31 Mart 2012 Cumartesi

Tami Hoag-Şahitler Kulübü (Polisiye-Gerilim)

Polisiye Gerilim'in kraliçesi Tami Hoag'dan güzel bir roman daha.Bu dalda çok başarılı bir yazar bence.Psikopat eseriyle tanıdım bu yazarı ve bu romanından sonra bütün romanlarını okuma kararı aldım.Kitaplarının en  sevdiğim yanı sonunun kolay tahmin edilememesi ve romanın kendisini hemen ele vermemesi.İşte bu özellik çok hoşuma gidiyor.Katil kim tarzı romanlardan hoşlanıyorsanız tam sizlik bu roman.Polisiye-Gerilim sevenler için çerez niyetine gidecektir.

Konudan bahsedecek olursak:
Elena Estes eski bir dedektiftir.Dedektifliği bıraktıktan sonra bir at çiftliğinde çalışmaya başlamıştır.Birgün iş çıkışı  kanal içerisinde bir ceset görür.Bu ceset yirmili yaşlarında bir bayan cesettir.Tam anlamıyla bir kadavraya dönüşmüştür.Kanal içerisinde bulunan timsahlar bazı uzuvlarını yemiş ve neredeyse cesedi tanınmaz hale getirmiştir.Elena hemen Polisi arar ve eski iş arkadaşı olan Landry hemen olay yerine gelir.Elena katili bulmaya kararlıdır.Çünkü ceset aynı yerde çalıştığı arkadaşı olan İrina'ya aittir.Eski mesleğinin avantajlarını kullanan Elena kişisel çabalarıyla bakalım katili bulabilecek mi?
Cinayeti aydınlatmak çok zor olacaktır.Nitekim kahramanlarımızın karşısında Şahitler Kulübü vardır.Kendilerine böyle hitap eden topluluk olayla ilgili hiç açık vermez ve bu onlar için büyük bir sırdır.Elena ve dedektifleri ne gibi zorluklar ve sürprizle beklemektedir?

Heyecanla okuduğum ve sonunda hadi ya dediğim güzel bir roman.Tavsiye ederim...

30 Mart 2012 Cuma

Kitap Cumhuriyeti'min Yeni Hazineleri:)



Kitap almayı her zaman çok sevmişimdir.Bugün de kitapçının önünden geçerken kabarık olan listem aklıma geldi ve bir hışımla girdim dükkana.Ne zamandır gözüme takılan Küçük Mucizeler Dükkanı ve Bir Yumak Mutlulu'ğu görünce almadan edemedim.Kısa bir süre önce açlık oyunları serisinin ilk kitabını okumuştum ve çok beğenmiştim.Seriyi tamamlamak farz olmuştu ve almak mecburiyetinde kaldım:)Erebos'da hep gözüme takılıyordu ve onu da edindim.Biraz da harmanladım aslında kitapları.Duygusal birşeyler de alalım dedik:).Okuduktan sonra birbir paylaşacağım bu güzel kitapları sizlerle,sevgiler....

27 Mart 2012 Salı

Stephen King-Karakule Serisi 6. Kitap-Susannah'ın Şarkısı (Fantastik Edebiyat)




Artık kuleye sadece bir adım kaldı.Kitabı bitirdiğimde hemen son kitap olan Kule'yi okumak için o kadar heyecanlanmıştım ki anlatamam.Roland'ın kateti bu bölümde 2'ye ayrılmıştır.Yazarın da olayların içerisine tabi olması çok ilginç ve güzeldi.İblis'in çift kişilik yaptığı ve kötü tarafının ele geçirdiği Susannah'ı kaçırması ve akabinde gelişen olaylar gayet akıcıydı ama diğer serilerine göre kitap kısa gibi geldi bana.Bir de gülü korumak çok önemliydi bu kitapda.Bakalım Susannah sağ salim ele geçirilebilecek miydi?
Bir solukta okumuştum bu eseride .Bakalım serinin son kitabı olan Kule'de bizi ne gibi sürprizler bekleyecek?

