31 Ekim 2012 Çarşamba

Prison Break İlk Sezon Bitti:)



Lostzede olduktan sonra yabancı dizilerden epey bir süre uzak durdum.Ancak arkadaşlarımın bu diziden övgü ile bahsetmesi üzerine bu diziye başladım.Bayağı geç oldu ama bu zamana nasipmiş bu harika diziyi izlemek.

Müthiş bir kurgu gerçekten.Hayatımda izlediğim en iyi dizi diyebilirim.En azından ilk sezon için böyle düşünüyorum.Bağımlısı oldum adeta.Bu kadar zekice bir kurgu görmedim ben.Heyecanlı mı heyecanlı,süper mi süper olan bu diziyi henüz izlemediyseniz(Eminim çoğunuz bitirdi ve bana gülüyor:) saldırın derim.

29 Ekim 2012 Pazartesi

Hande Altaylı-Kahperengi (Duygusal-Romantik-Aşk)






Hande Altaylı'dan güzel bir kitap.İlk Altaylı deneyimim oldu bu kitap.Kitabın dili oldukça samimi ve doğal geldi bana.Okumam bu anlamda hızlı oldu.Yazar olduğu gibi yazmış bazı şeyleri.Yani sansürlemeden yazmış küfürleri de:)Bir ara düşündüm bu romanı bir kadın mı yazmış diye:)Keşke argo kısımları biraz az olsaydı:(


Konudan bahsedecek olursak;Yaslıhan kasabasında yaşayan bir ailenin dramından bahsetmiş roman.Moskof Recep ailenin babasıdır.Kaba mı kaba,ahlaksız mı ahlaksız bir babadır bu adam.Eşine ve çocuklarına sürekli şiddet gösteren zavallı bir karakterdir.Yakışıklıdır mahalledeki bazı kadınlar bu adama hastadır:).Karısı Hatice çok çirkin bir kadındır.Lakabı da Kara Hatice'dir.Cahildir haliyle.Büyücülerde alır soluğu her daim.Narin evin büyük kızıdır.Duygusal bir kızdır.Romanın baş karakteridir aynı zamanda Narin.Erkek kardeşi Mehmet ise bir gün futbolcu olma hayaliyle yanıp tutuşmaktadır.Bir de Şadiye adlı kız kardeşleri vardır.Bu da biraz Lay Lay Lom bir karakterdir.Ailede sürekli bir şiddet havası hakimdir.Narin Üniversiteyi kazanır ve gizlice İstanbul'a kaçar.İstanbul'da başına çok ilginç olaylar gelecektir.Küçük bir kasabada büyüyen Narin,İstanbul'a gidince sudan çıkmış balığa dönecektir.İstanbul'da genç ve güzel biri kızın başına neler gelebileceğini az çok kestire biliyorsunuzdur herhalde.Ancak Narin biraz şanslıdır bu konuda.

28 Ekim 2012 Pazar

Prometheus Filmi-2012(Bilim Kurgu-Macera)


Geçenlerde bu filmi izleme fırsatım oldu.Elizabeth Shaw rolünde Noomi Rapace oynamaktadır.Michael Fassbender,Charlize Theron,Idris  Elba ve Guy Pearce gibi oyuncular da mevcuttur filmde.

Film uzay temalı bir bilim kurgudur.Aslında en baştan alırsak;Elizabeth Shaw mağara gibi bir yerde bir kalıntı bulur.Hemen David'i yanına çağırır.Mağarada çok eski bir motife rastlarlar.Duvara yapılmış resimde binlerce yıl öncesine dayanan ufo tarzı görüntüler vardır.Çok eski olduğu için atalarının onlar olduğuna inanırlar ve bunu ilerde kanıtlayacaktırlar.İnsanoğlunun ırkının nereye dayandığını ve insanlığın tanrısının kim olduğunu bulmak amacıyla 2090'lı yıllarda bir uzay gemisinde uyanır kahramanlarımız.Yalnız gemide enteresan karakterler vardır.Örneğin robotumsu bir insan vardır ve bu varlık ölümsüzdür doğal olarak.Daha sonra alakalı gezegene iniş yaparlar.Araştırma için iniş yaptıkları bu gezegen daha sonra oradaki insanların kabusu olacaktır.

27 Ekim 2012 Cumartesi

Siyah Kuğu-Sevil'in Güncesi(Duygusal-Dramatik-Aşk)


Severek takip ettiğim Siyah Kuğu'nun ilk kitap denemesiyi bu.Hayatın içinden çok akıcı bir kitapdı.Yazarımızın ilk denemesi olmasına rağmen ben çok beğendim.

