20 Aralık 2013 Cuma

DenizBank 3. Kısa Film Fest Yarışması, FastPay'i En İyi Anlatacak Yönetmenleri Bekliyor

DenizBank 3. Kısa Film Fest Yarışması

DenizBank tarafından 3. kez düzenlenecek olan Deniz Film Fest ile mobil cüzdan fastPay’i en iyi anlatan viral seçilecek. “fastPay’i en iyi sen anlat, büyük ödülü sen kazan!“ konulu yarışmada dereceye girenleri 5.000 ile 15.000 TL arası ödüller bekliyor.

Yenilikçi ürün ve hizmetleriyle farklılaşan DenizBank, sektörde fark yaratan uygulaması fastPay’i en iyi anlatacak yönetmenleri bekliyor. DenizBank tarafından 3. kez düzenlenecek olan Deniz Film Fest ile DenizBank’ın mobil cüzdanı fastPay’i en iyi anlatan kısa film seçilecek. “fastPay’i en iyi sen anlat, büyük ödülü sen kazan!“ konulu yarışmada filmler maksimum 2 dakika sürecek. Yarışmacılar çektikleri filmlerde isterlerse viral, isterlerse gerçekten hayattan örnekler, isterlerse de sokak röportajları şeklinde bir film yapabilecek ve çekim için her türlü cihazı kullanabilecekler.

Başvuru yöntemi

Katılımcılar çektikleri videoları, video paylaşım sitesi Youtube’a yükleyecek ve linklerini DenizBank Facebook sayfasında bulunan 3. Deniz Film Fest uygulamasına girerek 20 Ocak – 28 Şubat 2014 tarihleri arasında başvurularını yapabilecekler. İzleyiciler, 1 - 13 Mart 2014 tarihleri arasında, uygulamada bulunan ve beğendikleri filmleri “like” ederek oylayacak. En fazla “like” alan 30 film, 17 – 28 Mart 2014 tarihleri arasında jüri tarafından değerlendirilecek. Jüri Belgesel Sinemacılar Birliği Başkanı ve Belgesel Yönetmeni Hasan Özgen, Görüntü Yönetmeni Uğur İçbak ve Yönetmen Taner Elhan’dan oluşuyor. İlk 3’e girecek filmler için DenizBank tarafından sırasıyla 15.000, 10.000 ve 5.000 TL ödül verilecek. Ödül töreni ise 8 Nisan 2014’te düzenlenecek.

Dijital bankacılıkta ezber bozan uygulama: fastPay

DenizBank’ın fastPay uygulaması özellikle gençlerin birbirlerine hızlı para transfer etmeleri, üye işyerlerinde, ellerini cebine atmadan sadece telefonlarından ödeme yapabildikleri inovatif bir mobil cüzdan uygulaması. Uygulama sayesinde DenizBank müşterisi olsun olmasın herkes cepten cebe 7/24 ücretsiz para gönderebiliyor. Kullanıcılar DenizBank Mevduat Hesabı’nı veya kredi kartını fastPay cüzdanına bağlayabiliyor, fastPay işyerlerinde alışveriş olanağına sahip oluyor. Alışverişlerde ödeme yaparken NFC, QR Kod gibi hiçbir ekstra teknolojiye ihtiyaç duyulmaması ise fastPay’in rakiplerinden ayrıldığı en önemli fark olarak dikkat çekiyor.

Ayrıca fastPay ile istenilen DenizBank ATM’sinden kartsız para çekilebiliyor. Uygulama AppStore, WindowsPhone Store ve Google play’den ücretsiz olarak indirilebiliyor.

Bilgi için:
Bersay İletişim Danışmanlığı / 0212 337 51 00
Rasim Yılmaz  /  Tel: 0212 337 51 49 / GSM: 0554 289 49 01 /  rasim.yilmaz@bersay.com.tr
Gül Mumcu Mutlay  /  Tel: 0212 337 51 79 / GSM: 0532 251 83 30 /  gulm@bersay.com.tr


Bir boomads advertorial içeriğidir.

8 Aralık 2013 Pazar

Tess Gerritsen-Ruhundaki Zehirle Yüzleş (Polisiye-Tıbbi Gerilim)


Bir Tess abla romanını okumuş bulunmaktayım:)Bu romanda ölüler kraliçesi Maura yok da onun yerine Kat Novak var diyebiliriz.Hali ile Rizzoli de yok tabi:) Tess abla klasiği diyebilirim bu roman için.Bol bol tıbbi gerilim var.Yani Adli Tıp Doktorlarının yaptığı kesmeli biçmeli otopsilerden bolca buluyoruz kitapda:)

Kat Novak Adli Tıp Doktorudur.Yine sıradan bir günde morga bir ceset gelir.Ancak bu ceset diğerlerinden biraz farklıdır.Uyuşturucu şüphesi içermektedir ama madde tam olarak uyuşturucu değildir.Ondan kat kat daha tehlikeli bir maddedir.Kat otopsiyi bitirmek üzere iken birşey dikkatini çekmiştir.Cesetin eli yumruk şeklindedir.Kat elinin içerisinde birşey olduğunu düşünür ve kaskatı kesilmiş eli bir şekilde açarlar.Tahmin ettikleri gibi elin içerisinde birşey vardır.Bir kibrit kutusuna yazılmış bir adres.Ama neden bir şahıs ölürken elinde bir adres kalsın?Bu cinayete bir şüphe getirir ve Kat olanları araştırmak için belirtilen adrese gidecektir.Tabi polis şeflerine de durumu anlatır.Ayrıca adresin yanına bir telefon iliştirilmiştir.Kat hemen numarayı arar ancak kimse açmaz.Telesekreter devreye girmiştir.

