılıkta Eski-Yeni ödül alırken, yayıncılık özel ödülüne İslam Düşünce Atlası ile Konya Büyükşehir Belediyesi ve İLEM layık görüldü.

Kültür ve sanat hayatına uzun süreli katkılarından dolayı Mehmet Genç, Metin Ünal Mengüşoğlu ile Recai Kutan üstün hizmet ödülüne değer bulundu.

Ödüllerin verileceği tarih Birlik tarafından duyurulacak.


Bol kitaplı,sağlıklı ve huzur dolu yıllara...

9 Aralık 2017 Cumartesi

Çağlayan Yılmaz-Oz'un Kalbi Mu Kıtası(Türk Mitolojisi)



Türk Mitolojisi alanında hızla yükselen başarılı yazar Çağlayan Yılmaz'dan yine sürekleyici bir roman:Oz'un Kalbi Mu Kıtası

Türk Mitolojisi'ni fantastik öğelerle harmanlamakta usta olan yazarımız yine başarılı bir eser ortaya koymuş.Oz'un eşsiz  savaşçılarına karşı Atlantis ile birleşen kuzeyin canavarları arasında geçen kıyasıya bir o kadar da kanlı bir savaşa şahitlik ediyoruz bu romanda.

Romandaki karakter isimleri başlarda kafanızı karıştırabilir.Çok karakter var ancak roman ilerledikçe konuya ve karakterlere hakim olmaya başlıyoruz.Şahsen benim en sevdiğim karakterlerin başında Demirdağ komutanı Tiyugan han var:) Kardeşi Ataman ise en nefret ettiğim karakter oldu.Ancak Ayzer ve Baybora'nın en son savaşlarda aktif rol almaması beni şaşırttı.Daha fazla atraksiyon beklerdim özellikle Ayzer'den.Bir de roman gayet güzel ilerliyor ancak Şalmalideki savaşın kısa sürmesine biraz üzüldüm.Belki uzundu ama beklentim büyük olduğu için bana çok kısa geldi.Kitabın bu savaş üzerine kurgulanmış olmasından dolayı son savaşın uzun süreceğini düşünüyordum.Aslında bu yapıt bir ikileme yada üçleme olabilirdi.İlk seride hazırlık safhası,ikinci seride ise savaşa daha çok yer verilebilirdi.Biraz klişe olacak ama keşke sinemaya uyarlansa bu eser.Harika bir film olabilir.

Bol bol fantasik öğeyi bulabileceğimiz bir roman olmuş.Kalemine sağlık Çağlayan Yılmaz,bizi yine diyardan diyara gezdirdin.Hayal gücüne hayranım:)Bu derece fantastik ve mitolojik eser veren bir yazarımız olması gurur verici.

Atlantis uzun yıllar önce Oz'a karşı savaşmış ancak savaşı kaybetmiştir.Oz Atlantis'i vergiye bağlamış kontrol altına almıştır.Ancak yıllar sonra komutan Vagnar bu gidişe son vermek için Oz'a tekrar savaş açmak niyetindedir.Vagnar zeki bir kraldır ve tek başına Oz ile başa çıkamayacağını gayet iyi bilmektedir.Bunun için kuzeyin canavarları ile birleşmeleri gerekmektedir.Kuzeyin canavarları ise Emegen ve Dunka halkıdır.Emegenler devasa büyüklükte mavi yaratıklardan olusan bir kabiledir.Yaratıktan kastım bir insandan kat kat uzun ve güçlü olmalarıdır.Bazıları ise 2 başlıdır.Kralları Hagnar çok acımasız bir komutandır.Dunkalarda en az Emegenler kadar tehlikeli bir kabiledir.Sivri dişleri ve tırnakları ile düşmanlarına kan kusturmaktadırlar.Öldürdükleri insan ve hayvan etleri ile beslenen vahşi bir kabiledir.Bu iki halkı da yanına alan Atlantis kralı bununla da yetinmeyip Barbarları ve çeşitli kabileleri de yanına alarak devasa bir ordu kurar.Müthiş bir şavas olacaktır:)Çok fazla detaya girmeyim yoksa sayfalarca yazmam gerekecek:)Oz'un komutanlarından da ayrı ayrı bahsedip büyüyü bozmak istemiyorum.Siz okuyunca göreceksiniz zaten.Ne komutanlar var romanda:) Demirdağlıları çok sevdim ben bu romanda.

