29 Şubat 2012 Çarşamba

Yeni Kitaplarım:)

Bugün havanın güzel olmasını fırsat bildik ve bir alışverişe çıkalım dedik.Erzurumda uzun süredir hava -20'nin altına düşmüyordu ama maşallah ki 2 gündür süper bir hava var.Umarım bu şekilde devam eder.Alışverişi tam bitirmek üzereydim ki birde ne göreyim kitaplar:).Eee alışveriş yapılır da kitap alınmaz mı?Tabi ki alınır:)




Aslında aradığım kitapları bulamadım ama buna da şükür:).Polisiye gerilim manyağı olarak Tami Hoag'ın eserlerini görünce almadan edemedim.Daha önce Psikopat romanını bloğumda paylaşmıştım.Çok güzel yazıyor tami Hoag.Jean Christophe Grange nasıl polisiye-gerilimin kralı ise Tami Hoag'da kraliçesidir bana göre.Harlen Coben'in bu kitabı elimde yoktu.Orman,Kayıp ve Asla Vazgeçme kitapları elimde vardı.Kapan'ı görünce tereddüt etmeden aldım hemen.Vampir temalı hiçbirşeyi sevmem ama Anne Rice'ı çok methettiler bana.Pandora elimde vardı bu eserini de aldım.Bakalım nasılmış bizim vampirler:).Okuduktan sonra paylaşırız tabiki yorumlarımızı.




Uzun lafın kısası iyi bir alışveriş oldu.Hepinize iyi günler dilerim...

28 Şubat 2012 Salı

Stephen King-Kara Kule Serisi 4.Kitap-Büyücü Ve Cam Küre

Karakule serisinin 4.kitabı olan Büyücü ve Cam Küre diğer serilerinden biraz farklı.Bu seride Kahramanımız Roland'ın geçmişine gideceğiz.Ve ilk aşkı olan Susan Delgado ile tanışacağız.Vay be meğer bizim kahramanımız da aşık olabiliyormuş:)Ayrıca çocukluk arkadaşları olan Alain ve Cuthbert'den de sık sık yer verilmiş.Roland'ın silahşör olacağı aslında çocukken belliymiş.



Diğer karakterlermiz fazla önplana çıkmıyor.Birde Roland bu bölümde bir medyumun yanına gitmek zorundadır.Ondaki camküreyi almalıdır ki yoluna devam edebilsin.Medyum tam bir cadıdır.Korkunç bir karakterdir.Bakalım küreyi elde edebilecekler mi ve kürede neler olup bitmektedir?



Bu seri diğerlerine göre biraz hareketsiz ve durağan geçiyor.Sonlarına doğru heyecan artıyor.Bakalım diğer seri de ne gibi sürprizler bekliyor bizi.Karakule serisi gerçekten insanı alıp başka diyarlara götürüyor.Müthiş bir seri.Daha ne diyebilirim ki?

25 Şubat 2012 Cumartesi

Stephen King-Karanlık Çökünce (Korku-Gerilim)


Geçen sene zevk ile okuduğum bir kitapdı.Gece yatmadan önce çok güzel gidiyor.Gece yatağınızda biraz gerilmek ve korkmak istiyorsanız tam size göre bir eser.İçerisinde birbirinden bağımsız kısa öykülerin bulunduğu,çerez niyetinde gidebilecek bir kitap.Tabi Stephen King ustanın hayal gücüyle kısa öyküler birleşirse bu müthiş son kaçınılmazdır.Stephen King okumayı o kadar çok seviyorum ki anlatamam.

Buda Kitabın orijinal tanıtımı:
Stephen King, altı yıl önce yazdığı Karanlık Öyküler’den sonra okurlarına yepyeni bir öykü kitabı daha sunuyor. 2007 En İyi Kısa Amerikan Öyküleri Antolojisi’nin konuk editörü olan King, bir yıl boyunca yüzlerce öykü okudu. Edebiyatın bu dalına olan tutkusu Karanlık Çökünce’de açıkça görülüyor. Mutsuz bir pazarlamacının, arabasına aldığı dilsiz otostopçu bazen iyi bir dinleyici olabilir.