5 Aralık 2013 Perşembe

Jules Verne-80 Günde Devr-i Alem (Dünya Klasikleri)



Yine harika bir  Verne Klasiği.Bu adamın hayal gücü gerçekten çok etkileyici.Anlatış şekli ve diline zaten laf  yok.Okurken çok zevk aldım diyebilirim.Kısaca konuya değinecek olursak:

Phileas Fogg,zengin ve çevresinde saygın bir İngiliz Bey efendisir.Bir gün arkadaşlarıyla toplanır.Muhabbet seyrinde giderken ortaya bir bahis atan Fogg;dünyayı 80 günde dolaşabileceğini iddia eder.Arkadaşları bunun imkansız olduğunu düşünür.Ortaya hemen hemen bütün servetini atan Fogg,bunu yapmak için arkadaşlarıyla bahse tutuşur.Arkadaşları bunun bir çılgınlık olduğunu düşünse de Fogg hazırlıklarını yapar ve bu macerya atılmak için zamanın geçmesini bekler.

Bu arada Pasapourte adında bir Fransız uşak olarak hizmet edeceği bir ev aramaktadır.Şans bu ya bizim uşak gider Fogg'un evini bulur.Fogg bu adamı işe alır.Sadece evde bir gün süre ile çalışan Pasapourte'ye hazırlanmasını söyler.Uşak duruma şaşırır ve ne için hazırlık yapması gerektiğini söyleyince ve cevabını alınca çok şaşırır.Nitekim fazla vakitleri yoktur ve Dünyayı 80 günde turlamaları gerekmektedir.Bunun üzerine kendisine verilen görevi yapan uşak çarşıya çıkar küçük bir valiz alır ve biraz çorapla gömlek alıp yolculuğa başlamak üzere yola koyulurlar.Yolculuk için güzergah bellidir.Londra'dan Süveyş'e oradan Bombay'a,ardından Kalküta'ya,buradan da Hong Kong'a,Hong Kong'dan Yokohama'ya,buradan San Fransisko'ya,San Fransisko'dan da New York'a,son olarak da New York'tan Londra'ya gidilecektir.Kah gemiler ile kah trenler ile bu yolculuğu tamamlamaya çalışacaktır kahramanlarımız.

27 Kasım 2013 Çarşamba

Su Ve Ateş Filmi-2013 (Duygusal-Dram)



Bilmezdim bu aşkın beni yolumdan 
Seni solundan edeceğini...


Daha önce Evim Sensin filmini beğenmeme rağmen senaryosu çalıntı olduğu için eleştirdiğim Özcan Deniz'i bu sefer çok ama çok başarılı buldum.Çok etkileyici bir filmdi bence.Duyguyu tam olarak aldım.Yine çok Duygusal bir Özcan Deniz klasiği.Bundan sonra Özcan Deniz filmleri izlerim ben:)

Dayatılan aşkla gerçek aşk arasında sıkışmış bir adamın ve büyük bir aşkın dramı diyebilirim bu film için.Zaten çok açıklama yapıp da filmin atmosferini bozmak istemem izlemeyenler için.Ama mutlaka izlenmesi gereken bir film diye düşünüyorum.İzlemeye giderken mendil almayı unutmayın:) Ayrıca İrem Candar'ın  söylediği Bilmezdim şarkısı da çok etkileyici.Sözler de tam oturmuş.Filmin sonu da başı kadar etkileyici.

6 Kasım 2013 Çarşamba

Cengiz Aytmatov-Öğretmen Duyşen (Dram-Duygusal)


72 sayfaya sıkıştırılmış harika bir eser diyebilirim bu kitap için.Aytmatov yine sade ve özgün bir eser ortaya koymuş.Oldukça duygusal olan bu eser aslında günümüze de değiniyor.Kızların okula gönderilmemesi ve genç yaşta evlendirilmek istenmesi romanın ana fikri diyebiliriz.

Bir Kırgız köyünde Altınay adında bir kız çocuğu yaşamaktadır.Altınay ailesini küçük yaşta kaybetmiş ve amcasının yanına yerleşmiştir.O dönemde köyde yaşayan çocuklar eğitimsizdir.Köylerin de okul yoktur çünkü.Bir gün Duyşen adında bir Öğretmen köye gelir ve köye kendi çabaları ile bir okul yapar.Aileleri zor olsa da ikna eden Öğretmen Duyşen'in tek amacı çocukları okutmak;onların,vatanına ve milletine hayırlı bir insan olmasını sağlamaktır.Bu uğurda çok çetin savaşlar verir Öğretmen Duyşen.

3 Kasım 2013 Pazar

Cengiz Aytmatov-Cemile (Duygusal-Romantik-Aşk)


Sonunda Cengiz Aytmatov ile tanışabildim.Aslında çok uzun zamandır eserlerini okumak istiyordum ama nasip olmamıştı.Geç kalmış olmakla birlikte bu kitabını okuyabildim.Yazar gerçekten çok usta.Gerek olay örgüsü gerekse anlatımdaki yalın dili benim çok hoşuma gitti.İnsanı yormadan,duyguyu direk aktarabilmiş yazar.

Kitap bir Kırgız köyünde geçiyor diyebiliriz.Baş karakterimiz Cemile tabiri caizse erkek gibi bir kızdır.Gerek at koşması gerekse ağır yüklerin altına girmesi ile çok güçlü bir bayandır.Evlidir ve kocası askerde yaralanmıştır.Bir hastanede tedavi altındadır.Cemile dört gözle kocasının dönmesini beklemektedir.Roman aslında bir çocuğun gözünden bize aktarılmaktadır.Abisi askerde olan çocuğun gözünden yengesi Cemile anlatılmaktadır.Günler geçe dursun bir yabancı köye gelir.İsmi Daniyar'dır.Daniyar savaşta yaralanınca tekrar köyüne döner.Çok ilginç bir insandır.İçine kapanık bir kişiliği vardır.Fazla muhabbeti sevmez.Bütün köy bu ilginç delikanlıdan bahsetmektedir.

