30 Haziran 2012 Cumartesi

Dean Koontz-Şeytan Tohumu (Bilimkurgu-Korku)


Okuduğum ilk Dean kitabı.Zannedersem Dean okumaya yanlış kitabı ile başlamışım.Dean'ın iyi kitapları olduğunu duymuştum ama bu kitap tam bir fiyasko.Bu kadar saçma bir konusu olan kitap olabilir mi acaba.Bilimkurgu yapayım derken batırmış resmen yazar.Bu kadar basit bir kitap yani.Yazmak için yazılan kitaplardan nefret ediyorum.Tamam bazı yerleri heyecanlı kitabın ama bütünü ele alırsam koca bir vasat....

Normalde kitapları tanıtırken konularından az da olsa bahsederim ama bu kitabın konusundan gerçekten bahsetmek istemiyorum.Ne o canım öyle elektronik bir paçavra insanın vücudunu ele geçirmeye çalışıyor.Yok o değilde nasıl insan gibi düşünebilir bir program:)Onu da geçtim bu program insanın beynini ele geçiriyor ve başka kadını hamile bırakıyor.Neymiş efendim hamile kalan kadının içindeki çocuğa kendi programını yükleyip insan olacak bizim program peah:)

Bahsetmeyeceğim dedim ama bir anlık sinirle bahsettim konudan:)Okuyup okumamak size kalmış artık.Hayırlı günler...

28 Haziran 2012 Perşembe

27 Haziran 2012 Çarşamba

Sonunda Hastalıktan Kurtuldum.Oh be:)


Yaklaşık 10 gündür büyük bir hastalık geçirdim ve bu illettle cebelleştim.Yediğim iğneler ve serumlardan sonra nihayet eski sağlığıma kavuşmak üzereyim.İnsan hastayken gerçekten sağlığının değerini daha iyi anlıyor.Bu süre boyunca geceler canımı okudu.Ateşim 40 lara vuruyordu.Ah ne kötü günler di hatırlamak bile istemiyorum.Bırakın kitap okumayı gözümü açamadım bu süre zarfında.Şu anda yendien kitap okuyabilme mutluğuna kavuştum.

Bu süre zarfı içerisinde başımda adeta nöbet tutan,bir an olsun yanımdan ayrılmayan karıma çok  ama çok teşekkür ediyorum.O ve duyarlı doktorlarımız olmasa bu hale zor gelirdim.Hani evlenirken hastalıkta ve sağlıkta,iyi günde ve kötü günde beraber olmak için yemin ediyoruz ya.İşte bunu daha iyi anladım şimdi.Ne mukaddes bir kurummuş bu evlilik...


Herkese bol sağlıklı günler dilerim...

18 Haziran 2012 Pazartesi

Cervantes-Don Kişot (Dünya Klasikleri)


Harika bir kitap daha:) Bu kadar eğlenceli bir kitap okumayalı uzun zaman olmuştu.Bir kitabı okurken bu kadar çok güldüğümü hatırlamıyorum.O kadar güzel bir kitap ki güldürürken bile inanılmaz düşündürüyor ve öğütler veriyor.Delilik ile akıllılığın sınırını anlayamıyor insan bu kitabı okurken.Kitap okumaktan kafayı bozan bir insanın şövalye olmasını ve sürevenlere atılmasını konu alıyor kitabımız.Biz de polisiye gerilim okumaktan kafayı bozmayalım sonra:).Küçükken çizgi filmini çok izlemiştim ama kitapta bambaşka dünyanın kapılarını aralıyor yazar bize.Zaten Don Kişot denince hepimizin aklına Yel değirmenleri ile yaptığı savaş  gelir ki; bu sadece küçük bir kısım aslında.Konudan şöyle bir bahsedelim o halde:

Bir zamanlar bir soylu vardır.Bu soylu çok şövalye kitapları okumaktan kafayı bozar ve şövalye olmaya karar verir.Don Kişot adını verir kendine.Kısa zamanda bütün İspanya'da tanınır.Ama ne tanınmadır ki o:).Tabi gezici şövalyenin bir de seyisi olmalıdır.Bu seyis Sanço Panza adında bir çobandır.Şövalyemiz ona bir ada verme karşığında onu da yanına alır.Eeee adaya vali olma fikrine hayır demez bizim çoban.İşte bu saatten sonra serüvenlerimiz başlar.O kadar güldüm ki bu serüvenleri okurken.Bir ara aslanlı şövalye diye anılır.O ki mazlumların koruyucusu,fakirlerin yoldaşı.Canını dişine takmış ülkesinin iyiliği için yollara düşmüş,gezici şövale Don Kişot'tur.

Şövalyemiz ve seyisi Sanço Panza'ya bir ülkenin dükü ve düşesi oyun oynarlar.Bunların deli olduğunu bilirler ve adice bir oyuna kalkışırlar.Hatta bu o kadar büyük bir oyundur ki Sanço Panza'ya valilik  bile verirler:).Vali olmadan önce Don kişot ona öğütler verir.Zengin insanlardan hediye kabul etme der.Onlar bu hediyeyi çıkar için sana verebilirler.Günümüz de ki ayrımcılık ve torpilciliği adam taaaaa o zamandan dile getirmiş;helal olsun ona.Fakirlere,muhtaçlara yardım et ki bir çoban olduğunu ve bu dünyaya bir çulsuz olarak gelip çulsuz olarak gideceğini unutma der.Ayrıca bir ülkenin yönetimi için çok güzel öğütler verir.

Çok ders verici bir kitap.Çok sevdim ben bu kitabı.Birkaç kez daha okurum ben bu kitabı aralıklarla.Boşuna Dünya'nın en çok okunanları arasına girmemiş...

16 Haziran 2012 Cumartesi

Pamuk Prenses Ve Avcı Filmi



Charlize Theron'un kötü kalpli kadını canlandırdığı bu filmi bugün izleme fırsatım oldu.Şimdi de bu tarz filmler türemeye başladı.Daha önce Kız ve Kurt filmini paylaşmıştım.Orada kırmızı başlıklı kızımızın fantastik hikayesine tanık oluyorduk.Burada da aynı şey Pamuk prenses için geçerli.Yalnız bizim çocukken şiddetten uzak çok sevdiğimiz pamuk prensesimiz bu sefer çok zor durumlarda.İğrenç yaratıklar,kan şiddet vs....Cadımız zaten çok vahşi hernekadar Theron olsa da:)
Ha bu arada yedi cücemizi de unutmamışlar hani:)

Konusunu malum herkes biliyordur.Cadı vardır ve amacı pamuk prensesin kalbini ele geçirip ölümsüz olmaktır.Bir de ayna muhabbeti var tabi.Ayna ayna söyle bana benden daha güzel varmı şu dünyada:).Yalnız aynayı acayip abartmışlar.İçinden tuhaf bir sıvı felan akıyor,insan şekline giriyor sandım birara:)Prensesimiz birşekilde kaçar ve kara ormana sığınır.Kara ormana kimse girememektedir.Yani cesaret edemez.Ama kaybedecek birşeyi olmayan avcımızı cadı kandırır.Ölen karısını geri getirecek güya:)Fantastik olmuş bence film.Eh işte izlenebilir ama vasatı geçememiş:)Merak ettik izledik.Umduğumu bulamadım o ayrı konu.İyi seyirler...