Kötü kolesterolünü düşürmek için egzersiz yaptığı bisikletin kendisini esir alıp korkunç bir yolculuğa çıkardığı bir adamla da karşıla-şabilirsiniz bu öykülerde. Ayna adlı öyküdeki kör kızın küçük bir öpücük ve hafif dokunuşla yarattığı mucize farklı ve ilginç bir öykü-dür. Karanlık Çökünce, ki buna ister akşam karanlığı deyin isterseniz alacakaranlık; insan ilişkilerinin insanlıktan uzak bir biçime dönüştüğü, hiçbir şeyin aslı gibi görünmediği, hayal gücünün, karanlıklar içine dağılan gölgelere ulaşmaya çalıştığı ve gün ışığının sönüp sizi korkularınızla baş başa bıraktığı zamandır. Ve işte bu, tam Stephen King okuma zamanıdır.

23 Şubat 2012 Perşembe

İlk mi Son mu?


Herkes 'ilk' olmak ister,
İlk aşk,
İlk öpücük..

Oysa ilk geçicidir.

Sahip olduğunuz hangi ilk hala sizin (?)

Ama kimsenin istemediği 'son' farklıdır.
Çünkü ondan ötesi yoktur.

Heyecandan avuçlarınızın terleyerek tuttuğu 'İlk' elle değil,

Güvenerek sımsıkı tuttuğunuz 'Son' elle girersiniz mezara...

22 Şubat 2012 Çarşamba

Ayşe Kulin-Geniş Zamanlar

Birbirinden bağımsız altı farklı öykünün anlatıldığı hoş bir kitap.Füreya'dan sonra okuduğum ikinci KULİN kitabı.Beğenerek okudum açıkası.Her öykünün içerisinde hayatın kendisini bulabileceğimiz ayrıntılar saklı aslında.

Bir öyküde kocası ile arasında yaşanan sorunlardan ve berbat bir ilişkiden bahsediyor  yazarımız.Başka bir öyküsünde hemşirelik okuluna giden orada bir doktora aşık olan ve daha sonra ilişkileri hüzünlü bir şekilde biten bir aşk hikayesi anlatılıyor.Bir sonraki öyküde yozlaşmış bir din bağnazının karısını öldürmesi konu alınıyor.Kadınlara şeytan gözüyle bakan bir caninin öyküsü.

Bir yazısında da  göğüs kanseri olan kadının hayata bakış açısını konu edinmiş.Köylerde bulunan sağlık sorunlarına ve bazı hastahanelerdeki sıkıntılardan bahsetmiş.Bir bayanın doktor olmadığı için hastahanede düşük yaptığı bir öykü de var.Ayrıca hayatta yalnız kalmış,bir arkadaşın eksikliğini hisseden bir kadının öyküsü...

Sıkılmadan okuyacağınız güzel bir eser,tavsiye ederim...

21 Şubat 2012 Salı

V.C ANDREWS-Çatının Sırları (Duygusal-Romantik)

Çatı serisinin 2.kitabı ve Çatıdaki Nefes  adlı eserin devamı olan müthiş bir şaheser.Bayılıyorum bu seriye.Akıcı ve sade dili herzamanki gibi kendini gösteriyor.Klasik Türk Filmleri'ni seviyorsanız tam size göre bir eser diyebilirim.Duygusal ve çok romantik bir seri gerçekten.

Konuya gelince:

Başkarakterimiz Dawn çok duygusal bir bayandır.Fakir bir ailede büyümüştür.Ancak bu onun asıl ailesi değildir.Küçükken kaçırılmış ve asıl ailesi çok varlıklı bir ailedir.Bu aile Cutler Koyu denen bir yerde Cutler Oteli'nin sahibidir.Cutler Otelini Cutler Nine yönetmektedir.Ve Dawn'dan nefret etmektedir.Ve Dawn'ın küçükken başka bir ailece kaçırılmasına önayak olmuştur.Dawn yıllar sonra gerçeği öğrenir.Lakin annesi sandığı kişi ölmüştür artık.Üvey kardeşi Clara Şue yıllar sonra ortaya çıkan Dawn'dan nefret etmektedir.Cutler Nine Dawn'ı bir arkadaşının pansiyonuna yerleştirir ve Dawn bir sanat akademisinde okumaya başlar.Yurttan ve okuldan bir arkadaşla tanışır.Onun adı Trisha'dır.Dawn2a hep destek olur.Dawn gönlünü hocası olan bir ses sanatçısına kaptırır.Bu star ise Dawn'ı hamile bırakıp kayıplara karışır.Artık Dawn'ın işi çok daha zordur.Dawn'ın hamile kaldığını öğrenen Cutler Nine onu kardeşininm yanına gönderir.Kardeşi ise tam bir zırdelidir.Dawn'a hep işkence eder.Dawn bu talihsiz yerde çocuğunu dünyaya getirmek zorunda kalır ve onu bu bataklıktan çok sevdiği Jimmy kurtaracaktır.Ve asıl bomba eserin sonunda ortaya çıkar(Okuyun da görün:)

Yine bomba gibi,duygusal ve bir o kadar da romantik olan bu seriyi şiddetle tavsiye ederim.