24 Ekim 2013 Perşembe

Robert Kirkman&Jay Bonansigna-Yürüyen Ölüler (Fantastik)


Yürüyen ölüler (The Walking Dead) dizisinin romana uyarlanmış halidir.Dizisini hiç izlemedim:) Kitabı okuyalı biraz zaman geçti ama yoğunluktan dolayı bugün ekleme imkanım oldu.Zombili filmleri ve romanları pek tercih etmem normalde.Yine de okurken iyi zaman geçirdim diyebilirim.Konu itibari ile roman diğer zombi romanlarıyla paralel.İstilaya uğramış bir ülke.Hemen hemen tamamı zombi olmuş bir millet ve hayatta kalma mücadelesi veren bir avuç insan.

Romanı okurken aklıma hep 28 Gün Sonra Filmi geldi.Konu itibari ile çok benziyor bu iki hikaye.İzleyenler bilir 28 Gün Sonra Filmi'nde insanlar bir salgından dolayı canavarlaşıyorlardı.Bir avuç insan hayat mücadelesi veriyordu.Burada da durum pek farklı değil aslında.Diğer yaşayan insanların bulunduğu kampa sağ salim gitme mücadelesi v.s..

10 Ekim 2013 Perşembe

Nobel Edebiyat Ödülü Alice Munro'nun




2013 Nobel Edebiyat Ödülü'ne 82 yaşındaki Kanadalı yazar Alice Munro layık görüldü. İsveç Akademisi'nin saat farkı nedeniyle Munro ile iletişim kuramadığı, telefonuna mesaj bırakıldığı açıklandı.

2013 Nobel Ödülleri verilmeye devam ediyor. Edebiyatseverlerin merakla beklediği bu yılki Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi, İsveç Akademisi tarafından açıklandı.

2013 Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi Kanadalı yazar Alice Munro oldu. Munro, Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülen 13. kadın yazar oldu.

8 Ekim 2013 Salı

20 Eylül 2013 Cuma

8 Eylül 2013 Pazar

P.C.Cast+Kristin Cast-İşaret (Gece Evi Serisi 1.Kitap-Fantastik)


Gece gece,Gece Evi serisinin ilk kitabını bitirdim ve hemen bloğuma ekledim:) Ne fantazi ama değil mi:) Normalde vampir zamazingolu kitaplardan ve filmlerden hoşlanmamama rağmen( Underworld filmi hariç:) bu seri tamamen ön yargılarımı kırmış durumda.Ve hemen ikinci kitabını okumak istiyorum:).Çok sağlam bir seri başı romanı olmuş.İnsanı merakta bırakıyor ve hemen ikinci kitabı okuma isteği uyandırıyor.İkinci kitabını okumak için fazla bekleyemeyeceğim sanırım:)

Okuma Şenliği'nin en güzel yanı da bu olsa gerek.Pinuccia'ya ne kadar teşekkür etsem azdır.Normalde bu kitabı okuyacağımı zannetmezdim.Ancak okuma şenliği sayesinde bu kitapla tanıştım.Şöyle ki kurallardan birisi kendi doğum gününde ölmüş ya da doğmuş bir yazarın romanını okumaktı.Bana da bu roman denk gelmiş oldu;iyi de oldu:)

1 Eylül 2013 Pazar

Michael Raleigh-Mavi Ay Sirki


Adından da anlaşılacağı üzere romanın konusu bir sirk ve sirkte çalışan insanlar.Romanı okurken kendimizi bir sirkteymiş gibi hissediyoruz.Bir sirke dair aklınızda ne varsa bu romana yansımış.Ancak çok da büyük umutlarla okumamak lazım bu romanı.Eh işte dedim ben bu romanı okurken.Bazı yerleri çok eğlenceliydi.Ama genel olarak sıradan bir roman gibi geldi bana.Bir adamla bir çocuğun arasında ki duygusal bağa da şöyle bir değinilmiş romanda.

Lewis bir sirk sahibidir.Kasaba kasaba dolaşıp gösteriler yapmaktadır.Ancak bir gün bir talihsizlik olur ve sirk selin içerisinde bulur kendini.Sirk harap olmuştur ve çoğu hayvan telef olmuştur.Bunun üzerine sirk mecburen dağılır.Aradan yıllar geçtikten sonra Lewis tekrar bir sirk kurma kararı alır.Hayvanların çoğunu toparlar ve eski çalışanlarına mektup yazar.Bir süre sonra mektubu alanlar sirke geri dönerler.Müthiş akrobatlar Perez kardeşler,yaşlı büyücü,ayı terbiyecisi ve devasa güçlü Ruslar bunlardan bazılarıdır.Lewsis kararlıdır ve eskisinden daha güçlü bir sirk kurmaya çalışır.

29 Ağustos 2013 Perşembe

J.K Rowling Açıkladı:En Çok Dumbledore'u Özledim..



‘Harry Potter ve Felsefe Taşı’, ilk olarak 26 Haziran 1997’de Londra’da piyasaya sürülmüştü.

Yarattığı Harry Potter karakteriyle dünyaca üne ve büyük bir servete kavuşan J.K Rowling, serideki favori karakterinin Dumbledore olduğunu söyleyerek hayranlarını şaşırttı.
Dünyanın ilk milyar dolarlık yazarı olan 48 yaşındaki J.K Rowling, “Harry Potter ‘daki diğer tüm karakterlerin arasında en çok onu özlüyorum” diyerek Dumbledore’a olan özlemini dile getirdi.
Dünya çapında 67 dile çevirilen kitabın yazarı “Benim için ayrılması en zor olan karakterdi. O bir insandı, karşıma oturur ve benimle konuşurdu. Bu Dumbledore’du” ifadesini kullandı.