Kitabın içeriğinden biraz bahsedecek olursak,Sevil adında bir baş karakterimiz vardır.Sevil aşkları,hüzünleri,sevgileri ve başından geçen traji komik olayları ile güçlü bir karakterdir.Hayatındaki ihanetler,sadakatsizlikler ve yanlış anlamalar içerisinde bir süre bocalasa da doğru yolu bulacaktır.Kimi zaman öfkeleneceğiniz,kimi zaman tebessüm edeceğiniz,kimi zaman güleceğiniz,hayata dair çok güzel bir kitap.

Tolstoy-İnsan Ne İle Yaşar(Dünya Klasikleri)


İçerisinde birbirinden güzel 3 hikayenin bulunduğu zevkle okunan bir Dünya Klasiği.Hikayelerin hepsinde bir öğüt var aslında.Hepsi ibretlik olan ve ders veren hikayeler.Hikayelerden kısa kısa bahsedecek olursam;

İlk hikayemizde Simon adında fakir bir ayakkabıcımız var.Karısına palto almak için evden çıkar Simon.Ancak ona borcu olanlardan borcunu almalıdır ilk önce.Her zamanki gibi alacağını alamaz.Hayal kırıklığı içinde evine dönerken kilisenin yanı başında çırılçıplak bir adam görür.Hava o kadar soğuktur ki,Simon adamın yanına gider ve botlarını adama giydirir.Doğruca evin yolunu tutar.Bundan sonra inanılmaz bir hikaye beklemektedir.Kimdir bu adam?Hikayede sevgiden, Allahın bağışından ve dünyada tabi tutulduğumuz sınavlardan bahsedilmektedir.

24 Ekim 2012 Çarşamba

22 Ekim 2012 Pazartesi

Halit Erutğrul-Canan(Duygusal-Romantik-Aşk)


Daha önce Düzceli Mehmet eseriyle tanımıştım bu güzel yazarımızı.Halit Ertuğrul'un kitaplarını elime almamla bitirmem bir oluyor.İnsan okurken elinden bırakamıyor.Bunun en önemli sebeplerinden biri de yaşananların gerçek hayattan alıntı olması.Gerçek yaşam öyküleri de yazarımızın sade ve güzel diliyle birleşince tadından yenmiyor.

Canan adlı bir bayanın başından geçen inanılmaz bir hayat öyküsü.Hertürlü kötülüğe,olumsuzluklara rağmen Allah'a sığınan bir bayanın öyküsü.Son derece dramatik bir roman.Okurken insan bu kadar olmaz diyor adeta.Bir insanın başına bu kadar kötülüğün gelmesine inanamıyor insan.Aşk diye ete kemiğe sarılan insanlar Canan'ın başına gelenleri bilseydi;aşkın ne olduğunu çok iyi anlarlardı.

20 Ekim 2012 Cumartesi

H.Hüseyin Ütün-Yarım Yüzlü Adam(Duygusal-Romantik-Aşk)


Yazarımız sağolsun imzalı olarak göndermişti kitabı.Eee bize de biran önce okumak kaldı bu güzel oyunu.Oyun diyorum çünkü kitap oyun şeklinde yazılmış..Oyunu okurken Romeo ve Juliet filmini izler gibi oldum.Diyeceksiniz ne alaka?Şöyle izah edeyim;filmde dil çok sanatsaldı.Bu kitapta da aynen öyle.Yazarın cümleleri ve anlatım tarzı bana çok sanatsal geldi.Bölümler zaten perdelere ayrılmış durumda.Bir tiyatro eseri gibi yazılmış kitap.

İlk başlarda kitaba odaklanmakta zorluk yaşadım.O kadar çok isim vardı ki,konsantre olmam zorlaştı.Ama ilerledikçe taşlar yerine oturuyor ve karakterlere hakim oluyoruz.Kendini okutan bu kitabı ne zaman bittiğini anlayamadım:)


17 Ekim 2012 Çarşamba

Kritovulos-Fetih 1453(Tarihi)


''Onu fetheden komutan ne güzel komutan,
onun askeri de ne güzel askerdir''


İstanbul'un fethi üzerihine geniş ve kapsamlı bir çalışma olmuş.Fetih zamanında yaşamış olan Kritovulos o an yaşananları kaleme almıştır.Kritovulos Fatih Sultan Mehmed Han döneminde yaşamış bir Bizanslıdır.Yabancı olmasına rağmen bu denli objektif bir çalışma yapmasına şaşırdım ve takdir ettim.