16 Şubat 2012 Perşembe

Stephen King-Kara Kule Serisi 3.Kitap-Çorak Toprak

Bu seriye bayılıyorum.Serinin üçüncü kitabı ve Üç'ün Çekilişi nin devamıdır.Çorak topraklar serinin en sevdiğim romanı.Mükemmel ötesi bir heyecan.Kahramanımız bildiğimiz gibi yanına 3 kişi çekmişti.Eddie ve Odetta holmes ile yoluna devam ediyor.Bu sefer işi çok zor.Koskocaman bir çöl var aşması gereken ve çölde geçit vermeyen iblisler dolaşıyor.Hatta iblisin biri Odetta Holmes'a saldırıp onu öldürmeye kalkacaktır.Eddie,Odetta ve Roland bakalım büyük çölü aşabilecek mi?


Birde Çuf Çuf Charlie ile karşılaşacağız.Bu adından da belli olduğu gibi bir trendir.Bu trene binmek zorunda kalan kahramanlarımızın başı derttedir.Tren sürekli bulmaca soracaktır ve birini dahi bilemezlerse ölecekler.



Yine müthiş bir serüven daha bir sürü detay.Yerin altındaki çukarda amansız mücadele.Jack'in katil tarafından kaçırılıp yer altına hapsedilmesi,onu kurtarmaya çalışan Roland'ı bekleyen sürprizler.Kısacası gerilim adına herşey var bu eserde.Şiddetle tavsiye ederim.

14 Şubat 2012 Salı

Nesin Sen?


Aziz Nesin'e soyadını sorarlar;
Şöyle cevap verir:
1934 yılında soyadı kanunu çıktı.
Herkes kendi soyadını kendisi seçtiği için,
İnsanların bütün gizli aşağılık duyguları ortaya çıktı.
Dünyanın en cimrileri 'eli açık',
Dünyanın en korkakları 'yürekli',
Dünyanın en tembelleri 'çalışkan' gibi soyadları aldılar!
Kendime Nesin soyadını aldım.

Herkes, NESİN ? diye çağırdıkça,
NE OLDUĞUMU DÜŞÜNÜP HATIRLAMAM İÇİN.

Stephen King-Kara Kule Serisi 2.Kitap-Üç'ün Çekilişi

Fantastik Edebiyatın kilometre taşı olacak bu eseri okumaya bayılıyorum.Yeniden başlayacağım seriye sanırım:)Kendimi inanılmaz bir dünyanın içinde buluyorum bu seriyi okurken.Bu tarz Fantastik Edebiyat sevenlere şiddettle önerilir.

7 Kitaptan oluşan Karakule serisinin 2.kitabı olan Üç'ün Çekilişi daha önce paylaşmış olduğum Silahşör'ün devamıdır.Hatırlayacak olursanız silahşör siyah giyinen adamın peşinden gitmişti.Bu eserde siyah giyinen adamın peşinden gitmeye devam eder ve tam onu yakalamıştır ki aniden kendini yerde bulur.Uyandığında ise kendini Orta Dünya'da Batı Denizi kıyısında bulur.Karşısında farklı zamanlara açılan 3 tane kapı görür.Kapılar öyle birşey ki sadece giriş kısmı var arkadan bakıldığında görülmüyor.İşte bu kapılar farklı zamanlara açılmaktadır ve Roland'ın yapması gereken her 3 kapıya da girip 3 kişiyi kendi macerasının içine çekmektir.

İlk kapı 1987 yılına uzanmaktadır.Burada Roland Eddie Dean adında bir eroin bağımlısıyla karşılaşır.Eddie çok uçuk bir karakterdir ve benim favori karakterlerimdendir.Her ortamda espri yapmasını bilen,sıcak kanlı bir karakterdir.Roland Karakuleye ulaşmak için Eddie'yi Newyork'tan bulunduğu yere çeker.

İkinci kapı 1964 yılına açılmaktadır.Burada Odetta Holmes adında bir bayanla karşılaşacaktır.Odetta bir tren kazasında bacaklarını kaybetmiştir.Bu bayanın içinde 2.bir Holmes vardır.Bir çeşit iblis ve daha sonra adı Detta Holmes olacaktır.Çift kişilikli bir kadın.Bir yanı iyi diğer yanı ise şeytanca planları olan bir kadındır.Roland bu karakteride yanında almak zorunda kalır,kuleye ulaşmak için.

