29 Nisan 2012 Pazar

Kız Ve Kurt


Adından da anlaşıldığı üzere kız ve kurtun enteresan ilişkisine tanık oluyorsunuz.İlgimi çekti ve bir izleyim bakalım dedim.Eh fena değildi ama Edebiyat'ın doğasına aykırı arkadaşım bu:)Kırmızı Başlıklı Kız'ı kırk yıl düşünsem böyle hayal etmezdim:)Filmin sonu ise çok bombaydı.Bizim şirin kırmızı başlıklı kızımız büyümüş de aşık bile olurmuş.Ama olamaz kırmızı başlıklı kız kurta aşık olamaz,bu doğaya aykırı.Ve hatta kurttan çocuğu olamaz .Filmde oluyor ama.Adı üstünde film canım.Ancak hikaye çok farklı kurta aşık oluyor ama öncesinde çocuk kurt değildi:).


Polisiye-Gerilim filmlerinde ya da kitaplarında katilin kim olduğunu merak ederiz ya.Heyecanla bekleriz kim diye.Burada da Kurt'un kim olduğunu merak ediyoruz:)

Alacakaranlık serilerine ket vurmuş sanki film.Gerçi orada vampir ile kızın aşkı vardı ortada burada da kurt adam olsun ne farkeder:)Çok da güzel bir film diyemeyeceğim ama Kırmızı Başlıklı Kız severler okurlarsa bir şey kaybeymezler.Son olarak kız ile babası arasındaki bir diyalaog:

Kız:''Tanrı gerçek olmalı ki sen bir Şeytansın''
Baba:''Ama sen de benim kızımsım''

Nasıl bir muhabbetse:)

24 Nisan 2012 Salı

Tami Hoag-Ölümden Daha Derin (Polisiye-Gerilim)


Yine bir solukta okunacak Tami Hoag klasiği.Polisiye Gerilim'in kraliçesi Hoag yine iş başında:).Kitabın sonunda küçük bir mantık hatası olsa da hoşuma gitti benim bu roman.Polisiye-Gerilim sevenlerin kaçırmaması gerekiyor diye düşünüyorum.Hoag'a devam.Diğer kitaplarını da alıp biran önce okumak istiyorum.Ama şunu belirtmeliyim ki şu ana kadar okuduğum en iyi kitabı Psikopattı.Konudan yüzeysel olarak bahsedecek olursak:

Karşımızda yine sapık bir katil var.Ancak bu sefer method biraz farklı.Kurbanlarının görmesin diye gözünü yapıştırıyor,duymasın diye de kulağını deliyor.Birgüzel de bıçaklıyor hertarafını.Yalnız bu bıçak darbeleri bu sefer rastgele değil.Uçlarını birleştirince manyak bir manzara bizi bekliyor(Söylemeyeceğim:)

Tommy,Wendy ve Dennis henüz ilkokul öğrencisidir.Dennis'in kişiliği biraz bozuktur.Okula yakın bir yerde bu 3 çocuk parkta yürürken biraz açılırlar ve ormanlık bir alana gelirler.Bir çocuk daha bunları takip etmektedir ve sayı 4 olur.Dennis parkta bir kadın cesedi bulur.Ceset tanınmayacak hale gelmiştir.Gözleri yapıştırılmış ve bıçak darbeleri ile delik deşik olmuştur adeta.Dennis ondan bir parça almayı ihmal etmez tabi:)Bunu duyan şerifler tahmin edersiniz ki katilin peşine düşeceklerdir.Ancak katil çok zekidir ve arkada hiç delil bırakmaz.Okuldaki öğretmenleri Anne bu olaydan sonra çocuklarla yakından ilgilenmektedir.Ancak bu olay çocukların hayatını derinden etkileyecek ve inanılmaz bir hale sokacaktır.

Tavsiye ediyorum bu romanı.Okuyun pişman olmazsınız:)

20 Nisan 2012 Cuma

90'larda Çocuk Olmak,Çocuk Olmayı Özlemek...