Rowling, 2005 yılında ‘Harry Potter ve Melez Prens’ adlı kitapta öldürdüğü Dumbledore’a olan sevgisini ve özlemini yıllar sonra dile getirmiş oldu.


20 Ağustos 2013 Salı

Debbie Macomber-Küçük Mucizeler Dükkanı (Duygusal-Romantik-Aşk)


Ne zamandır okumayı düşündüğüm bir romandı.Bugüne nasipmiş:) Roman çok hoşuma gitti.İnsanı okurken hiç sıkmıyor.Çok doğal ve samimi geldi bu roman bana.Karakterler her ne kadar birbirlerinden zıt olsalarda çok güzel bir bütünlük sağlıyorlar romanda.Hayatımızdan kopan bir parça diyebilirim bu roman için.Macomber'in kalemi de çok etkili gerçekten.

Romanda dört ana karakterimiz var.Birbirinden habersiz olan bu dört karakterimizin hayatları bir örgü dükkanında kesişecektir.Karakterlerimizden bahsedecek olursak:

13 Ağustos 2013 Salı

Bal Filmi (Drama-Duygusal)


Uzun süredir bloğuma film eklemediğimi fark ettim.Bu aralar epey de film izledim aslında.Artık yavaştan izlediğim filmleri de eklerim bloğuma.

Bal filmi gerçekten çok enteresan bir filmdi.Ancak bu bir üçlemeymiş.Yusuf Üçlemesi.Ben bunu daha sonra öğrendim tabi.Süt,yumurta ve Bal üçlemesinden oluşuyor bu seri.Ancak ben direk Bal'ı izlemişim:)

Film çok durağan geldi ilk başlarda.Ancak izledikçe Karadeniz'in müthiş görüntüleri beni adeta mest etti.Yönetmen görsel bir şölen sunmuş adete.Bu anlamda filme büyük emek verilmiş.Özellikle Ayder Yaylası'nın o sisli görüntüsü aldı götürdü beni.

11 Ağustos 2013 Pazar

Beni tanımak istermisin? Güzel bir Mim:)

Aslında mimlerle aram hiç iyi değildir.Bunu bloğumu takip eden herkes bilir zaten.Ancak Siyah Kuğu mimlediği için onu kıramadım ve mimi cevaplıyorum:)Ancak bazı sorular erkekler için değil:)

BEN KİMİM?

Kitap okumayı,film izlemeyi,futbol ve basketbol oynamayı seven bir faniyim:)İşten güçten zaman buldukça kitap okumaya çalışıyorum (Gerçi Polis olunca boş vakit bulmak çok zor oluyor o ayrı mesele:)

Yaşadığım onca olay bana çok fazla tecrübe kazandırdı.İnsan sarrafı oldum diyebilirim bu anlamda.İnsanların menfaatleri uğrunda nasıl küçüldüklerini görmek insanı üzüyor tabi.Bir de insanı tanımanın  en iyi yolu ona rütbe vermektir derlerdi de inanmazdım.Mesleğim gereği bunu da görünce şok oldum.Abi diye geçindiğimiz insanların rütbe alınca ne hale geldiğini görünce insanlıktan utanmıştım..

BLOĞUMUN ADI NEREDEN GELİYOR?

Aslında bunun bir öyküsü yok.Blog açmaya karar verdiğimde isim bulmak zor oldu.Çünkü düşündüğüm isimlerin hep sahipleri vardı:) Kitap bir Cumhuriyettir sloganından yola çıkarak bu ismi uygun gördük.Daha doğrusu eşim düşünmüştü bu ismi:)

BLOG AÇMAYA NASIL KARAR VERDİN?

Bir anda karar verdim diyebilirim.Aslında amacım blog açmak değildi.Okuduğum kitapları unutmamak adına not tutuyordum.Bunu da sanal aleme aktarmaya karar verdim.Böyle olunca bloğum açılmış oldu.Daha sonra anladım ki çok iyi düşünmüşüm bunu.Gelen tepkiler güzel olunca devam ettim ben de:)

KİŞİLİĞİM

Çok sakin bir kişiliğim vardır.Olaylar karşısında soğuk kanlı kalmam bundan ileri geliyor sanırım.Kolay kolay sinirlenmem ama sinirlenirsem fena olurum:) Yalandan nefret ederim ki gözümün içine baka baka yalan söyleyen insanlardan ölesiye nefret ederim.Maalesef menfaat uğruna bu tür yalanlarla çok karşılaştım.İki yüzlü insanlardan da nefret ederim.İnsanlara yardım etmeyi çok severim.

HOŞLANDIKLARIM

Valla ne yalan söyleyim eşimin yaptığı yemeklerden çok hoşlanırım:)

HOŞLANMADIKLARIM

Aslında yukarıda da belirtmiştim.Yalan ve ikiyüzlülükten hiç hoşlanmam.Kaypak insanlardan nefret ederim:)

ÇANTAMDA OLMAZSA OLMAZIM

Bu soru bayanlara hitap ettiği için es geçiyorum:)

EN SON OKUDUĞUM KİTAP

Halit Ertuğrul-Aysel

KİMLERİ MİMLİYORUM

Bloğumu takip eden ve bu mimi yapmak isteyen herkese gelsin:)


10 Ağustos 2013 Cumartesi

Halit Ertuğrul-Aysel Buna Yürek Dayanmaz


Halit Ertuğrul okumak gerçekten tüylerimi diken diken ediyor.Hakeza bu kitapta tüylerimi diken diken etmeye yetti.Tamamen gerçek hayattan alınan bu roman insanı derinden etkiliyor ve hayatı tekrar sorgulamasına neden oluyor.Nereden geldik?Nereye gidiyoruz?Kimiz biz gibi soruları sorarken buldum yine kendimi.