Arka Kapaktan:

Çocuğunu doğurmak için Susannah Dean’in vücudunu ele geçiren Mia, Siyah On Üç gücünü kullanarak onu New York kentine nakleder. Yıl 1999, mevsim yazdır.
Susannah kente tamamen yabancıdır. Onun aklını ve bedenini paylaşan "Hiçliğin Kızı" içinse durum dehşet vericidir.
Bu arada Mannilerin de yardımıyla geride kalan ka-tet, geçiş kapısı olan mağaradan çıkınca kullandıkları büyünün başına buyruk hareket ettiğini acı biçimde fark ederler.
Stephen King’in yedi ciltlik muhteşem yapıtının altıncı kitabı olan Susannah’ nın Şarkısı, Kara Kule gizemini ortaya çıkaracak büyüleyici bir anahtar… King yine temposu hiç düşmeyen inanılmaz bir gerilim romanıyla karşımızda!…

22 Mart 2012 Perşembe

Suzanne Collins-Açlık Oyunları Serisi 1.Kitap (Fantastik-Macera)

Hayatta kalma mücadelesinin konu alındığı harika bir roman.Film izler gibi okudum romanı.Ünlü yazar Stephen King:''Elimden bir an olsun bırakamadım'' demişti.Bende aynen öyle oldum ve bir an bırakamadım.Ölümle yaşam arasındaki o küçük çizgide kıyasıya bir mücadele.24 kişiden sadece bir kişi hayatını kurtaracak.Sürprizlerle dolu,okurken insanı az da olsa geren,aksiyonun biran eksik olmadığı müthiş bir roman.Okurken biran Gladyatör filmi geçti aklımdan:).Yaşamak için öldür...

Konudan yüzeysel bir şekilde bahsedersek:

Panem adında bir ülke vardır.Bu ülke 12 adet mıntıkaya ayrılmıştır ve her mıntıkanın bir özelliği vardır.Kimisi tarımda gelişmiştir,kimisi başka dallarda.Panem'de her yıl düzenlenen bir oyun vardır.Aslında Capitol denen yerde düzenlenir oyunlar.Orada dev bir arena vardır oyunlar için.Bu ölümcül oyunun adı Açlık Oyunları'dır.Her mıntıkadan katılan 2 haraç ile(Haraç yarışmaya katılan şahıslara verilen isim) toplam 24 haraç vardır.Bunlar yaşları 12 ile 16 arasında olan çocuklardan seçilmektedir genelde.18 yaşında olanların girme ihtimali çok düşüktür.Bu kişiler yaşlarına göre kuraya tabi tutulurlar ve kim çıkarsa kurada yarışmaya o katılır.Ancak birde gönüllü haraçlar vardır.Katniss buna en iyi örnektir.Kardeşi kurada çıkınca kendini onun yerine yazdırır gönüllü olarak.Nitekim kardeşinin ölmesini istememektedir.Bu oyun ölümüne bir oyundur ve canlı olarak yayınlanmaktadır.Herkes oyunları evinden yada şehire kurulan ekranlardan izlemektedir.Bu oyunlarda en şanslı mıntıka 1.,2. ve 4. mıntıkadır.Bizim Katniss ise 12.mıntıkadan Peeta ile birlikte girecektir yarışlara.Katniss hayatını avlanmakla geçinen bir kızdır.Bu yönü ile çok iyi ok kullanmaktadır.Peeta ise güçlüdür ve iyi bıçak kullanmaktadır.Diğer haraçlarda çok sağlamdır.Ama benim aklıma en çok kazınan Rue olmuştur.(Diğer haraçlar içerisinden).Cato da çok güçlü bir haraçtır ve 2.mıntıkadan katılmaktadır.Oyunların başlaması ile macera bizi içerisine alır.Ölmemek için herşeyi yapcaklardır.Ne gibi olaylar gelişecek ve hangi haraç canlı kalmayı başaracaktır?

Tek kelimeyle harika bir yapıt.Ancak bu bir seriymiş.Bende sonradan öğrendim ve serinin ilk kitabı bu açlık oyunları. 3 Seriden oluşan bu eserin diğer kitapları:Ateşi Yakalamak ve Alaycı kuş.Derhal diğer kitaplarını alıp okumam lazım.Şiddetle de okumayanlara öneririm...