Kitap kendi içerisinde 5 bölümden oluşmaktadır.İlk bölümde İstanbul'un fethi,imari ve yerleştirilmesi.İkinci bölümde Enez,Limni,Taşoz ve Somendirek adalarının alınması ve Sırbistan'ın egemenlik altına alınması.3.bölümde Mora savaşları ve İstanbul'un imarı.4.bölümde Sinop ve Trabzon'un alınması.Midilli adalarının fethi ve Fatih'in Boşnak adalarına girmesi.5.bölümde Venedikliler,Boşnaklar ve Arnavutlar üzerine düzenlenen akınlar ayrıntılı bir biçimde ele alınmıştır.

14 Ekim 2012 Pazar

Dean Koontz-Maske(Korku-Gerilim)


Daha önce Şeytan Tohumu kitabı ile beğenmediğim Koontz'u bu romanıyla beğendim.Gayet akıcıydı roman.Korku ve gerilim öğeleriyle harmanlanmış bu tür kitapları seviyorum.Kısa bir sürede bitirilen romanlardan.Akıcı ve sade dili insanı yormuyor.Sonu da heyecanlıydı ama tahmin etmek zor değildi.

Carol ve Paul evlat edinmek isteyen bir çifttir.Evlat edinmek için başvurduklarında doğaüstü bir olayla karşılaşırlar.Sanki kötü bir güç onların evlat edinmelerini engellemektedir.Carol'ın annesi Grace de son zamanlarda musallat olan karabasanlarla boğuşmaktadır.Bu kötü rüyaların sonunda kızının başına kötü bir şey geleceğini anlar.

12 Ekim 2012 Cuma

Koku Filmi(Korku-Macera)




Alman yazar Patrick Süskind'in Koku adlı romanından uyarlama,güzel bir film olmuş.Romanı okumadım ama filmini dün izledim:)Aslında genelde romanı okuduktan sonra filmini izlemeyi seviyorum ama bu sefer böyle oldu.

Enteresan bir konusu vardı filmin.Doğuştan müthiş bir koku alma duyusuna sahip olan Jean Baptiste Grenouille,yeni kokular üretebilmek için cinayet işlemekten çekinmez.Bir gün kendi kokusu olmadığını anlayan Grenouille'nin dünyası başına yıkılır adeta.Kendine koku oluşturmak için güzel bayanları öldürmeye başlar ve onlardan tabiri caizse parfüm yapar ve kokularını vücuduna sürer.Çok sapık bir katilimiz var bu filmde.Kadınlardan parfüm yapma aşaması ise bir hayli iğrençti:)

Film güzeldi bence.İzlenebilir...

11 Ekim 2012 Perşembe

Mürvet Sarıyıldız-İki Cami Arasında Aşk(Duygusal-Romantik-Aşk)


Mimar Sinan'ın,Mihrimah'a karşı duyduğu destansı aşkın hikayesi.Severek okudum bu kitabı.Gayet akıcıydı.Kitap da bana göre büyük bir hata vardı.O da bazı Osmanlıca mısraların Türkçe'ye çevrilmemiş olması.Bazı şairlerin aşk mısralarını anlayamadım.Ben şahsen Osmanlıca bilmiyorum.Dolayısıyla bu mısraları anlayamadım.Yazar keşke bunu anlayabilseydi..

Mimar Sinan'ı hepimiz biliriz.Yaptığı kusursuz hanları,hamamları,camileri...Meğersem bu yapıtların çoğunu umutsuz aşkı Mihrimah için yapmış.Mihr ve Mah,güneş ve ay.Öylesine iki cami yapıyor ki caminin birinde güneş batarken ötekinin üzerinde ay doğuyor.Böylesine zeki bir adam Mimar Sinan.İçerisinde yaşadığı bu büyük aşkı taşlara yansıtır ve böylesine güzel eserler verir.Ancak Mihrimah hiçbir zaman anlamaz bu büyük aşkı.Ta ki o güzel camiyi görene kadar.İşte bu destansı aşkın öyküsü bu güzel roman..

