30 Temmuz 2012 Pazartesi

Alexandre Dumas-Monte Kristo Kontu(Dünya Klasikleri)


Harika bir başyapıt.Başyapıt diyorum çünkü bir başyapıtta aranan her şey var romanda.İnanılmaz hoşuma gitti bu roman.Yazar öyle bir karakter yaratmış ki etkilenmemek mümkün değil.Edmond Dantes karakteri çok etkiledi beni.Umut etmenin ve sabırla beklemenin muazzam bir hikayesi.Esaretin Bedeli filmini izler gibi oldum bu romanı okurken.

Ustaca kurgulanmış,sade ve insanı yormayan bir kitap.Akıp gidiyor sayfalar insanın elinde.Bir komplo teorisine kurban giden Edmond Dantes'in inanılmaz hikayesine tanık olacaksınız.En kötü hatta imkansız diyebileceğimiz biranda bile umudunu kaybetmeyen bir insanın öyküsü.Modern Polisiyeden bile örnekler var.Hatta katil kim konulu romanlardan da esintiler var:)

Bu zamana kadar okumamakla çok büyük bir hata yapmışım.Bunu bütün içtenliğimle söylüyorum.Gerek verdiği mesajlar gerekse de gelişen olaylar insanı bağlıyor kitaba.Sonu ise gerçekten çok güzel.Daha başka ne diyebilirim ki? Belki  abarttığımı düşünebilirsiniz ama her kitaptan da bu şekilde bahsetmem:).Yukarıda çok az değindim konuya.Daha fazla açmıyorum ki okumayan arkadaşlar kızmasın sonra.

Okumayan varsa şiddetle öneriyorum.Bu aralar Dünya Klasikleri sardı beni:) Tadları çok farklı bu romanların.Eee boşuna Dünya Klasiği olmamışlar değil mi?


Kitaptan Bir Bölüm:


Bu dünyada ne mutluluk vardır ne de bedbahtlık.Yalnız en büyük umutsuzluğu tadan birinin en büyük mutluluğu hissetmeye gücü yeter.Yaşamanın ne kadar güzel bir şey olduğunu anlayabilmek için,ölümü istemiş olmak lazımdır.Öyleyse yaşayın,mutlu olun çocuklar ve Tanrı'nın insanlara geleceği açıklayıcı güne kadar,insan zekasının yalnız şu iki kelimede toplanacağını hiçbir zaman unutmayın:''Bekle ve Umut et''...

29 Temmuz 2012 Pazar

25 Temmuz 2012 Çarşamba

İlk Çekilişime Herkesi Bekliyorum:)



Yaklaşık 6 ay önce kurduğum bloğumun ilk çekilişine herkesi beklerim:) Umarım katılımı bol olur ve beni yalnız bırakmazsınız.2 adet roman ve bir minik kumbara hediyem var.Kumbarayı veriyorum ki elinize bozuk para geçince kumbaraya atın ve onları biriktirip kitap alın:).Sofi Oksanen-Araf ve Michael Palmer-Beşinci Tüp diğer hediyelerim.Şimdi gelelim şartlara:


Bloğuma izleyici olarak katılmanız yeterlidir.Şayet bloğunuz varsa ve yukarıdaki resimlerden birisiyle birlikte bloğunuzda duyurmanız halinde +1 puanınız olacak.Hadi bakalım rastgele..Bu postun altına duyurunuzu yorum olarak bırakmalısınız ve iletişim adresinizi yazarsanız iyi olur.


Çekiliş bugün başlamış olup,son katılım tarihi:14/08/2012 dir.Çekiliş sonucu 15/08/2012 de sitemizden duyurulacaktır.

NOT:Kitaplar sıfır değildir yani tarafımdan birkere okunmuştur:)

24 Temmuz 2012 Salı

Dostoyevski-Yer Altından Notlar (Dünya Klasikleri)


İlk başlarda okurken sıkılsamda ilerledikçe bağlandım kitaba.Çok başarılı bir yapıt.Yazarın kendine has yarattığı dünyanın içerisinde buldum biranda kendimi.Yazarın Yeraltı diye tabir ettiği içedönüksel olarak hazırladığı notlardan oluşan bu kitap gerçekten çok hoşuma gitti.Yazar o kadar samimi ve sıcak bir üslupla anlatmışki yaşadıklarını;hayran kalmamak elde değil.İçinden geldiği gibi yazmış.