90'larda çocuk olmanın ne demek olduğunu kendi bakış açımla anlatmaya çalışacağım:)
Resimlerden yola çıkarak tek tek sıralayacağım.Bakalım bunları hatırlayacakmısınız?Gerçi 90'larda çocuk olanlar kesinlikle hatırlayacaklarıdır.Hadi o zaman resimlere geçelim:


1-Mino denen şekerli rengarenk sakızlar vardı.Tadları çok güzeldi.Minicik oluyordu ve avuç dolusu atıyorduk ağzımıza:)
2-Susam sokağını hatırlayacaksınızdır.Eddie ve Büdü ve diğerleri.Ne çok izlerdim bunu...
3-Sıdıka denen bir dizi vardı ve bütün bölümlerini izlemiştim.
4-Gölgelerin gücü adına güç bende artık dersem herkes He-Man'i hatırlayacaktır.
5-Rahmetle andığımız Barış Manço abimizin çocuklara şahane şarkılar söylettiği o program.Adam olacak çocuk...
6-Süper Mario.Ah mario az mı çektik senin manitayı kurtarırken:).Parmaklarımın dili olsa da konuşsa.
7-Yumi yummmm En sevdiğim şekerlemeydi.Çileklisi portakallısı felan vardı .Hey gidi hey...
8-Sulu Göz.Ekşi mi ekşi sakız.Çiğnedikçe tatlı oluyordu:)
9-Tolga abinin hugosu:)
10-Trt'nin gece olunca kanal kapaıncaki o sembolü.DIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIT derdi:)
11-Star Tv de yayınlanan Pazar gecesi sinemaları.Parlıament sponsorluğunda.İple çekerdik pazar günlerini.
12-Turbo cikletleri vardı.Araba resimleri çıkardı.Porsche Ferrari felan:)Az mı koleksiyon yapardım.
13-Rengarenk misketlerim vardı benim.Mahalledeki çocukları az mı ütmüştüm:)
14-Power Rangers dizisi ile aksiyon dolu günlerimiz olurdu...
15-Lambalı spor ayakkabıların moda olduğu yıllar.Olum ayakların yanıyor esprisi:)
16-Tipi tip sakızları ve tipi tip karaktermiz:)
17-Şimdilerde yasaklanan çıtpıtlar.Yere sürtünce yanmaya başlardı:)
18-Plastikten yapılan ve elimizle oynadığımız o oyuncaklar.Kendi kendine kapanıyordu:)
19-Kasetlerimiz vardı bizim.Cdler yoktu mp3 playerlar yoktu.Kaset satın alırdık arkadaşım:).Mahsun Kırmızı Güller,Zeynepler,Bendenizler,Pınar Aylinler of  offf...:)
Hepsini hatırlamam çok zor.Şimdilik bu kadar:)


90'LARDA  ÇOCUKLUK YAŞAMIŞ HERKESİ BU PAYLAŞIMA BEKLİYORUM,SEVGİLER...
BİR DE VİDEO İLE PAYLAŞIMI NOKTALIYORUM....

13 Nisan 2012 Cuma

Ha Jin-Bekleyiş (Duygusal-Romantik-Aşk)


Duygusal mı duygusal,romantik mi romantik harika bir roman.Müthiş bir aşk ve fedakarlık.Bir yanda sadakat sevgi diğer yanda ise fiziki güzellik.İki kişi arasında kalan ve duygu yoğunluğu yaşayan bir adam.Son günlerde okuduğum en duygusal romanlardan biriydi.

Çin Lin Kong askeri bir doktordur.Geleneklere göre,hiç aşık olmadığı bir kadınla evlendirilmiştir.Kadın fiziki açıdan güzel değildir ama kocasını çok sevmektekdir ve onun için yapamayacağı şey yoktur.Birgün hamile kalır ve bir kız dünyaya getirir.Gel zaman git zaman,Kong'un başka bir şehire tayini çıkar.Artık karısını ve çocuğunu sadece senede 10 gün görecektir.

Tayin olduğu yerde herşey normaldir ancak birgün Manna adında güzel mi güzel bir kadına aşık olur ve onunla evlenmek ister.Bunu karısına söyler ve o andan itibaren ızdırap dolu bekleyiş başlar.Kong ile Manna 18 yıl boyunca karısnın ayrılmak için rızasını bekler.Nitekim Çin geleneklerine göre karısının rızası olmadan boşanma olmaz.

Shuyu(Kong'un karısı) Çin geleneklerine göre ayağı yıllarca sıkıca bağlı kaldığı için miniciktir ve bir okadar da bakımsızdır.Manna ise güzel,okumuş kendini iyi yetiştirmiş çekici bir bayandır.