14 Haziran 2012 Perşembe

Canan Tan-Yüreğim Seni Çok Sevdi (Duygusal-Romantik-Aşk)


Bugün itibariyle Canan Tan'ın bu kitabını da bitirdim.Hoşuma gitti bu kitap.Sonu dramatik olsa da güzeldi.İmkansız bir aşk öyküsünü konu almış Tan bu romanında.Amerika-Bursa-İstanbul üçgeninde gelişen aşk olayları var bu romanda.Aslı ile Murat'ın aşkı mesafelere takılıyor malesef bu romanda.Gözden ırak olan gönülden de ırak olur derler ya bu olsa gerek.Gerçi Aslı Murat'ın iyiliği için kaçtığını bahane ediyor ama aslında Aslı'nın kendini bilmez tavırları hat safha da tabi.Tabi bunun ceremesini yine kendisi çekiyor o ayrı.Konudan kısacık bahsedecek olursam:

Aslı ile Murat Üniversite den arkadaştırlar.Bu arkadaşlıkları kısa zamanda aşka dönüşür.Yalnız Murat'ın ailesi çok zengindir ve Aslı'yı oğullarına layık gelin olarak göremezler.Hani Türk filmlerinde vardır ya ''Sen kocaman işadamının kızısın ben ise babanın şoförüyüm,imkansız bu aşk''.Yalnız burada oğlan zengin.Gerçi Aslı da fakir değil ama:) En azından Aslı'nın babasının Holding'i yok:) Akabinde gelişen olayları tahmin edebilirsiniz herhalde.Aslı Murat'ın iyiliği için Amerika'ya master yapmaya gider.Yani bir anlamda kaçar.Kaçmakla da kalmaz:)Gerisini anlatmayacağım.Anlatırsam okumayan arkadaşlara haksızlık etmiş olurum ama:).Okuyun güzel bir roman.Sürüklüyor insanı.
                                       
                                                        Bu da Benim Sürprizim:

Bugün eşime sonsuzluk simgesi olan bir bileklik aldım.Aşkımızın sonsuzluğunu temsil etsin diye.Hani bu romanda Murat Aslı'ya sonsuzluk simgeli bir kolye hediye ediyordu.Yalnız Aslı onu kaybediyordu :) Ama eşimin asla kaybetmemesi umuduyla jestimi yaptım .Eeee kitap okumak gerçekten faydalı hani.İlham kaynağı olabiliyor insana.Buradan bilekliğin sahibine duyurulur:Seni çok ama Çoooooooook Seven Kocan...

11 Haziran 2012 Pazartesi

Herşeyin Hayırlısı...




Bazen Allah'a dua ederken Allah'ım hakkımda hayırlı ise ver diyoruz.
Sonra hakkımızda hayırlı olanı verince biz beğenmiyoruz.
Hz.Ali şöyle dua ederdi:
Allah'ım gönlümde olanı hakkımda hayırlı,
Hakkımda hayırlı olanı da gönlüme razı eyle.
GÖNLÜMÜZDE OLANLAR HAKKIMIZDA HAYIRLI OLSUN..

9 Haziran 2012 Cumartesi

Ayşe Kulin-Umut(Hayat Akan Bir Sudur)-(Duygusal-Romantik-Aşk)


Okuduğum ikinci Kulin kitabı.Yalnız ilk kitabını okumadan okumuşum bu kitabı.Meğersem Veda romanının devamıymış:)Normalde böyle bir hata yapmazdım ama bu sefer araştırmadan okumuşum.Elimde Veda yoktu.Umut'a başlarken kitabın arkasını da okumamıştım ki ben herzaman okurum kitaba başlamadan arkasını.Saygıdeğer blog arkadaşlarım uyardılar sağolsunlar ama kitaba çoktan başlamıştım.Her nekadar Veda'yı okumadan buna başlasam da çok sevdim ben bu kitabı.İlk başlarda biraz zorlandım ve tahmin etmiştim bir devam romanı olduğunu.O kadar çok karakter vardı ki romanda.Kim kimin çocuğu,karısı karışıyordu hep.Ama okudukça hakim oldum romana ve taşlar yerine oturdu.Çok beğendim ben bu kitabı.Kurgu ve karakterler çok güçlüydü.Yine 2 farklı roman okuyor gibi hissediyorsunuz kendinizi.Birincisi Konakta yaşayanlar,ikincisi ise Bosna Hersek'ten İstanbul'a göçen bir ailenin hikayesi.Ustalıkla bağlanıyor tabi bu 2 farklı roman birbirine.Sabahat ve Aram'ın aşk hikayesi.Sitare'nin büyüyüp evlenmesi,Reşat Bey'in başına gelenler.Saraylı Hanım ve Ninenin başına gelen komik olaylar.Konaktaki sıcacık bir yaşam hikayesi bağlıyor insanı romana.Çok sade ve hoş bir kalemi var Kulin'in.Konuya gelecek olursak