Bazı yerlerde biz okuyuculara soru soruyor,sanki bizimle konuşuyor yazar.Gerçi soruların cevabını yine kendisi veriyor ama:)Bu ayrıntı bile insanı kitaba bağlamaya yetiyor.İlk başlarda karamsar olsamda ilerledikçe acayip sardı ya:).Çok deli dolu karakter karşılıyor aslında bizi.Bazı yerleri çok keyifliydi.Kafama koyduğumu yaparım diyor yazar dayak da yesem,ölsemde yaparım diyor.Bakınız küçük bir kısım veriyorum kitapdan:

''Bir gün köhne bir meyhanenin önünden geçerken,aydınlık bir pencereden,bir bilardo masasının çevresinde birtakım adamların ellerindeki ıstakalarla birbirlerine vurduklarını gördüm.Kavga sırasında ,aralarından birini pencereden dışarıya attılar.Başka bir zaman olsa bu hareketi çirkin bir davranış olarak algılardım ama o sırada,neden bilmiyorum,pencereden dışarıya atılan adamı kıskandım.Öylesine kıskandım ki,hemen meyhaneye girip bilardo masasının yanına kadar gittim.Belki birileri de benimle kavga eder,beni de dışarıya atar diye bekledim.''

İşte duyguları bu kadar değişken,deli dolu,çılgın bir karakterimiz var.Bazen inanılmaz şeyler düşünüyor.Keşke düşünmekle kalsa,illa ki yapacak dediğini.Yapmazsa günlerce rüyasına giriyor kabus görüyor:).Aslında karakter sürekli olarak yalnız kalmakla beraber kendine güvenini yitirmiştir.Bir anlamda bu güveni geri kazanmak istiyor.Yazarın geçmişe dönük hikayelerine de bu bağlamda tanık oluyoruz.

Gerçekten çok güzel bir romandı.Ya da ben çok beğendim:) Klasikleri okumak çok eğlenceli oluyor,bunu da tavsiye ederim...

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Grigory Petrov-Beyaz Zambaklar Ülkesinde (Dünya Klasikleri)


Bugün çerez niyetine gitti bu kitap.Çok hoşuma gitti.Yazarın dili çok sıcak ve samimi.Rus yazar bu romanında Finlandiya'ya yaptığı ziyaretleri konu edinmiş.Zamanında İsveç ve Rusya'nın Hükümdarlığı altında bulunan Finlandiya'nın bugünlere nasıl geldiğini güzel bir dille anlatmış.Bir bataklıkken Beyaz Zambaklar Ülkesi'ne dönüşen 2 milyon nüfuslu Finlandiya'nın hikayesi.

Devlet yönetiminde nelere dikkat edileceğine dair günümüze ışık tutan bir yapıt bence.Devletin asıl gücünü halktan aldığının somut bir ispatı bu roman.Kitapda bazı güzel hikayelerde mevcut.Güzel bir zaman geçirmek için ideal bir kitap olduğunu düşünüyorum.Tavsiye edilir.

22 Temmuz 2012 Pazar

Ahmet Ümit-Bab-ı Esrar (İlahi Aşk-Macera)


Sevgili Erguvan Mevsimi(Zeynep) nin tavsiyesi ile bu kitabı almıştım.İyiki de almışım.Çok güzel bir kitapdı.Daha önce Şafak'ın Aşk kitabını çok beğenmiştim.Sağolsun arkadaşlar bu kitaba yönlendirdi beni.Aslında Aşk kitabına paralel bir kitap.Şems ve Mevlana'nın arasındaki o dostluk beni gerçekten çok etkiledi yine.Konya'da 4 sene Karatay da görev yapmama ve hergün Şems ve Mevlana'nın türblerinden geçmem beni daha çok etkiledi sanırım.O doğayı tatması lazım insanın.


Kitapda kısmen de olsa polisiye de yer bulmuş kendine.İngiltere de bir sigorta şirketinde görev alan Karen'in başından geçen inanılmaz bir hikayeye tanıklık ediyoruz.Konya'da bir otelde çıkan yangından dolayı sigorta şirketi Karen'i Konya'ya gönderir.Konuyu araştıran Karen'in başına tuhaf olaylar gelmeye başlar.Tam filmlik bir roman olmuş bence.Konu ya dolaylı olarak Şems ve Mevlana da dahil olacaktır.Mennan karakteri de çok hoşuma gitti hani:)