18 Mart 2012 Pazar

Sofi Oksanen-Araf (Psikolojik-Macera)

Büyük bir umutla okumaya başladığım daha sonralarında ise hayal kırıklığına uğradığım bir kitap.Konu itibariyle vasatı geçememiş roman.Olaylar arasındaki kopukluk ve sıradan temposu ile çok da beğendiğimi söyleyemeyecağim.Zaten içerisine Rus siyaseti girdiği zaman kitaplar bana itici gelmeye başlıyor.Estonya'nın bir anlamda dış güçlere karşı giriştği mücadeleden yüzeysel olarak bahsediyor.Almanya ve Rusya'ya da dokundurma yapıyor.Asıl konusuna gelecek olursak:

Aliide birgün bahçesinde bir yabancı ile karşılaşır.(Aliide kırklarında bir bayandır)Karşılaştığı şahıs bir bayandır.Yalnız bu bayanın durumu çok kötüdür.Heryerinde morluklar vardır.Saçları darmadağın ve pis kokmaktadır.Aliide içeriye alır yabancıyı.Banyo yapan ve karnını doyuran yabancı biraz kendine gelir ve başından geçenleri anlatır Aliid'e.Bayanın ismi Azra'dır.Büyük umutlarla Estonya'dan batıya çalışmaya gitmiştir ancak bir fuhuş çetesinin eline düşer.Cinsel istismara uğrar.Onu pazarlayanlar videolarını çeker ve kaçtığı takdirde bu videoları ailesine göndermekle tehdit ederler.Zara birgün o yerden patronunu öldürüp kaçar.Çete peşine düşmüştür.Zara'nın sığındığı kadın olan Aliide ile aralarında bir bağ vardır aslında.Zaranın anneannesinin kardeşidir Aliide.Bu arada eskilerden bahseder roman sıksık.Aliide'in eski yaşantısından.Estonya'dan ayrılan kızkardeşi olan İgnel ve onun kızı Linda'dan.Ve Ignel'in kocası olan Hans'tan.Aslında Aliide kardeşinin kocası olan Hans'a aşıktır.Derken Zara'nın peşine düşen çete yerini öğrenir ve Aliide'in kapısını çalar.Aliide kimsenin olmadığını söyler ve 2.gelişlerinde adamları öldürür.Sonlarında ise sık sık Estonya'nın siyasi olaylarından bahseder kitap.

Sonuç olarak ilk başta da dediğim gibi vasat bir roman.Arkasını okuyupta aldandığım akabinde hayal kırıklığına uğradığım bir kitap.Sonlara doğru kendini okutsa da başları felaket sıkıcıydı.Yine de kötü diyemeyeceğim bu kitaba.İlla ki beğenenler çıkacaktır.Sevgiler...

16 Mart 2012 Cuma

Uğur Böceği El Sanatları'ndan Çekiliş

Evvveeeett!!!
Facebook daki sayfamı izleyen arkadaş sayısı 300 e ulaşınca çekiliş yapacam demiştim.
Sonunda bende çekilişimi başlatıyorum artık.
Not : Resmin büyük halini görmek için üzerine tıklayınız..

*** 2 tane hediye veriyorum.Erkek takipçilerim için MASKOT , kadın takipçilerim için YÜZÜK..

Çekilişimin şartlarına gelince..

1)Blogumu izlemeye almanız gerek.
2)Çekilişi blogunuzda, facebook/twitter da resimli olarak duyurmanız gerek.
3)Çekiliş blogları, facebook/twitter sayfalarının yorumları kabul edilmeyecektir.Bu bloglar yorum yazarsa yorumları silinecektir.Adsız yorum bırakanların yorumları silinecektir.
4)Bu yazının altına duyurunuzun linkini yorum olarak belirtmeniz gerek :)

Çekilişe son katılım tarihi : 15 Nisan 2012
16 Nisan'da kura çekilecektir..
AYRINTILAR İÇİN:


Ninenin Ölmüş Kocasına Mektubu!!