Daha Önce Düzceli Mehmet ile tanıyıp kitaplarını okumaya başladığım Halil Ertuğrul hocama yine teşekkürlerimi iletiyorum buradan.Kitaplarının yeri bende gerçekten çok ayrı.Kitapları ta yüreğimin derinlerine kadar işliyor.Tamamen gerçek hayat hikayelerini yazması insanı bu anlamda çok etkiliyor.

7 Ağustos 2013 Çarşamba

Osman Aysu-Bir Beyazperde Masalı (Gerilim)


Osman Aysu romanları okumayı her zaman sevmişimdir.Ancak bu romanda maalesef yazarımız biraz basite kaçmış.Yani konusu biraz vasat geldi bana.Başından beri sonu zaten belliydi romanın.Osman Aysu genellikle polisiye yazar ancak bu romanda aşk teması biraz daha ön plana çıkmış.

Romanı okurken tam bir Yeşil Çam Filmi izler hissine kapılıyor insan.Hele şu replikler yok mu:''Sen koskoca patronun kızısın ben ise basit bir şoför parçası.Bu aşk imkansız sevgilim''.Bu cümleden yola çıkarak roman hakkında biraz bilgi sahibi olabilirsiniz:)

4 Ağustos 2013 Pazar

Teşekkürler Wulf DORN :)


Daha önce Psikiyatrist romanı ile büyük beğenimi kazanan ve şu sıralar Şizofren adlı kitabı ile gündemde olan Wulf Dorn'un kişisel sayfasında dolaşırken büyük bir sürpriz ile karşılaştım.Meğersem uzun zaman önce bloğumda paylaşmış olduğum Psikiyatrist'i kendi kişisel sayfasında yayınlamış:) Bunu görünce büyük bir sevinç duydum.Psikiyatrist romanı gerçekten mükemmeldi.Yeni romanı Şizofren'i de kısa süre sonra okumayı düşünüyorum.Yazarımıza böyle bir şekilde bloğumu onure ettiği için çok teşekkür ederim:)



Yazarın kişisel sayfasına BURADAN ulaşabilirsiniz...

30 Temmuz 2013 Salı

Jean Paul Sartre-Bulantı (Günlük)


İlk başlarda bu kitabı okurken gerçekten çok zorlandım.Nitekim ilk defa günlük şeklinde bir kitap okuyorum.Yazar günlük şeklinde yazdığı için birbirinden bağımsız olaylar iç içe girmiş gibi görünüyor.Yani hemen okunarak bitirilecek bir kitap değil.Bazı yerlerde kitaptan kopmamak için birkaç kez okumam gerekti.Konu itibari ile de bir o kadar zor aslında.Yazar çeşitli olaylardan yola çıkarak Varoluşçuluk felsefesini bize anlatmaya çalışıyor.Karşılaştığı bazı olaylar hayata karşı bulantı hissi uyandırıyor yazarımızda.Ancak şunu da belirtmeliyim ki yazarın betimlemelerine hayran kaldım.Tasvirleri o kadar güçlü ki resmen Fransa'nın o sisli bulanık ve karanlık sokaklarında kendimi gezer olarak buldum.Çok ama çok gerçekçiydi.

Bir gün denize karşı taş sektiren çocukların yanına gidiyor yazarımız.Yerden taş alıp atıyor.Ancak taşın sadece cansız bir varlık olduğunu düşünüyor.Bu his onda bulantı uyandırıyor.Yani kendisi ve çevresindeki canlı varlıkların karşısında cansız bir madde görünce bulantı başlıyor.Yani cansız nereye gönderirseniz oraya gidecek bir taşın neye faydası var ki gibi düşünüp;kendi varolmasının amacına kafa yoruyor yazar.Varoluşunun ne kadar sıradan ve basit birşey olarak algılaması benim hoşuma gitmedi.Zaten Felsefeden pek anlamam:)Varoluşçuluk felsefesi de bana göre değil zaten:)

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Rowling'in Kitabı 6 Günde 17 Bin Sattı..


"Harry Potter" roman dizisinin İngiliz yazarı J.K Rowling'in üç ay önce takma ad kullanarak yazdığı ve geçen hafta sadece 43 adet satılan kitap, yazarın kimliğini açıklamasının ardından 6 günde 17 bin sattı.

Rowling'in Robert Galbraith adıyla yazdığı "The Cuckoo's Calling" adlı roman, bir hafta önce sadece 43 adet satılırken, yazarın gerçek kimliğini ortaya koymasının ardından talep patlaması yaşadı ve 14-20 Haziran tarihleri arasında 17 bin 662'lik satış rakamına ulaştı.

Harry Potter'ın yazarı, geçen hafta bir gazeteye yazdığı makalede kimliğini açıklamıştı. Rowling, kitabı yayımlanmış bir yazar olarak Robert Galbraith'in ilk üç aydaki başarısının kendi kariyerinin eş dönemindeki başarısı ile karşılaştırabilecek düzeyde olduğunu söylemişti.

Öte yandan, birçok kitabevinin stokunda tükenen "The Cuckoo's Calling", ülkede haftanın en çok satan romanı seçildi.


Yazarın polisiye romanı, Afganistan'da yaralanan ve özel dedektif olan eski asker Cormoran Strike'ın, bir mankenin intiharını araştırmasını konu alıyor.

Pink Floyd'un kurucusu Roger Waters İstanbul'da, davetiye kazanma şansı Hürriyet Dünyası'nda!

Sizlere harika bir haberim var!