Ahmet Ümit'in kalemine diyecek laf yok zaten.Adam yazıyor ya.Türk olmasından gerçekten grur duyuyorum bu yazarın.Ama şunu da söylemeden edemeyeceğim;Hayatımda okuduğum en çok yazım yanlışı olan kitapdı.Bu kadar güzel kitaba bu kadar yazım yanlışı inanılacak şey değil.Doğan Kitap çok şaşırttı beni.Böyle baskımı olur ya.Her sayfada bir yazım yanlışı.Tam romana adapte olacam pat yazım yanlışı.Uyuz etti beni resmen.Bana denk geldi bu da benim şanssızlığım sanırım.Bu kadar çok hatayı nasıl yaparlar anlamıyorum.Abartısız her sayfada yazım yanlışı vardı.Yine de harika bir kitapdı.Tavsiye edilir.

20 Temmuz 2012 Cuma

Ramazan Alışverişim:)



Dün gezinirken aklımda kitap almak yoktu.Ancak akvaryum yayınlarının uygun fiyatları ve bu aralar depreşen Dünya Klasikleri tutkum rahat durmadı ve bunları aldım:)Araya da 2 tane İskender Pala kitabı sıkıştırdım.Pala'yı daha önce hiç okumadım ama çok duymuştum.Umarım bu kitapları da güzeldir.Okuyan arkadaşlar yorumlarını esirgemez umarım.Herkese hayırlı ramazanlar diliyorum...

17 Temmuz 2012 Salı

Ses Filmi Ve Nar Filmi (Türk İşi Psikolojik Gerilim)


Bir zaman önce izlemiştim ses filmini.Psikolojik-Gerilim açısından Türk Sinema'sı bayağı bir sıkıntılı aslında.Bu dalda pek eser verilmiyor.Oysaki ben çok severim bu tarz filmleri.Ses filmi de bu tarz bir film.Çok güzel olmasa da izlenebilir.En azından bu tarz filmlerin oluşması ve yayılması açısından önemli olabilir aslında.


Gaipten sesler duyan bir bayanın başından geçen korkunç ve gerilim dolu anları konu alıyor filmimiz.Mehmet Günsür ve Selma Ergeç başroldeki oyuncular.Bir bankanın telefon operatürünün müdürüdür Mehmet Günsür ve Selma Ergeç'de orada çalışan bir bayandır.Bu ikilinin hayatı inanılmaz bir şekilde kesişecektir.Bazı sahneleri hoşuma gitti açıkcası.Vakit geçirmek için izlenebilir bir film bence.


Serra Yılmaz ve İdil Fırat'ın baş rolde oynadığı çok ilginç bir filmdi Nar filmi.Aslında başımıza her an bir kötülük gelebileceği sinyalini veriyor film.Bazen insan bir anda kendini başkasının hayatının içerisinde bulur ya o tarz bir şey bu film.Yalnız o kadar ilginçtir ki filmde 4 kişi oynuyor ve film sadece bir evde geçiyor:)Tamam verdiği mesaj düşündürücü olabilir ama mekan tek ya:) Filmin sonu çok ilginçti ve güzel düşünülmüş bir son aslında.


Bu filmde Eh izlenebilir diyelim.Tabi büyük umutlarla izlemeye başlamayın derim.Bu dalda Sinemamızın geliştiğini görmek beni çok mutlu ediyor gerçekten.Zamanla çok güzel filmlerin piyasaya çıkacağını umuyorum.

12 Temmuz 2012 Perşembe

Mario Mazzanti-Şah Mat (Polisiye-Gerilim)


Birkaç kötü kitap deneyimimden (Siyah Süt,Şeytan Tohumu) sonra ilaç gibi geldi.Tek kelimeyle kusursuz bir kitapdı.Polisiye-Gerilim adına herşey vardı kitapda.Heyecansa heyecan,gerilimse gerilim.Tıp mezunu olup da polisiye-gerilim yazanlar çok başarılı oluyor sanki.Bakınız Tess Gerritsen.Olayların bu kadar ustaca bağlanması insana pes doğrusu dedirtiyor.Son ana kadar katili tahmin etmek epey zor,ama benim gözümden kaçmadı tabi:)

Bu yazarı çok sevdim.Bu ilk kitabıymış.İlk kitabı olmasına rağmen bu kadar ustaca bir roman yazmasına şaşırmamak elde değil.Bu tarzda devam ederse bu dalda çok başarılı olacaktır.Yeni bir Grange mi geldi ne:) Bu kadar övgüden sonra konudan şöyle bir bahsedelim o halde:

Bir kadın evinde ölü olarak bulunmuştur.Katledilmiştir.Bıçaklanmıştır o da yetmezmiş gibi rahmine zarf açacağı saplanmıştır.Bilirsiniz bazı saplantılı katillerin bu tarz imza merakları vardır.Eeee hal bu olunca polisler devreye girecektir haliyle.Burada bir kahramanımız vardır ki adı Claps'dır.Polis değildir ama suç psikiyatristi olarak polise destek vermektedir.Maşallah bir dedektifin yaptıklarını yapar ama:)

Katilimiz çok zekidir.Satrança meraklıdır.İşlediği cinayetleri satranç maçına çevirir.Tabi bu maçı çözmek çok zordur.Her hamlede bir kişi ölmektedir ve polisin fazla zamanı kalmamıştır.Diğer taraftan herşeye burnunu sokan ve haber adına herşeyi yapan bir muhabirimiz vardır.Fazla merak iyi değildir ama değil mi:)

Polisiye-Gerilim okumayı seviyorsanız bu romanı illa ki okumalısınız.Zekice kurgulanmış bir roman.Karakterler de çok etkili.Tuttum ben bu yazarı:)

8 Temmuz 2012 Pazar

Ölümün Sesi-Babby Call 2012 (Psikolojik-Gerilim)


Dün eşimle bir sinema yapalım dedik.Hazır yolumuzun üstüydü.Yalnız filmler eşime göre değildi.Buz devri-4,Spider man gibi güzel filmler vardı ama eşimle izleyeceğim için bu filmde karar kıldık.Aslında daha filme girmeden filmin fiyasko olacağından emindim.Bile bile lades olduk yani.Bu tarz filmlerde uzman oldum desem yeridir.

Film çok ilginçti.Şizofren bir annenin başından geçen korkunç olaylar,gaipten sesler vs...Anne ile çocuk arasında geçen korkunç durumlar.Filmin ilk yarım saatinde eşime olacakları söyledim.İlk başlarda gülüp geçse de 2 saatlik filmin sonunda dediklerim çıktı.Hatta eşim bir ara o kadar sıkıldı ki az kalsın çıkıyorduk filmden:)Psikolojik-gerilimde uzman olduğumu söylemiştim.Vasat ki ne vasat bir filmdi.

Paranıza kıymayın derim bu basit film için.Adamlar 3 kişiyle film yapıp bir de utanmadan sinemeya sunuyorlar.El kameramı alıp film yapsam yeridir yani:)

5 Temmuz 2012 Perşembe

Elif Şafak-Siyah Süt (Otobiyografik Roman)


Aşk romanını büyük bir zevkle okumuştum.Ne yazık ki bu roman için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim.Okurken çok sıktı beni.Bayanlara hitaben yazılmış sanki.Hamilelik dönemini hafta hafta anlataması vs....

Bu romanda çocuk sahibi olan bir yazarın yaşadığı depresyonu anlatıyor aslında.Bir de kendi içseslerini kişileştirme kısmı varki tam bir komedi.Eğlenceli ama.Parmak kadınlar adını vermiş onlara.Sürekli onlarla konuşuyor.Herbirinin ayrı adı var tabi.Anaç Sütlaç hanım,Hırs Nefs Hanım,Can Derviş Hanım,Sinik Entel Hanım vs... Hepsinin ayrı özellikleri var ve yazar hepsiyle iletişim kuruyor.Yazarın beyninde yarattığı parmak kadınlar bunlar.

Romanın bana göre artıları pekçok yazarın hayatından çeşitli kesitler vermesi ki o yazarlar hakkında bilgi sahibi oluyoruz.Bir de yazar romanın aralarına resimler serpiştirmiş.Resimli romanlar insanın ilgisini çekebiliyor tabi.Anne olan yazarların yaşadığı zorluklar ve gelgitlerden sıkça bahsetmiş Şafak bu romanında.

Ben sıkıldım okurken.Ama hamile ya da çocuk sahibi olan bir annenin daha çok ilgisini çekebilir.O kadar sıkıldım ki romanın son sayfaları ızdırap oldu:)İlginç bir yazı şekli.Ama beni baydı.Seçim yine de sizin tabiki:)

Benim polisiye-gerilim romanlarına dönme zamanım gelmiş bunu anladım.Bir süre duygusal romanlarla takıldım ama sarmıyor ya.İçime işlemiş polisiye-gerilim ve korku romanları:)Hayırlı günler dilerim...

2 Temmuz 2012 Pazartesi