9 Ekim 2012 Salı

Hediyem Geldi Teşekkürler H.Hüseyin Ütün



İmzalama nezaketi gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim.Bazı sebeplerden dolayı kitap elime yeni geçti.Kısa bir süre sonra okuyacağıma emin olabilirsiniz:) Bilmeyenler için şunu belirtmeliyim:
Bu kitabı yazarımızın bloğunda yapmış olduğu çekilişten kazanmıştım.Umarım başarılı bir yazarlık hayatına adım atar arkadaşımız.Merakla okuyacağım:)

8 Ekim 2012 Pazartesi

Khaled Hosseini-Bin Muhteşem Güneş(Duygusal)


Bir zamanların Afganistan'ını tüm çıplaklığıyla ortaya koymuş yazar.Uçurtma Avcısı'ndan sonra yine güzel bir eser.Khaled kendini okutmayı çok iyi beceren bir yazar.
Yerinde ve güzel betimlemeleriyle okuru romana bağlayan yazar;sade ve akıcı dili ile ne kadar usta bir yazar olduğunu kanıtlıyor adeta.

Her türlü olumsuzluğa rağmen hayata sıkıca tutunan iki yürek;Meryem ve Leyla'nın hazin öyküsü.İstemediği bir adamla evlendirilen Meryem ve herşeyini kaybeden Leyla'nın kesişen hayat hikayeleri.Tarık ve Leyla'nın aşkı da damgasını vuruyor romana.

Kadınların nasıl 2.sınıf insan muamelesi gördüğünü anlıyoruz bu romanda.Çok değersiz bir varlıkmış gibi davranılıyor kadınlara,o zamanın Afganistan'ında.Kadınlar tek başlarına sokağa çıkamıyorlar.Burka denilen giysiyi giymeden sokağa adım atmak yasak.Kadınların bir yerde çalışmaları yasak.Taliban öylesine hükümler uyguluyor ki insan hayattan beziyor adeta.Erkeklerde nasibini alıyor tabi bu uygulamalardan.Sakal bırakmayan erkekler tutuklanacak duruma geliyor:)Bu ne cehalettir yahu...

6 Ekim 2012 Cumartesi

3 Ekim 2012 Çarşamba

Susanna Tamaro-Yüreğinin Götürdüğü Yere Git (Duygusal)


Tatildeyken babamın kitaplığından aşırdığım bir kitapdı ve iyi ki de aşırmışım:).Çerez niyetine gidecek bir roman.Kitapda çok güzel cümleler var.Ders alınası öğütler de var tabi.Muhteşem diyemeyeceğim ama okunabilecek kitaplar arasında kesinlikle.

80 yaşındaki bir ninenin torununa yazıp da bir türlü gönderemediği mektuplardan oluşuyor eser.Aslında tam olarak mektup değilde bir günce tarzında yazılmış eser.İnsanın aile bağlarının,insanın bütün hayatını nasıl etkileyeceğinin çok güzel bir örneği.Ailesinden gereken sevgi ve ilgiyi göremeyen bir kadının kızı ile olan ilişkisi.Hayatın nasıl bir tecrübe olduğunu sergiliyor roman.Kendi ailesinde gördüğü yanlışları kızı üzerinde yapmamaya çalışan ama o ince ayarı veremeyen bir annenin öyküsü.Daha sonra bu kadının torunu arasındaki o duygusal ilişki.Duygusal yönden fevkalade bir kitap.Ahlak duygularının zamanla yozlaştığını çok iyi bir dille ifade edilmiş.Ergen torunuyla girdiği kavgalar damgasını vurmuş romana.İnsanlar yaşlanınca nasıl daha alıngan ve kırılgan olduğunu da görüyoruz.

1 Ekim 2012 Pazartesi

Khaled Hosseini-Uçurtma Avcısı (Duygusal)





Bir zamanların Afganistan'ında başlayıp Amerika'ya kadar uzanan hüzün dolu bir hikaye.Gerçekten çok etkileyici bir roman.Bazı yerleri o kadar hüzünlüydü ki insanın içerisinde acı bir tat bırakıyor.

Yazar bu romanda kalemini adeta konuşturmuş.Betimlemeleri çok gerçekçi ve etkileyici.İnsan bir anda kendini romanın içerisinde buluyor.

Yazar Afganistan'ı bilinmeyen yönleriyle anlatmış.Kelimeleri nakış gibi işlemiş ve o zamanın Afganistan'ını ustalıkla dillendirmiş.Okurken kendimi Afganistan sınırları içerisinde hissettim.Karakterler de çok gerçekçiydi.İnsan özümsemek de zorlanmıyor.Hasan ile Emir'in dostlukları ve bu bağlamda gelişen olaylar çok duygusaldı.Hasan'ın büyük bir sadakat örneği sergilediği bir arkadaşlık.Yapılan yanlışlar,korkaklıklar,bunların sonucunda ise yaşanan duygusal anlar...