Şimdiye kadar yapılmış en büyük sahne gösterisi ile İstanbul’da 4 Ağustos akşamı hayranlarıyla buluşmaya hazırlanan ‘The Wall’ dev prodüksiyonu, izleyenlere unutamayacakları saatler yaşatacak görsel şovları ve tabii ki efsanevi müzisyen Roger Waters’ın adeta marş haline gelmiş parçaları ile İTÜ Stadyumu’nda olacak.

Pink Floyd’un kurucusu Roger Waters’ın albümleri ile aynı adı taşıyan ve konserde tüm ‘The Wall’ albümünün muazzam bir şölen ile gerçekleştireceği konser için şimdiye kadar eşi benzeri görülmemiş büyüklükte bir sahne ve Berlin duvarını temsil eden 110 metrelik bir duvar kurulacak. Roger Waters turneye adını veren o meşhur duvarı İstanbul’da 199. kez yıkacak. Daha önce benzeri görülmemiş özel efektlerle donatılmış duvarın gölgesinde ise  ‘’Another Brick in The Wall’ parçasını sürpriz bir ekip Roger Waters ile seslendirecek.

Şarkıları kadar görsel şovları, ışık sistemi ve seyircisini adeta şaşkına çevirecek daha bir çok sürprizi içinde barındıran konser için 140 tonluk prodüksiyon malzemesi İstanbul’a 75 tırla gelecek.

Şimdiden görmek için sabırsızlandığım bu eşsiz organizasyona katılmak için tek yapmanız gereken 30 Temmuz’a kadar www.hurriyetdunyasi.com adresine üye olmak/giriş yapmak. Başvuran her 100. kişiye olmak üzere, toplamda 5 kişiye çift kişilik davetiye hediye ediliyor.

Siz de benim gibi “Böyle konser bir daha gelmez” diyorsanız elinizi çabuk tutun ve hemen Hürriyet Dünyası’na tıklayın.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

21 Temmuz 2013 Pazar

Nora Roberts-Bataklıkta Gece Yarısı (Duygusal-Korku)


Yine çok severek okuduğum bir Nora Roberts kitabı daha.Ancak bu sefer yazar beni çok şaşırttı.Yine aşk temalı bir polisiye beklerken;duygusal ve korku öğeleriyle harmanlanmış bir roman karşıma çıkınca benim için büyük sürpriz oldu.Ancak bu tür sürprizleri sevmiyorum da değil hani:)

Roman en başından beri çok sürükleyiciydi.Film izler gibi okunan romanlardan biriydi.Konu itibari ile güzeldi.Romanın sonu da beni tatmin etti.İlk başlarda hayaletli evde geçen korku filmi izler gibi hissediyorsunuz kendinizi.Ancak romanı okudukça bunun arkasından çok daha farklı şeyler çıktığını görüyoruz.Güzel kurgusu olan,heyecan dolu bir roman.Konusundan bahsecek olursam:

14 Temmuz 2013 Pazar

Okuma Şenliği | Yaz 2013 - Kitap Cumhuriyetim'in Okuma Listesi





Sevgili Pinuccia yine harika bir organizasyona ev sahipliği yapıyor.Bu yaz bol kitap okuyacağız inşallah.Okuma şenliği adı altında bir takım kurallara göre kitaplarımızı seçip okuyacağız.İşte kurallar ve benim listem:

*Etkinlik Dün başladı ve 9 Ekim 2013'e kadar devam edecek. (9 Temmuz'dan önce başladığınız veya 9 Ekim'den sonra bitirebildiğiniz kitaplar kapsam dışı).

*Etkinliğe 9 Temmuz - 9 Ekim arası canınızın istediği herhangi bir vakit katılabilirsiniz.

*Okuduğunuz her kitap en az 200 sayfa olmak zorunda.

Detaylar için Buraya Tıklayınız..

İşte Benim Listem:

5 puan: Yukarıdaki kuralların hepsini boşverip canının istediği herhangi bir kitabı okuyanlara.

Osman Aysu-Bir Beyaz perde Masalı (288 sayfa)

5 puan: Genel kural en az 200 sayfalık kitap okumak olsa da 150 sayfadan kısa bir kitap okuyanlara.

Halit Ertuğrul-Aysel (154 sayfa) 150 sayfadan az bir kitabım yok 4 sayfadan sıkıntı olmaz ama değil mi:)Umarım olmaz ekledim listeye:)

10 puan: Okuduğu kitabın adında bir renk olanlara.

Michael Raleigh-Mavi Ay Sirki (398 sayfa)

10 puan: Bir serinin ilk kitabı dışındaki bir kitabını okuyanlara.

V.C Andrews- Çatıdaki Çığlık(Çatı serisinin 3. kitabı. 352 sayfa)

15 puan: Kendisi dışında herkesin o kitabı okuduğunu düşünüp sonunda o kitabı kendisi de okuyanlara. 

Debbie Macomber-Küçük Mucizeler Dükkanı(Bloglarda çok fazla görüyordum bu kitabı.477 sayfa) 

15 puan: Yasaklanmış bir kitap okuyanlara. 

John Steinback-Gazap Üzümleri(686 sayfa, kitap Amerika'da yasaklanmıştır sebebi ise;Kaliforniya'da yöre insanını küçük düşürdüğü savıyla yasaklandı. Baskı tarım şirketlerinden gelmişti.) 

20 puan: Esas mesleği yazarlık olmayan bir kişinin yazdığı bir kitabı okuyanlara.

Araştırıyorum.Bulunca yazacağım:)

20 puan: Türü kurgu olmayan bir kitap okuyanlara.

Jean Paul Sartre-Bulantı (264 sayfa.Herhangi bir kurgusu yok.Günlük şeklinde ortaya karışık bir tür:)

20 puan: Hiç görmediği bir ülkede olayların geçtiği bir kitap okuyanlara.