Salih ve Gül hanımın hikayesi ile başlıyor roman.Bosna Hersek'ten İstanbul'a sığınan bir ailenin hikayesi aslında.3 tane çocukları var çiftin.Salih Bey sürekli gurbet hasreti çekmekte ve psikolojisi bozulmaktadır.Çocukları zamanla büyür ve onlar içinde farklı hikayeler başlar aslında.

Diğer tarafttan Eski Maliye Nazırı Reşat Bey'in sürgüne gönderilmesi ve ailesinin perişanlığı anlatılır.Malum Osmanlılar'ın son zamanlarıdır ve ülkede bir kaos almış başını gitmektedir.Tarihi roman okuyor gibi de hissediyor aslında insan kendini.Behice Hanım kocasının sürgünden dönmesini çocukları,damatları ve torunları ile dört gözle beklemektedir.Birde Sabahat ve Aram'ın imkansız aşkları damga vuruyor romana.Malum Ermeni bir gençle müslüman bir kızın evlenmesi o zamanlar imkansızmış neredeyse.

Roman eksik bitiyor bence.Yani ben Aram ile Sabahat'ın sonunu çok merak ederken,Muhittin ile Sitare'nin doğum olayı ile bitiyor roman.Eeee Aram ile Sabahat o kadar mektuplaştı da sonu ne oldu?Büyük eksikle bitti roman.Bu yüzden hayal kırıklığına uğramadım dersem yalan olur.Ben bir düğün bekliyordum halbuki.Hatta dedim bende ki romanın sayfaları mı eksik diye?Yok eksik değiller; kontrol ettim.Yoksa bu romanın da mı devamı var:)

Sonuç o ki,okuyun güzel bir roman.Severim ben Kulin'i:)

7 Haziran 2012 Perşembe

Ah Lost Oldu mu Ama Bu Final Şimdi?

Birkaç ay önce Lost izlemeye başlamıştım.Bayağı geç kaldım ama:)Herneyse dün itibariyle bitirdim Lost'u.Dile kolay tam 6 sezon.İzlemek bayağı bir zaman alıyor.İlk başlarda herşey harikaydı.Özellikle ilk 4 sezon mükemmeldi diyebilirim.Ama 4.sezondan sonra tren raydan çıkmıştı artık.Senaristler o kadar saçmaladılar ki 4.sezondan sonra.İlk başladığımda çok heyecanlıydı.Günde bazen 4 bölüm izlediğim dahi oluyordu.Acaba ne olacak hissi ve merak izlettiriyordu diziyi.

Lost'u bilen bilir zaten ama birazcık açıklayım.Bir uçak kazası olur ve yolcular bir adaya düşer.Oceanic 815 sefer
sayılı uçaktır bu.Yalnız bu ada ve yolcular sıradan değildir.Her yolcunun bir hayat hikayesi ve hayatlarının dönüm noktası vardır.Bu ada onları zor bir imtihandan geçirecektir.Ada çok farklıdır.Bulunamaz bu ada hiçbir zaman.Zaten yolcular okyanusa düştü diye haberler çıkmaktadır.Uçağın iskeletini bile bulurlar okyanusta.Ancak aynı uçak adaya düşmüştür.Şimdi nasıl oluyor bu diyeceksiniz ama izlemeniz lazım:)Ada da zaman çok farklıdır.Bir bakarsınız 30 yıl öncesine gitmişsiniz.Bir de Dharma girişimi var.O konulara hiç girmeyim en iyisi:)