Üçüncü kapı 1977 yılına açılmaktadır.Yine New York sokaklarında bulacaktır Rolan kendini.Ama bu sefer çok büyük bir katili kapıdan çekmek zorunda kalacaktır.Bu adam Jack Mort adında insanları canice katleden bir canavardır.Malesef ki Roland bu cani adamıda yanına çekmek zorundadır.

Bakalım Roland ne derece doğru karar verdi ve bu karakterleri yanına aldı.Bunlar onun doğru yolu bulması için yardımcı mı olacak,yoksa Roland'ın işini dahamı zorlaştıracak?Müthiş bir serüven sizleri bekliyor.

12 Şubat 2012 Pazar

Kristin Hannah-Ateşböceği Yolu

Bu eseri anlatacak kelime bulamıyorum.Hani derler ya kelimeler kifayetsiz kalır buda öyle birşey.Son sayfalar geldikçe kitabın bitmemesini istedim.Duygusal açıdan bir kitap okurken bu kadar etkilendiğimi hatırlamıyorum.Az kalsın ağlatacaktı beni son sayfalarda.Dostluk bu kadar mı etkili ve yoğun bir şekilde anlatılır.Kristin Hannah'a ne kadar teşekkür etsem azdır;bu derece güzel bir eser yazdığı için.O kadar sade yazmışki okurken içine alıyor insanı.Türkçe'ye çevirisi de çok başarılı.Konudan yüzeysel olarak bahsetmek gerekirse:

9 Şubat 2012 Perşembe

Film Arası

Biraz film arası verelim dedik  ve sinemaya gittik.Hangi film hangi film derken kendimizi Berlin Kaplanı filminde bulduk.Fena sayılmazdı hani.Konu itibariyle biraz sıradan gibi görünsede izlenmeye değer bence.Ata Demirer'in Almanya'da yaşayan bir karakteri canlandırması çok güzel ve başarılıydı.Almanyada yaşayan Türkler bilirsiniz Türkçe şiveleri biraz garip ve ssevimlidir:) İşte bunu çok iyi aktarmış beyaz perdeye Demirer.Klasik aşk temalı bir film.Almanya'da yaşayan bir boksörün maceraları ve Türkiye'ye dönmesiyle birlikte aşık olması vs..
 İzlenmeye değer bir film olduğunu düşünüyorum...

7 Şubat 2012 Salı

Stephen King-Kara Kule Serisi 1.Kitap-Silahşör



Fantastik edebiyatın en iyi örneği diyebilirim bu esere.Yüzüklerin efendisinden bile çok sevdim.Bu fantastik yolculuk Stephen King'in hayal dünyası ile birleşince tadından yenmiyor hani.Yedi sersiden oluşan karakule serisinin ilk kitabıdır silahşör.Kahramanımız Gileadlı Roland çok güçlü ve gizemli bir karakter olarak bizleri büyülüyor.Onun tek hedefi karakuleye ulaşmaktı.O uğurda hertürlü fedarkarlığı yapacaktı.Karakuleye ulaşmak hiç kolay olmayaktır.Karakule bu dünyanın kaynağıdır ve bütün gücü elinde barındırmaktadır.Bir o kadar da kötülüklerle doludur.

Peki Roland niçin karakuleye gitmek ister?

Rüyalarında çocukluk dönemindeki çatışmaları görecektir ve babasını siyahlı giyen adamın öldürdüğünü görecektir.Siyahlı giyen adamında karakuleye kaçtığını görecektir.İntikam almak için karakuleye gitmesi gerekmektedir.Fakat bu hiç te kolay olmayacaktır.Nitekim karakule çok büyük ve ölümcül bir çölün arkasındadır.Bu zamana kadar kadar kimse çölü geçememiştir.


Gileadlı Roland siyah giyinen bir büyücüyü kovalayarak başlar maceraya.Ve bu takibin ardından bir kasabaya varacaktır ve Orada Jack adında bir karakterle karşılaşacaktır.Daha sonra bu çocukla yoluna devam edecektir.

Karakuleyi anlatmak gerçekten çok zor.Anlatılmaz yaşanır derler ya o türden bir roman.Çok gizemli olaylar var ve inanılmaz sürükleyici bir roman.
Hayatımda hiçbir seriyi bu kadar merak etmemiştim ve heyecanla okumamıştım.Kesinlikle denemelisiniz bence..