Son GÜNLERDE; bir surat bir surat ki GELİNDE, çayımı bile yarım dolduruyor BEY. Allah'tan KULAKLARIM ağır işitiyorda, duymuyorum ne söylediğini…! Ama yinede HİSSEDİYORUM..! Beni, bu evde galiba istemiyor artık. Hey gidi günler heeey…! OĞLUNU bilirsin, vur kafasına al lokmayı. İki ara bir derede ne yapsın…? ANA bu, atsa atılmaz; satsa satılmaz.Bana artık gizli gizli sarılıyor bey...! Dün akşam, UYURKEN öptü beni biliyor musun? Nasıl ağırıma gitti nasıl…! Artık AKİDE ŞEKERİDE getirmiyor. Hani dişlerim yok ya, güya yerken garip sesler çıkarıyormuşum da; çocuklar İĞRENİYORMUŞ benden. Yok; vallahi yalan bey, hiç yapar mıyım ben öyle şey..? GELİN; çocuklara masal anlatmamı da yasakladı. Üstelik seninle konuşuyormuşum diye, duvardaki resmini bir yere sakladı. Olsun, koynumdaki resminden haberi bile yok..! Yine de BEDDUA edemem bey, oğlumun karısı; torunlarımın anası o…! Geçenlerde üst KOMŞULAR geldi. Ne konuştuklarını duymayayım diye, kapıyı üstüme kilitledi. Duymadım, duyamadım; lakin hissettim. DÜŞKÜNLER EVİNE yatıracaklarmış önümüzdeki ay beni. Ne yalan söyleyeyim epey ağırıma gitti, epey…! Ha, SEN ne diyorsun bey..? Hani bir görünsen OĞLUNA…! Ne de olsa babasısın, seni dinler. Bu odada oturur, vallahi hiç dışarı çıkmam. Akide şekeri de istemem. MASALDA anlatmam artık çocuklara. Ne olur, AYIRMASINLAR beni bu evden. Yaşayamam, nefes bile alamam. Sana ait anılardan uzak ne yaparım ben, ne yaparım..? Şu camın PERVAZINDA hayalin durur, çekmecelerde el izin. BASTONUN hala duvarda asılı. İstemiyorlar beni artık, istemiyorlar hasılı...!

HEY GİDİ GÜNLER HEY..!
Hani DİYORUM, bir çağırsan..! Yoksa, yoksa sendemi UNUTTUN beni bey…?

...♥... Birgün, YAŞLANACAĞIMIZI unutmayalım.
Ve... Büyüklerimize bu sözleri söyletecek davranışlarda bulunmayalım..! ...♥

14 Mart 2012 Çarşamba

Wulf Dorn-Psikiyatrist (Psikolojik-Gerilim)

Şu ana kadar okuduğum en sağlam pskilojik gerilim romanı.Olay budur arkadaş.Gerilimse gerilim,psikoloji ise babası burda,korku ise hakeza öyle daha ne olsun.Bir günde bitirdiğim nadir kitaplardan.İnanırmısınız bu 400 sayfalık romanı elimden bırakamadım ve birgünde bitti.Normalde hızlı okuyan bir insan değilim ama bu roman beni esir etti kendine.İnanılmaz sonu,insanı şoke eden olaylar.Katil kim diye diye kafayı yiyecektim:)Ama polisiye gerilim çok severek okuduğum için olayı anlamam uzun sürmedi ama sonuna kadar size kafayı yedirtiyor.Psikolojik gerilimde bir numara olmuş bu kitap.Olayların içerisindeki gerilim,korku,şiddet,travma,heyecan bir saniye olsun bırakmıyor seni.Kitabın başından başlayıp sonuna kadar giden aksiyon ve gerilim harika,daha ne diyebilirim ki?
Kimseye inanma,kendine bile güvenme,gerçeği arama!!!.
Bu üç cümle o kadar iyi özetliyor ki aslında kitabı.
Konudan şöylece bahselim o halde:

Ellen Ruth bir kadın psikiyatristtir.Dalında son derece başarılıdır.Birgün bir hasta gelir ona.Bu diğer hastalardan biraz farklı bir vakadır.Şiddet görmüş,heryerinde morluk olan ve ürkütücü bir hastadır.3 gün boyunca bu hastayı tedavi etemye çalışır ve pek de yol alamaz.Kadın sürekli kara maskeli adam gelirse beni koruyacaksın değil mi demektedir Ellen'a.Bunun üzerine arkadaşı Mark'dan yardım ister.Mark son derece başarılıdır bu alanda.Yalnız garip bir durum vardır.Hasta ortadan kaybolmuştur aniden.Kayıtlara bakılır ancak böyle bir hastaya rastlanmaz.İşte olaylar bundan sonra başlayacaktır.Kimdir bu meçhul kadın?Ellen Ruth kadının peşine düşer ve inanılmaz olaylar arka arkaya gelmeye başlar.Devamını anlatmayımda tüyo vermeyelim.Ama mükemmel bir psikolojik gerilim olmuş.