Adamızda uçuk kaçık tipler vardır.En sevdiğim tip de Sawyer tiplemesidir.Adamım:).Çilli var birde Kate Austin:)Doktor olmazsa olmaz zaten.Jack doktorumuz ve iyilik meleğimiz.John Locke var sakat adam ama adaya düşünce sakatlığı geçer.O zaten özel insandır ada için:)Charli vardır.Drive Shaft'ın solisti:)Claire sarışın kızımız hamiledir ve adada doğurur:)Charli ona aşık olur.Sayid var.Iraklı olduğu için terörist muamelesi görür bir ara:)Bomba ve elektronik konusunda uzmandır hani:)Hugo'dan bahsetmezsem olmaz.Şişko oğlumuz o bizim.Ölüleri felan görür.Bunlar bir kısmı yolcuların.Bu yolcuların bir amacı vardır.Tabi ki adadan kurtulmak.Yalnız bu hiç kolay değildir.Dedim ya bu ada normal değil.Acayip şeyler oluyor burada:)

Final tam bir fiyaskoydu.O kadar heyecanla izledim ama sonunda HÖNK dedim kaldım.Yakışmadı hiç bu basit son.Hele bir de adayı koruma muhabbeti yokmu.Tam bir komedi.Meğer adanın kalbi bir ışıkmış:)Işığın sönmemesi lazım.Jacop koruyordu normalde adayı.Görevi Jack'a verir.Al dostum şu suyu iç.Tamam bak oldun sen.Benim gibisin sen koru şimdi:)Jack daha sonra Hugo'ya al dostum şu suyu iç,bana birşey olursa sen koru adayı.Nasıl bir suymuş bu peah:)Herşey rağmen pişman değilim.Yine olsa izlerim.Çünkü ilk 4 sezon çok feciydi:)

3 Haziran 2012 Pazar

Elif Şafak-Aşk (Duygusal-Romantik-Aşk)


Öylesine güzel bir kitap ki hala etkisi üzerimde.Elif Şafak'ın okuduğum ilk kitabı.O kadar etkili bir kitap ki.Kelimeler kifayetsiz kalır derler ya,sanırım şu an onu yaşıyorum.Şafak'a teşekkürler bu duyguları bana tattırdığı için.Kitabın bitmesini istemediğimden olacak ki ağırdan aldım biraz:)

Zaten kitap o kadar mesaj veriyor ki bir sayfa okuyup 10 dakika düşünür oldum.Nasıl düşünmeyim ki;Hz Mevlana ve Şems'ten bu kadar güzel bahseden bir kitabı hemen bitirmek istemedim.Hazmede hazmede not ala ala okudum.Konya'da 4 yıl görev yapmış biri olarak bu kitabın bende yeri çok daha ayrı oldu.Karatay ilçesinde Mevlana ile içli dışlı idik biz.Hz Şems ve Hz Mevlana arasında mekik dokuduk biz.Şems Tebrizi Mahallesinde az görev yapmadık.O türbelerde az dolaşmadık.O uhrevi duyguları az tatmadık.O kadar tat aldım ki bu kitabı okurken.Hz Mevlana ve Hz Şems'in ne kadar büyük alimler olduğunu söylememe gerek yoktur sanırım.Bilinmeyen yönleri ve bu iki büyük alimin hayatlarının kesişme noktalarını okurken sanki o anları yaşadım.2 büyük bedende bir olmayı başarmış bu insanlar.Tek yürek olmuşlar.