Ejderhalı,aslanlı,kaplanlı,börülü,bol bol sihirli,kanlı ve sürükleyici bir roman okumak isterseniz buyrun:)

27 Kasım 2017 Pazartesi

9.İstanbul Edebiyat Festivali Başladı.




Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı'nın iş birliğiyle bu yıl 9'uncusu düzenlenen "İstanbul Edebiyat Festivali" edebiyat ve sinemaseverlerle buluştu.
Edebiyat ve sinema arasındaki güçlü bağlantıya değinilmek istenmiş festivalde.Edebiyat yoksa sinema da bir anlamda yok demektir.Edebiyat gelişecek ki sinemada güzel senaryolar izleyelim.Etkileşim bu bağlamda çok önemli.

Diğer adı "Edebiyat Mevsimi" olan festivalde, Semih Kaplanoğlu, Atilla Dorsay, Ali Ural, Ahmet Yenilmez, Samed Karagöz, Elif Dağdeviren, Prof. Dr. Kurtuluş Kayalı, Kamil Koç, Ahmet Turgut, Burçak Evren, Mesut Uçakan, Nazif Tunç, Sefa Önal, Bestami Yazgan ve Seyid Çolak gibi birçok kişinin katılacağı söyleşiler yapılacak.

Bu yıl "Sinema ve Edebiyat" temasıyla düzenlenen festivalde, müzik dinletilerinin yanı sıra her güne özel film gösterimleri yapılacak ve kendi alanında adını duyurmuş çok sayıda konuşmacı yer alacak.

Festivalin bu yılki "Onur Konuğu" ise son filmi "Buğday" ile adından söz ettiren yönetmen Semih Kaplanoğluolacak.

Oturumlarda yerli ve yabancı sinemaya dair edebi yaklaşımlar, edebiyat uyarlamaları, festivaller gibi sinemayı edebiyatla bütünleştiren birçok konu masaya yatırılacak, etkinlikler TYB İstanbul Şubesi'nin bulunduğu Sultanahmet'teki Kızlarağası Medresesi'nde gerçekleştirilecek.

15 Kasım 2017 Çarşamba

Türk Dünyası Genç Yazarlar Buluşması Başladı



Edebiyat alanımızda genç yazarlarımızın sayısı her geçen gün artmaktadır.Bu gelecek açısından Edebiyat alanında biz kitapseverleri umutlandırmaktadır.Sayı çoğalsın kaliteli eserler çıksın,rekabet artsın ki bizde keyif alarak yeni esereler okuyalım tabi:)

Edebiyat alanında gençlerin ilerliyor olmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Yılmaz, Kültür ve Turizm Bakanlığının desteklerinden bahsederek, toplantının çok anlamlı ve derin olduğunu kaydetti.


Yılmaz, "Burada oluşan birikim, bir sabun köpüğü gibi akıp gitmeyecek. Bu program 30 yıl sonra, sadece Türkiye'de değil Türk dünyasında iz bırakacaktır. Hiçbir kalıcı başarı, hak etmediği bir emeğin sonucu olmuyor. Önemli olan ortaya bir fikir koymaktır. Onun için fikri gelişime önem verilmeli. Fikri olmayanın fiili olmaz." ifadelerini kullandı.

Etkinliğe Kosova'dan katılan şair Sümeray Cenolari, "Umut Çiçekleri" adlı bir şiir kitabı yazdığını söyledi.