Bu yıl psikolojik gerilim romanı okuyacaksanız,bunu okuyun derim.Kesinlikle okuyun hemde:).Hala etkisi altındayım şu an kitabın.Tek kelimeyle inanılmazdı!!

11 Mart 2012 Pazar

Canan Tan-En Son Yürekler Ölür

İlk kez okudum Canan Tan'ı.Meğer ne geç kalmışım.Çok duygu yüklü bir romandı.Akıcı ve sade dili de beni kitaba bağladı diyebilirim.Kitabın adı o kadar uyumlu ki romanla.Gerçekten en son yürekler ölüyormuş,meğer..Organ bağışının ne denli hayat kurtardığına dikkat çekiyor bir anlamda Canan Tan.İnsanları bu konuda bilgilendirip sağduyu ile yaklaşmalarını sağlıyor aslında.

''Sen gözlerinden ateşler saçarak,zehirli oklarını bana yöneltirken,ben sana aşık oldum Nehir''...
''Sen,tüm şatafatlı tanımlardan sıyrılıp en doğal halinle,yaramazlık yapan çocuklar gibi boynunu bükmüş,bağışlanmayı beklerken,ben sana aşık oldum Denzi''...

Bu güzel ve okunası romanın konusundan yüzeysel bahsedelim biraz:
NOT:Okumayanlar için spoiler içerir.Lütfen okumayanlar Bu kısmı esgeçsin:)
Nehir bir reklam şirketinde çalışmaktadır.Bir iş için Deniz adında bir şirket patronuyla tanışır.Ağızdan ağıza pazarlama ile Manolya konaklarını tanıtacaktır Nehir.İlk başlarda Deniz'e karşı önyargılı olan Nehir daha sonra Deniz'e aşık olacaktır.Tabi Deniz de kayıtsız kalmayacak bu duyguya ve evlenecekler sonunda.Balayı dönüşünde ise o dramatik olay gerçekleşir.Ağır bir trafik kazası ve Deniz'in beyin ölümü.Nehir kurtulur ama ölse daha iyiydi ne yapacaktı Deniz'i olmadan.Onca aktığı yoldan Denizle nasıl bütünleşecekti Nehir?Derken acı bir karar vermek zorunda kalır.Organ bağışı.Deniz'in organları iki kişinin hayatını kurtatır.Mine ve Arda.Deniz'in gözü Mine'ye nakledilir ve yeniden görmeye başlar Mine.Kalbi ise Arda'ya takılacaktır.Arda bu sayede hayata tutunur.Bu kadar bahsetmek yeter sanırım.Sürprizleri yazmayalım:)

Kesinlikle okunması gereken muazzam bir yapıt.Çok duygusalsanız yanınıza mendil almayı unutmatyın:)

6 Mart 2012 Salı

Eşim Olma Karım Ol!!! (Halil Çalışkan)



Eşim olma, karım ol! Bakma daha ilkel durduğuna sen, ruhu vardır kelimelerin. “Karı-koca” “eş”
ten daha çok şey anlatır. Hatta belki bize unutulmuş bir şeyi söyler.
Sahi, biliyor musun? Neden erkeğe “koca”,
kadına da “onun karı” demiş eskiler?
Eşim değil, karım ol! Kedilerin eşi olur,
terliklerin de… İnsanın eşi olmaz. Bir ömür eşlik ediyor diye mi sevgiliye eş denir? Eşlik etmek yeter mi? Fazlasını beklemez mi insan yârinden? Kelimeleri yitirmeseydik anlardık belki, evlenecek erkeğe eskilerin neden ”koca” dediklerini. Çünkü “koca” bilge demektir, yüce demektir. Koca demek, dağ demektir. Ve ne kadar yüce olursa olsun, üstünde kar olmayan dağ eksiktir. Dağların yücesine kar yağar diye
kadına da “kocanın karı” demişler. Bakma şimdi evlenenlerin “karı-koca” ilan edildiğine. “Koca ve onun karı” olmalıdır aslında. Yani yüce bir dağ olmalı adam. Kar gibi pak ve masum olmalı
kadın. Örtmeli ve bir ömür, süsü olmalı dağın. Çünkü üşür tepesinde kar olmayan dağ, ne kadar yüce olursa olsun, yarım görünür…
Eşim olma, karım ol! Bana benzemeye çalışma sakın. Bana benden lazım değil bir tane daha. Ama unutma ki sensiz yarımım. Her zaman söylemem, ama sen anla.