Kitabı okurken sanki 2 farklı roman okuyor hissine kapılıyoruz.Sonra bu 2 öykü o kadar güzel bir şekilde bağlanıyor ki etkilenmemek mümkün değil.Konuya şöyle bir değinelim:

Ella adında bir ev hanımı vardır.3 tane çocuğu vardır Ella'nın.Hayatı son derece monoton devam etmektedir.Ev hanımı olmasından şikayeti yoktur ama son zamanlarda kendi içerisinde büyük bir boşluk olduğunu anlar.Kocasından sevgi görememektedir.Bir yayınevi için rapor hazırlamak zorundadır ki bu rapor onun hayatını tamamen değiştirecektir.Kitabı okuyup onun raporunu yayınevine verecektir.Kitabın adı Aşk Şeriatı'dır.Hz Mevlana ve Hz Şems'ten bahsetmektedir kitap.Yazarı A.Z Zahara adında bir adamdır.Kitabı okudukça Ella Zahara'ya hayran kalır ve günden güne onun kim olduğunu merak eder.Bu merakla adama mail atar.Daha sonra aralarında çok sıcak bir ilişki şekillenmeye başlar.

Hz Şems bir rüya görür.Rüyasında Bağdat'ı görür.İçerisinde bir boşluk vardır Şems'in.Oraya gidince bir nebze olsun bunun yok olacağını hisseder ve Bağdat'a gider.Aslında içerisinde ki dostun boşluğunu doldurmak için gitmektedir oraya.9 ay geçer ancak birşey olmaz ama Şems inatla beklemeye devam eder.Daha sonra Konya'da büyük bir alimin yanına birini gönderme kararı alırlar.Şems aradığı fırsatın bu olduğunu düşünür ancak yabancı olduğu için buna pek sıcak bakmazlar.Cemaat toplanır.Sözü geçen alim bu yolculuğun çok zor olacağını ve ucunda ölüm olabileceğini söyler.Kimse gönüllü olmaz.Şems tek gönüllü olduğu için bir zaman sonra düşer yollara.Arada daha çok şey olur ama ben kısa kesiyorum affınıza sığınarak.Herşeyi açıklamayalım ki okumayanlar da daha rahat okusun.Hz Şems öylesine büyük bir alimdir ki;kapalı kapılar ardında ne konuşulduğunu duyabilir.Geleceği görebilmektedir ve diğer dünyaya ara sıra yolculuğa çıkmaktadır.Herkes bu adamın büyücü olduğuna inanır.Kitapda ki kıssadan hisseler beni çok etkiledi.Hz Şems'in Mevlana Hz. ile buluşması,aralarında geçen o sıkı dostluk bağı ve nice olaylar.Dedim ya hala etkisindeyim.Kitapdan alıntılar vermezsem olmaz tabi.Buyurun:

''Kim olursak olalım,dünyanın hangi yerinde yaşarsak yaşayalım,ta derinlerde bir yerde hepimiz bir eksiklik duygusu taşımaktayız.Sanki temel birşeyimizi kaybetmişiz de geri alamamaktan korkuyoruz.Neyin eksik olduğunu bilenimiz ise hakikaten çok az.''

''Şu dünyadaki çatışma,önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır.Sen sen ol,kelimelere fazla takılma.Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir.Aşık dilsiz olur.''

''Hakk'ın karşısına çıkardığı değişimlere direnmek yerine,teslim ol.Bırak hayat sana rağmen değil,seninle beraber aksın.''Düzenim bozulur,hayatımın altı üstüne gelir'' diye endişe etme.Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?''

''Esas kirlilik,dışta değil içte,kisvede değil kalpte ölür.Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün,yıkandı mı temizlenir,suyla arınır.Yıkanmakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir''

''Aşık olmayana aşk kuru bir kelimeden ibaret.Yarı palavra,yarı safsata.Aşık olmayan bunu anlayamaz,olansa anlatamaz.Öyleyse nasıl söze dökülebilir aşk,kelimelerin hükmünü yitirdiği yerde?''

''Bu dünayada herkes birşey olmaya çalışırken,sen HİÇ ol.Menzilin yokluk olsun.İnsanın çömlekten farkı olmamalı.Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil,içindeki boşluk ise,insanı ayakta tutan da benlik zannı değil,hiçlik bilincidir.''

Daha o kadar çok güzel söz, o kadar çok kıssadan hisse var ki.Kesin okuyun.Ders alınacak bir kitap...

2 Haziran 2012 Cumartesi