Uzun yııllar karısını boşanmaya razı etmeye çalışan Kong bakalım bunu başarabilecek mi?Bakalım aşkın gücü zamanın arasında kayıp gidecek mi?Fedakarlık mı yoksa güzellik mi kazanacaktır.Okuyun pişman olmayacaksınız...

Tavsiye edilir.Duygusal romanlardan hoşlananlar bunu kaçırmasın diyorum ve son noktayı koyuyorum:)

11 Nisan 2012 Çarşamba

U.Poznanski-Erebos (Fantastik-Macera)


Tek kelimeyle harika bir romandı.Neden geç kalmışım şu zamana kadar bunu okumakla anlamıyorum.Bu kadar zekice bir kurguyla karşılaşacağım aklıma gelmezdi.Kitabı okurken Açlık Oyunları'nı okuyor gibi hissettim kendimi.Az da olsa çağrıştırıyor.Açlık Oyunları'nı beğendiyseniz bu da emin olun çerez niyetine gidecektir.

Sanal Dünya ile gerçek Dünya'nın birbirine karıştığı muazzam bir yapıt olmuş.Bir sonraki sayfada neler oluyor acaba diye elimden bir türlü bırakamadım.İlk okumaya başladığımda şöyle bir göz atayım nasılmış dedim.Elime aldım bir baktım ki 200 sayfayı devirmişim.O derece güzel bir roman.Günümüz Teknolojisinin ne denli geliştiğini bu romanı okuyunca daha iyi anlayacaksınız.Online oyun sevenler ise bu romanın müptelası olabilir,haberiniz ola:)
Online oyun oynamayı sevmeyen  ben bile çok etkilendim açıkcası.Konudan çok az bahseetmek istiyorum:

Nick adında gençlik çağlarında olan bir öğrenci ile başlıyor roman.Nick okulun basketbol takımında oynamaktadır.Antremana gelenlerin sayısı gün geçtikçe azalmaktadır.Ayrıca okulda son zamanlarda tuhaf şeyler olmaktadır.Devamsızlık oranı gittikçe artmaktadır.Öğrenciler biranda değişmektedir ve başkalarıyla muhabbetleri sekteye uğramaktadır.Nick bir süre olanları izler.Bu olanların sebeblerini araştıracaktır.Bir süre gözlem yapar ve ortalıkta bir dvd nin döndüğünü anlar.Öğrenciler birbirlerine dvd vermektedir.Ancak içerisinde ne olduğunu kimseye söylemezler.Nick acaba bana neden bu dvd den vermiyorlar diye düşünmeye başlamışıtr.Birgün bu dvd den ona da verirler ve meraka kapılan Nick dvd yi alır ve bilgisayarına takar.Ne olduysa bu andan itibaren olur.Soluksuz bir macera ve aksiyon bu dakikadan sonra bizi beklemektedir.

Bu romandan sonra yazarın başka kitabı varmı diye biraz araştırdım ama bu ilk romanıymış zannedersem.Olsaydı hemen diğer kitaplarını da alacaktım.Okumayanlar varsa derhal okusun derim.Çok güzeldi gerçekten...

KİTAPDAN:
Bu bir oyun,
Seni izliyor,
Seninle konuşuyor,
Ödüller dağıtıyor,
Seni test ediyor,
Tehditler savuruyor,
Onun tek bir amacı var:
Seninle oyun oynamak istiyor.
Oyuncularıyla oynayan bir oyun!
Bu oyunu oynayacak kadar cesur musunuz?


Aklınızı sürekli meşgul edecek, etkisinden günlerce kurtulamayacağınız ve size baştan sona tırnaklarınızı yedirtecek kadar sıradışı, gizemli, heyecan ve gerilim yüklü bir roman arıyorsanız Erebos tam size göre...

10 Nisan 2012 Salı

7 Nisan 2012 Cumartesi

Film Arası-Titanların Savaşı 2-Clash Of The Titans 2(3d)


Bir süredir izlemek istediğim bir filmdi,bugüne nasipmiş.İlk defa bir filmi 3 boyutlu izledim:).Teknolojiyi geriden takip edenlerdenim anlayacağınız:)

3 boyutlu izlemek gayet güzelmiş.Özellikle Ares'in gökden indiği bir sahne vardı sanki taş benim kafama çarptı .O ne etkili bir sahneydi.3 boyutla resmen filmin içinde gibi hissediyor insan kendini.Cronos'un elinden çıkan ateş üstünüze doğru gelirken müthiş bir heyecan duyuyorsunuz.Konusu ise malum.Yunan Mitolojisimdeki bazı  Tanrıların Titanlara yani Cronos'a karşı savaşını konu ediniyor.Kardeş olan Hades ve Zeus bir olup babaları olan Cronos'a karşı mücadele ediyorlar.Zeus'un 2 tane oğlu vardır.Birisi babasının yanında yer alır bu şavasta.Diğeri ise yani Ares babasına ihanet eder ve Cronos'un yanında yer alır.