Eşim olma, karım ol! Beni tamamla…

3 Mart 2012 Cumartesi

Jean Christophe Grange-Taş Meclisi (Polisiye-Gerilim)

Siyah kan,leyleklerin uçuşu,kızıl nehirler,kurtlar imparatorluğundan sonra okuduğum bir Grange kitabıydı.Siyah kan romanından sonra sanırım büyük beklentiler içerisine girmiş olmalıyım ki bu romandan beklentim büyüktü.Ama olmadı be Grange abi.Süper bir başlangıç oldu aslında.Bir solukta okuyordum ama ikinci yarısına geldiğimde tempo düştü.Normalde tam tersi olması gerekirdi.Biz senden böyle gördük be Grange usta!!Okuduğum Grange kitapları arasında en karmaşık olanıydı.Telekinezi ve şamanizmden sıkca söz ediyor yazarımız.Ayrıca parapsikoloji yede sık sık yer vermiş.Şu nesneleri beyin gücüyle hareket ettiren insanlar vs....Sonunu ise herzamanki gibi büyük bir ustalıkla bağlamış yazar.Sonunda yine büyük sürprizlerle karşılaşacaksınız.Ne olursa olsun Polisiye-Gerilimin kralı Jean Christophe Grange'dir.
Konudan bahsedelim birazda:

Diana Thiberge çeşitli dövüş sanatlarını bilen oldukca çevik bir bayandır.Uzak doğu dövüş stillerinden bazılarını öğrenmiş ve bu stilleri ustalıkla kullanmaktadır.Yalnız küçükken yaşadığı bir olay sonucu çocuğu olmamaktadır.Küçükken uğradığı saldırıda rahmine zarar verilmiştir.Peki kim yapmıştır bunu(Büyük sürpriz)
Büyüyünce bir evlat edinir.İşte ne olduysa o olaydan sonra olur.Çocuğun kökeni çok karışık ve bir o kadarda tehlikeli olaylarla doludur.Birgün trafikte ilerlerken  trafik kazası geçirir.Önceden planlanmış bir şeydir bu kaza aslında.Bu kaza çocuk ile yakından ilgilidir.Çocuk acilen hastahaneye kaldırılır.Diana'nın durumu iyidir.Ancak çocuğun beyni ciddi hasarlar almıştır.Normal müdahele ile iyileşmesi çokzordur.Çeşitli beyin spazmı geçirmektedir çocuk.Bitkisel hayata girmiştir bir anlamda.Durumunun düzelmesi imkansız gibi görünmektedir.Derken kendini doktor olarak tanıtan bir adam gelir ve Diana'ya oğlunu iyileştirebileceğini söyler.Diana umutsuz olsada yapmasını söyler.Adam akapunktura benzer bir tedavi yöntemi uygular.Bir çeşit telekinezi de kullanır aslında.Ve o andan sonra çocuk iyileşmeye başlar.Diana buna inanamaz.Hemen doktorun yanına gider ve durumu anlatır.Ancak bir sorun vardır.Tedaviyi uygulayan doktor canice katledilmiştir.İşte olaylar zinciri bu cinayetten sonra ardarda gelmektedir.Diana'yı büyük tehlikeler beklemektedir.Fazla ayrıntıyada girmek istemiyorum.

Parapsikoloji,telekinezi ve şamanizm ile çok alakalı bir kitap olmuş.Türk Moğol karışımı olan Tseven halkı ve onların bilim adamlarına karşı vermiş olduğu savaşı anlatmaktadır kitabın bir kısmıda.Hernekadar okurken sıksada sonu ile beni sarsmayı başardı.

Jean Christophe Grange-Taş Meclisi (Polisiye-Gerilim)

Siyah kan,leyleklerin uçuşu,kızıl nehirler,kurtlar imparatorluğundan sonra okuduğum bir Grange kitabıydı.Siyah kan romanından sonra sanırım büyük beklentiler içerisine girmiş olmalıyım ki bu romandan beklentim büyüktü.Ama olmadı be Grange abi.Süper bir başlangıç oldu aslında.Bir solukta okuyordum ama ikinci yarısına geldiğimde tempo düştü.Normalde tam tersi olması gerekirdi.Biz senden böyle gördük be Grange usta!!Okuduğum Grange kitapları arasında en karmaşık olanıydı.Telekinezi ve şamanizmden sıkca söz ediyor yazarımız.Ayrıca parapsikoloji yede sık sık yer vermiş.Şu nesneleri beyin gücüyle hareket ettiren insanlar vs....Sonunu ise herzamanki gibi büyük bir ustalıkla bağlamış yazar.Sonunda yine büyük sürprizlerle karşılaşacaksınız.Ne olursa olsun Polisiye-Gerilimin kralı Jean Christophe Grange'dir.
Konudan bahsedelim birazda:

Diana Thiberge çeşitli dövüş sanatlarını bilen oldukca çevik bir bayandır.Uzak doğu dövüş stillerinden bazılarını öğrenmiş ve bu stilleri ustalıkla kullanmaktadır.Yalnız küçükken yaşadığı bir olay sonucu çocuğu olmamaktadır.Küçükken uğradığı saldırıda rahmine zarar verilmiştir.Peki kim yapmıştır bunu(Büyük sürpriz)
Büyüyünce bir evlat edinir.İşte ne olduysa o olaydan sonra olur.Çocuğun kökeni çok karışık ve bir o kadarda tehlikeli olaylarla doludur.Birgün trafikte ilerlerken  trafik kazası geçirir.Önceden planlanmış bir şeydir bu kaza aslında.Bu kaza çocuk ile yakından ilgilidir.Çocuk acilen hastahaneye kaldırılır.Diana'nın durumu iyidir.Ancak çocuğun beyni ciddi hasarlar almıştır.Normal müdahele ile iyileşmesi çokzordur.Çeşitli beyin spazmı geçirmektedir çocuk.Bitkisel hayata girmiştir bir anlamda.Durumunun düzelmesi imkansız gibi görünmektedir.Derken kendini doktor olarak tanıtan bir adam gelir ve Diana'ya oğlunu iyileştirebileceğini söyler.Diana umutsuz olsada yapmasını söyler.Adam akapunktura benzer bir tedavi yöntemi uygular.Bir çeşit telekinezi de kullanır aslında.Ve o andan sonra çocuk iyileşmeye başlar.Diana buna inanamaz.Hemen doktorun yanına gider ve durumu anlatır.Ancak bir sorun vardır.Tedaviyi uygulayan doktor canice katledilmiştir.İşte olaylar zinciri bu cinayetten sonra ardarda gelmektedir.Diana'yı büyük tehlikeler beklemektedir.Fazla ayrıntıyada girmek istemiyorum.

Parapsikoloji,telekinezi ve şamanizm ile çok alakalı bir kitap olmuş.Türk Moğol karışımı olan Tseven halkı ve onların bilim adamlarına karşı vermiş olduğu savaşı anlatmaktadır kitabın bir kısmıda.Hernekadar okurken sıksada sonu ile beni sarsmayı başardı.

2 Mart 2012 Cuma

Stephen King-Kara Kule Serisi 5.Kitap-Calla'nın Kurtları



Yine güzel bir devam romanı olmuş.Kahramanlarımız adım adım Kule'ye yaklaşmaktadırlar.Ve Seri biraz daha anlaşılır hale geliyor.Burada kahramanlarımız Calla adı verilen bir kasabaya varırlar.Bura gizemli bir kasabadır.Her 50 yılda bir sisler içerisinden gelen devasa robot kurtlar kasabadaki çocukları alıp götürürler.Nereye götürdüklerini ise kimse bilemez.Kasaba artık bunu kabullenmiştir.Kimse karşı çıkmaz.Karşı çıkanlar ise zaten ölürler.Kasabanın Kurtlar'a karşı savaşacak gücü yoktur.Kahramanlarımız burada Peder Callahan ile tanışırlar.Bir nevi kasabanın lideridir.Roland ve arkadaşlarının silahşör olduğunu duyunca Callahan onlardan yardım ister.Yardımı kabul eden kahramanlarımız savaşa hazırdırlar.Müthiş bir savaş olacaktır.Kurtlar mı yoksa insanlar mı kazanacaktır bu savaşı?

Bu arada Odetta Holmes tekerli sandalyedinde sürekli atış talimi yapar.Bulduğu diskleri çok iyi fırlatmaktadır ve bunlar çok ölümcül darbelerdir.Eddie ve Roland da hazırdır artık savaşa.Kim ölcek? Çok heyecanlıydı.Bu seriye bir an önce başlayın derim.