4 Şubat 2012 Cumartesi

Paulo Coelho-Elif

Simyacı eserini okuduktan sonra bu kitapdan çok umutluydum.Ama hayalkırıklığına uğradım.Bu kadar vasat bir konu görmedim.Olaylar birbirinden o kadar kopuk ki bağlamak imkansız gibi.Tamam sevgi adına güzel sözcükler var,olaylardaki keşmekeş insanı bunaltıyor.Paulo Coelho bir tren gezisine çıkar.Bu gezi 9288 km sürecektir.Dünyanın en büyük 3.tren istasyonunda başlar yolculuk.Bu yolculukta yazara Yao adınada bir Çinli,yayıncısı ve Hilal adında Türk asıllı bir kemanist katılacaktır.Bu eserde Coelhe sık sık başka dünyalara gidecektir.Bir nevi reakarnasyon anlatılıyor aslında eserde.Sürekli başka yaşamlara daha doğrusu önce yaşadığını iddia ettiği hayatlara yolculuk yapıyor.Bir nevi kendi iç dünyasına yolculuk yapıyor.Hilalle aralarında duygusal bir bağ oluşuyor.Ve Hilal'le sık sık Elif'e giriyorlar.Elif Bu dünyaya uzanan paralel bir dünya..Yani bir tür 3.boyut.Bu dünyada yazar sürekli geçmişiyle yüzleşecktir.

Bu kadar karmaşık olaylar zinciri var romanda.Tamamen zaman kaybı diyebilirim.Paulo Coelho bu eserle birlikte sınıfta kaldı.Simyacı gibi bir eser yazan yazara yakıştıramadım açıkcası:(..

2 Şubat 2012 Perşembe

E-Kitap da Neyin Nesi?Ben Kitabı Doğal Haliyle Severim

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte kitap sektöründe de değişiklikler oldu tabi.E-kitap furyası başladı biranda.Ben bu uygulamaya çok karşıyım.Dijital ortamda kitap mı okunurmuş canım:)Belki bu yorumu bu ne cahillik diye adledebilirsiniz.Ama ben kitabı alıp elimde hissetmem lazım.Yeri gelince üzerinde uyuya kalmam lazım,bazen öyle okurum ki sayfaları kırış kırış olsada,bana sitem eder gibi dursa da kitaplığa koyduğum zaman dimdik buradayım der bana kitaplarım.Kitap kitaplıkta güzeldir,cepte,pc de ipod vs değil....

Tabi herkesin yorumuna saygı duyarım benim düşüncelerim bu yönde.

1 Şubat 2012 Çarşamba

Paulo Coelho-Simyacı

Masalımsı havada geçen yer yer öğütler içeren müthiş bir eser.Bu zamana kadar defalarca gözüme çarpmıştı,okumadım bugüne nasipmiş.Meğer ne çok geç kalmışım bu denli bir eseri okumak için.Elime almamla bitmesi bir oldu.Kendi menkıbesini gerçekleştirmek için düşmüştü yollara Santiago.Küçükken dini okula gönderilmişti babası tarafından ama bu okula devam etmedi.Din adamı olmak istemiyordu.Tek isteği gezmek,farklı diyarlar görmekti.Bunun uğruna babası çoban olmasını istemişti.Bir miktar para verdi oğluna ve oğlu çoban oldu.Kilise tarzı bir yıkık bina da kalırdı Santiago ve 2 gece üstüste aynı rüyayı gördü.Rüyasında küçük bir çocuk onu kolundan tutup Mısır Piramitlerine götürüyordu.Rüyanın anlamını öğrenmek için Santiago çingene bir büyücüye gider.Büyücü ona rüyasını takip edip Mısır'a gitmesini ve orada hazine bulacağını söyler.Bunun üzerine koyunlarını satar ve yollara düşer.Yollarda başına neler neler gelecektir.Güzel serüvene katıldım ve adeta onunla bereber seyahate çıktım.Acaba Santiago hazineyi ele geçirebilecekmiydi?Başına neler gelecekti?Kime aşık olacaktı?Yoksa bomboş geri ülkesine mi dönecekti?

Bir de yollarda arkadaşımıza Simyacı denen kahin tarzı adam eşlik edecektir.Simyacı içtiği iksirle hiç yaşlanmamaktadır ve elindeki madenle bazı nesneleri altına çevirebilmektedirler.

Sade dili ve güzel kurgusuyla tam bir başyapıt.İnsanın düşlerini gerçekleştirmesi için giriştiği o üstün mücadeleyi gözler önüne seriyor.Bir hedefimiz varsa o uğurda herşeyi feda etmeliyiz.Bunu çok güzel vurguluyor yazar.Okuyun lütfen okumadıysanız...