Cenolari, Kosova'nın Osmanlı topraklarından çıkmasıyla edebiyatın zayıfladığına vurgu yaparak, "İkinci Dünya Savaşı'nın ardından 1960'lı yıllarda edebiyatta tekrar gelişme oldu. Roman, öykü, şiir gibi birçok tarzda ürünler veriyor Kosovalı edebiyatçılar. Özellikle tiyatro oyunları, Kosova'daki edebi eserler arasında önemli bir yer tutuyor." dedi.

Kosovalı edebiyatçıların Türkiye'deki edebiyatçılardan da etkilendiğine işaret eden Cenolari, "Haldun Taner, Sait Faik Abasıyanık, Nazım Hikmet'in eserleri Kosovalı edebiyatçılara çok yansımıştır. Kosova'daki edebi eserlerde olay birinci ağızdan, yazar gözünden anlatılır. Şiir ya da öykülerde Kosovalı Türk ağzına yönelik ağıt, atasözü gibi ifadelere yer verilirken ninni de oldukça zengin bir kültür olarak yerini muhafaza etmektedir." değerlendirmesini yaptı.

Necip Tosun'un yazarlığı disiplinli bir hale getirmede önemli bir isim olduğuna dikkati çeken Subaşı, şöyle konuştu.

"Mustafa Kutlu ve Rasim Özdenören son dönem Türk öykücülüğünde adı mutlaka anılması gereken yazarlardan. 1980 sonrası kuşağa getirilen en önemli eleştiri, toplumsallıktan uzaklaşıp bireyciliğe yönelmeleri olmuştur. O kuşağın toplumsal sorunlara ilgisiz kaldığı, herkesin kendi benini anlattığı eleştirilerinde bulunuldu. Bu da içine kapanık, dış dünyanın gerçeklerinden kopuk bir edebiyat tutumu demekti aslında. İçinde haklı yanları bulunmakla birlikte, bu eleştirinin zamanla, gerçekleri tümüyle yansıtmadığı anlaşıldı. Hatta bir bütün olarak bakıldığında, bu dönemin öykücülüğümüzün parlak dönemlerinden biri olduğu görüldü."

Oturum başkanlığını Nüktedan Dergi Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Samet Çakır'ın yaptığı programda, TYB İstanbul Şubesi Başkanı Mahmut Bıyıklı da konuştu.



Türk dünyasının genç kalemlerini gençlerle buluşturmayı amaçlayan "Türk Dünyası Genç Yazarlar Buluşması"nda, edebiyatın ana dalları hakkındaki değerlendirmelerin yanı sıra dergi ve kitap tanıtımları yapılacak.


Müzik ve şiir dinletilerinin de yer alacağı buluşmalar, 18 Kasım Cumartesi günü sona erecek.

28 Ağustos 2017 Pazartesi

Sabahattin Ali-Kürk Mantolu Madonna



Bu kadar kısa sayfalara bu denli duyguyu bir yazar nasıl olur da sığdırır? Sabahattin Ali bunu çok iyi başarmış.Bu zevki bir de Kafka'nın Dönüşüm adlı romanında almıştım her ne kadar konuları farklı olsada sayfaları kısa kitaplara bu yazarlar dünyaları sığdırmış adeta.O kadar beğendim ki bu eseri nasıl anlatacağım bilemedim:) Boşuna Dünya Klasiği olmadı bu roman.Klasiklerin insan üzerinde bıraktığı lezzeti fazlasıyla bu kitapda bulabilirsiniz.

Herkesin kendinden birşeyler bulabileceği bu roman insanda acı bir tat bırakıyor sonuç itibariyle.Sayfalar hızlıca tükeniveriyor.Maria Puder karakteri öylesine oturmuş ki etkisinden bir süre kurtulamadık be:)

Bu roman insanın hayatı sorgulamasına neden oluyor.Sıradan bir insanın başından geçenleri okurken aslında o insanın  hiçte sıradan olmadığını anlıyoruz.Raif Bey gibi insanlar niçin yaşar diye düşünürken aslında onun derinlerde neler beslediğini duyunca şok oluyoruz ve ön yargılarımızdan sıyrılıveriyoruz.