Araştırıyorum:)

25 puan: 400 sayfadan uzun bir kitap okuyanlara. 

Nora Roberts-Bataklıkta Gece Yarısı (416 sayfa) 

25 puan: Romanın yazarı veya karakterlerinden birinin adı veya soyadı kendisininkiyle aynı olan bir kitap okuyanlara. 

Araştırıyorum:) 

30 puan: Kendi doğum yılında doğan veya ölen bir yazar tarafından yazılmış bir kitap okuyanlara. (Bu web sitesi size bu konuda yardımcı olabilir). 

Kristin Cast-İşaret (336 sayfa)

13 Temmuz 2013 Cumartesi

Pınar Kür'den Harika Jest!!

Pınar Kür kitaplarını Çanakkale 18 Mart Üniversitesi'ne bağışladığını resmen duyurdu.Gerçekten çok anlamlı bir davranış.Yürekten takdir ediyoruz bu güzel yazarımızı.Bu tür hareketler umarız ki çoğalır.

Kitaplığındaki tam 3000 kitabını bağışlayan Kür'e sonsuz teşekkür ederim.Bu tarz güzel haberleri inşallah tekrar tekrar alırız:)






5 Temmuz 2013 Cuma

Hüseyin Rahmi Gürpınar-Gulyabani (Türk Klasikleri)


Bu derece eğlenceli bir kitap okumayalı epey olmuş.Tam bir Türk Klasiği.Okurken gerçekten çok zevk aldım.Güldürürken düşündüren cinsten bir roman.Romanın sonu çok güzeldi.Açgözlülüğün ve para hırsının insanlara yaptırdıklarına bir kez daha şahit oluyoruz.Yazarın dilini ve uslubunu çok beğendim.Gayet yalın bir dil kullanılmış.Cinlerin,perilerin Ahubabaların,gamgamların,yamyamların havada uçuştuğu harika bir roman:).Bu cinlerin en kötüsü ve korkunç olanı ise Gulyabanidir.Kurallara uyulmadığı taktirde Gulyabani gelip kurallara uymayan kişiyi öldürecektir:)

Baş karakterimiz Muhsine hanım sevmediği biriyle evlenmiş ancak evinden kaçmış,güzel bir bayandır.Bir süre sonra aile dostu olan Ayşe Hanım ile karşılaşır.Ayşe hanım Muhsine'nin durumunu görünce ona bir teklifte bulunur.Teklife göre Muhsine büyük bir malikhanede çalışacaktır ancak çalıştığı yerde hiç bir soru sormayacak sadece kendine verilen görevi yapacaktır.Muhsine ilk başlarda bu tuhaf teklife karşı soğuk bakarken yapacak bir şeyi kalmayınca teklifi kabul eder.Ancak neden bir şey duymayacak ve görmeyecekti?Bu durumdan biraz işkillenir bizim hanım.Yolculuk hazırlıkları başlar.Yolculuk devam ederken şoför Muhsine'ye neden bu eve çalışmaya gitmek istediğini sorar.Daha sonra evin cinli perili olduğunu belirtir.Ayşe hanım bunu doğrulamaz ancak bir kurt düşmüştür artık Muhsine hanımın gönlüne..

30 Haziran 2013 Pazar

Tess Gerritsen-Bıçak Sırtı (Polisiye-Gerilim)



Sevgili Puniccia'nın yazar ayları etkinliğinde bu ay Tıbbi Gerilimin Kraliçesi Tess ablamızı okuyacaktık..Tabi Tess abla söz konusu olunca katılmadan edemezdim.Aslında bu ay iki adet Tess kitabı okuyacaktım ancak iş yoğunluğundan dolayı maalesef bu kitabı okuyabildim sadece:( .

Tess Gerritsen'i okumayı gerçekten çok seviyorum.Favori yazarlarım arasında önemli bir yeri vardır.Polisiye ve Tıbbi Gerilimi çok güzel harmanlıyor bu yazar.Aksiyon ve heyecan hat safhada oluyor haliyle.Yine güzel bir kitap olan Bıçak Sırtı'ndan şöyle bir bahsedecek olursak;

25 Haziran 2013 Salı

Bilim Kurgu Ustası Hayatını Kaybetti!!!




Bilim Kurgu, Korku ve Fantastik Filmler Akademisi'nden yapılan açıklamada, ünlü yazarın pazar günü Los Angeles'ta öldüğü belirtildi.


Matheson'a çarşamba günü akademi tarafından "Vizyon Sahibi Yazar" ödülü verilecekti.

Akademi Başkanı Robert Holguin, "Muhteşem bir yetenek, sınırsız bir düşgücü ve eşsiz bir esine sahip yazarımızı yitirmekten dolayı son derece üzgünüz. Çarşamba günü yapılacak ödül törenini Matheson'a adamaya karar verdik" dedi.

12 Haziran 2013 Çarşamba

Mario Mazzanti-Gördüğüne Asla İnanma (Polisiye-Gerilim)


Polisiye konusunda ciddi adımlarla ilerleyen bir yazar.Her ne kadar Şah Mat romanını daha çok beğenmiş olsam da bu  kitap da iyiydi.Polisiye kitaplarında hemen her katilin bildiğimiz üzere ritüelleri vardır.Kimisi adam öldürdükten sonra hardal yer.Kimisi geceliğini ölünün yanına katlar vs..Bu katilin bu tarz bir ritüeli olmasa da boyuna attığı derin çiziklerle meşhur olur.Direk boyuna bıçakla çizik attığı için;Kan çeşme gibi insanın boğazından fışkırır.Tabi katil de bundan zevk alır:)

8 Haziran 2013 Cumartesi

26 Mayıs 2013 Pazar

En Sevdiğim 10 Yazar...