Müthiş görsel efektlerin olduğu bu filmi çok beğendim.3 boyutlu olması ile tadından yenmiyor.Tavsiye edilir...

6 Nisan 2012 Cuma

Canan Tan-İz


Okuduğum ikinci Canan Tan kitabı.Canan Tan'ın sade dili ve insanı yormayan yazı tarzını seviyorum.Bu kitap da fena değildi ama sonu hoşuma gitmedi.Birşeyler eksik kalmış sanki romanda.Yine de keyifle okunabileceğini düşünüyorum.Şöyle bir bahsedelim o halde:

Vedat ve Semra aralarında yaş farkı olan ama birbirlerine aşık bir çifttir.Aralarındaki bu yaş farkı evlenmelerine mani olmaz.Çevrelerince pek hoş karşılanmaz bu evlilik.Yıllar sonra Verda adında bir kızları olur bu çiftin.Verda Üniversite çağına geldiğinde çift ayrılır.Verda bu durumu içine sindiremez ve okul hayatı sekteye uğrar.Değişik bir kız olur çıkar.Hippi gibi davranmaya başlar:).Giyim tarzı,yaşam tarzı değişir biranda .Motorcu bir sevgili bile yapar kendine ama oda uzun sürmez.Daha sonra kendine gelen Verda okulunu bitirir ve Avukat olur.Eski Verda değildir aklı başına gelmiş ve ayakları üzerinde durmaktadır.Babası Meliha hanım ile evlenmiştir.Meliha hanım babasının avukatlık bürosunda çalışan bir bayandır.Semra'nın da yakın arkadaşıdır.Semra bu durumu sindiremez.Ve birdaha görüşmezler zaten.Aradan yıllar geçer.Verda Bülent adında bir gazeteciyle evlenir.Yine aralarında yaş farkı vardır.Ailesi karşı çıkar.Baba sevgisinden yoksun olarak büyüyen kızlar hep kendinden yaşça büyük erkeklerle evlenirler gibi bir anlayış türemiştir artık.Herşeye rağmen Verda evlenir.Birgün ani bir ölüm haberi gelir.Babası intihar etmiştir.Bunu asla kabullenemez Verda ve bu ölümün İzini sürmeye karar verir.Bu dakikadan sonra roman bir hayli ilginçleşmektedir.

Daha önce de belirttiğim gibi romanın sonu beni memnun etmedi.Daha güzel olabilirdi ama okunabilir bir kitap.Tavsiye edilir.

Kitapdan bir alıntı ile bitirelim tanıtımı:

Minicik çocuk ellerimi avucunun içine hapsettiğinde,
yüreğim yüreğinde eriyordu babacığım.
Parmaklarım büyüdü diye mi tutmuyorsun artık ellerimi?
Keşke hep küçük kalsalardı...

4 Nisan 2012 Çarşamba

Mutluluğun Farkına Varabilmek!!


Evini bir davet sonrası temizlemek için uğraşıyorsan; Bir çok arkadaşın var demektir.
Faturalarını ödeyebiliyorsan; Bir işin var demektir.
Pantolonun biraz sıkıyorsa; Aç kalmıyorsun demektir.
Yanındaki adamın sesinden rahatsız oluyorsan; Duyuyorsun demektir.
Camları silmen gerekiyorsa; Bir evde yaşıyorsun demektir.
Yığınla yıkanacak ve ütülenecek çamaşırların varsa; Giyeceğin var demektir.
Çalar saatin sabahın köründe çalıyorsa; Yaşıyorsun demektir.

Ve Tüm Bunların Farkına Varabiliyorsan, Mutlusun Demektir.

Mutluluk; Sorunsuz Bir Yaşam Değil, Sorunlarla Başa Çıkabilme Yeteneği Demektir