Bu kitabın sonu böyle olmamalıydı be üstad demekten kendimi alıkoyamıyorum.Aslında sonu da çok etkileyici ama ben mutlu son arayanlardanım:) Herşeyiyle muhteşem bir şaheser.Kalemine, yüreğine sağlık Sabahattin Ali.

Şöyle bir eserden bahsedelim o halde:Boşta gezerken Hamdi adlı arkadaşı ile karşılaşan bir şahsın bu  arkadaşı vasıtasıyla işe girmesini ve işyerinde Raif efendi ile tanışmasıyla ve onun hayatını sorgulamasıyla başlıyor roman.Raif efendi içine kapanık, herşeye evet diyen, sabır dolu ve çalışkan bir tercümandır.Almanya'da bir süre kaldığından dolayı bu dili öğrenir ve ülkesine dönünce tercüman olur.Bir gün çok hastalanır ve ölüm döşeğinde iken arkadaşından birşey ister.İşyeri çekmecesinde sakladığı Kara kaplı bir not defterini yakmasını ister.İşte o defter herşeyin şahitidir.Yaşanan anıların,aşkların, acıların, yoksulluğun kısaca hayatın ta kendisi o defterde saklıdır.

En sevdiğim kitaplar arasına balıklama daldı adeta bu roman.Kitap hayli popüler olduğundan elim bir türlü gitmemişti.Ne kadar yanlış düşündüğümü kitap bitince daha iyi anladım.Okunacaklar listenizde varsa biraz üst sıralara taşıyın derim bu güzel eseri.

27 Ağustos 2017 Pazar

Muzaffe İzgü 84 Yaşında Hayatını Kaybetti



Edebiyat hayatımızdan bir yıldız daha kaydı malesef.Özellikle çocuk kitapları ile ön plana çıkan usta yazar Muzaffer İZGÜ hayatını kaybetti.Yakınlarına başsağlığı diliyoruz.84 yaşında kanserden hayatını kaybeden İzgü'nün 98'i çocuk kitabı olmak üzere toplam 154 kitabı bulunmaktadır.

Çocuk kitapları denilince akla ilk gelen yazarlardan olan İzgü evli ve 3 çocuk babasıdır.

24 Ağustos 2017 Perşembe

Eski Basım Eserleri Çöpe Atan Zihniyet!!




Arkadaş hala anlam veremiyorum kitaplar neden çöpe atılır?Bir de bu kitaplar eski basım.Benim gözümde daha çok değeri olan kitaplardır.Başka ülkede olsa adamlar bu kitapları koruma altına alır,biz de ise maalesef tam tersi oluyor.


Kitaplara verdiğimiz değer aslında bu haberle bir paralellik göstermekte.Çoğumuzun başına gelmiştir,çöp atmaya gidersin bir bakarsın yığınla kitap çöpte.Gerçekten çok üzücü bir tablo.Ya madem kitaplar sana fazla geliyor,git kütüphanelere bağışla,git maddi durumu kitap almaya yetmeyen ama okuma hasreti çeken insanlara ver.

Adana'da bir okulun çöpünde yüklü miktarda eski basım kitap bulunmuş.Bu kitapları çöpten alan atık kağıt toplayıcıları kentteki bir sahafa satmışlar.İyi bari en azından yakmamışlar:)Güler misin ,ağlar mısın.21 yıllık koleksiyoner Kösedağ: "Kitap bir kültür aracı değil de zaman geçirmek için kullanılan, işi bitince kaldırılıp atılan bir obje gibi görülüyor"

Aynen çok doğru söylemiş Kösedağ.Bir de bu kitaplar arasında okumaktan en çok zevki aldığım Türk ve Dünya klasikleri varmış.Gel de kızma arkadaş.Ne zaman bu zihniyetten kurtulacağız acaba?Son zamanlardaki gelişmeler hepimizi umutlandırıyor aslında.Okumu oranında gözle görülür bir artış var.Umarım çok daha güzel haberler veririz bu anlamda.Bol okumalı günleriniz olsun,sevgiler:)