Sevgili Pinuccia sağolsun beni bu etkinliğe davet etti.Aslında okuduğum yazarlar içerisinden bir on oluşturmak gerçekten çok zor.Aklımada iz bırakan yazarları yazayım o halde:

1-Tami Hoag:Polisiyenin Kraliçesi kim diye sorarsanız elbette Tami Hoag diyeceğim.Bu yazarın kitaplarına bayılıyorum.İnanılmaz sürükleyici oluyor.Bana göre çok başarılı bir yazar.Psikopat romanı gerçekten çok iyiydi.Bunun yanı sıra ölümden daha derin,şahitler kulübü isimli romanları da gayet akıcı..

2-Tess Gerritsen:Tıbbi gerilimin Kraliçesi de Tess ablamız tabiki.Her kitabını soluksuz okumuşumdur.Bir süre sonra insanda bağımlılık yapıyor bu yazar.Rizzoli-İsles serileri harikadır gerçekten..

3-Dostoyevski:Bu yazarın yeri bende çok ayrı.Dünya klasiklerini okumayı herzaman sevmişimdir.Dostoyevski eserlerini de bu anlamda okumaktan büyük zevk alıyorum.

4-Ahmet Ümit:Türk Polisiyesinin unutulmaz ismi olan Ahmet Ümiti okumaktan zevk almışımdır her zaman.Patasana ve Beyoğlu Rapsodisi romanları güzeldi.Bab-ı Esrar romanını da sevmiştim.

5-Stephen King:Olmazsa olmaz diyebileceğim yazarlardandır.Bana kitap okumayı sevdiren yazar diyebilirim.Karakule serisi vardır ki iddia ediyorum Dünyadaki en iyi Fantstik seridir:)King amca benim idolüm:)

6-Suzanna Collins:Açlık oyunları serisini okumayan kalmamıştır herhalde:)Bu seri ile büyük beğenimi kazanmıştı yazar..

7-Ted Dekker:Korku yazarları arasında en sevdiğim bir kaç yazar arasındadır bu yazar.Romanları çok sürüklüyor insanı.Heyeacan dolu anlar yaşamak istiyorsanız okuyabilirsiniz.

8-Canan Tan:Romanlarını zamanında okumuştum.İlk ona girebilecek bir yazar benim gözümde:)

9-Halit Ertuğrul:Romanlarını beğenerek okuduğum;romanlarında genelde gerçek hayat hikayelerine yer veren   güzel bir yazar..

10-Jean Christophe Grange:Polisiye-Gerilim romanları arasında sağlam yeri olan,sevdiğim bir yazar.Özellikle Siyah Kan romanı çok iyidir.

Aslında yazacağım daha çok yazar var ama şuan nedense bu yazarlar aklıma geldi.Elif Şafak,u.Poznanski,Lisa Gardner,Nora Roberts,Khaled Hosseini,Mario Mazzanti,Jules Verne,Maxime Chattam gibi daha pek çok yazar ile genişletebirim ama:)

17 Mayıs 2013 Cuma

Halit Ertuğrul-Kendini Arayan Adam


Halit Ertuğrul'un kitaplarını büyük bir keyifle okuyorum.Bunun en büyük sebebi ise yazarımızın çoğu romanında olduğu gibi bu romanınında gerçek bir hayat hikayesi olması.Çok ibretlik bir roman gerçekten.Daha önce okumuş olduğum Düzceli Mehmet romanı ile bir paralellik gösteriyor aslında.Düzceli Mehmet romanında ateist olan bir gencin dine bakış açısı anlatılırken bu romanda da yaşlı denebilecek bir adamın dine dönmesini konu alıyor.Hayatının büyük bölümünü Marksist rejim için adamış olan adamın ibretlik hikayesine tanık oluyoruz.

8 Mayıs 2013 Çarşamba

Engin Eryıldız-Temas (Bilim Kurgu-Fantastik)


Genelde Bilim Kurgu romanlarını pek sevmem ama bu romana bittim doğrusu:).Roman çok sürükleyici olduğu için kısa süre içerisinde bitirdim.(Normalde çok hızlı okuyan birisi değilim.Kaplumbağa ile yarışabilirim bu anlamda:) Film izler gibi akıyor roman.

Yazarın dili gerçekten çok iyi.Kendinizi birebir romanın içerisinde buluyorsunuz.İlk başlarda biraz ön yargılıydım açıkcası bu kitap için.Ancak okudukça bu düşüncemin ne kadar yanlış olduğunu anladım.Yeni tanıdığım bir yazar.Diğer kitaplarını da inceleyeceğim.Bu romandan şöyle bir bahsedelim o halde:

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Ted Dekker-Oyun (Gerilim-Macera)


Kutsal Meclis'ten sonra okuduğum güzel bir Ted Dekker romanı daha.Gerilim-Korku dalında favori yazarlarım arasına girmeyi başaran bir yazar.Bu romanı da gayet akıcı ve merak uyandırıcıydı.Ancak bu kadar akıcı bir romanın sonu böyle olmamalıydı diye düşünüyorum.Sonunda maalesef ki bazı şeyler havada kaldı.Sanki devamı gelecek bir dizi bölümü gibi:)

Yazar gayet akıcı yazmış.Konusu da bir o kadar ilginç.Aslında bir anlamda fantastik bir romanda diyebiliriz bu roman için.Film izler gibi okunan romanları seviyorsanız tam size göre bir roman diyebilirim.Romanı okurken çeşitli filmlerden kareler aklıma geldi.Testere filmini anımsatıyordu bazı sahneler.Ayrıca Erebos romanı da aklıma geldi bir an.

Sait Faik Abasıyanık'ın Evi Tekrar Açılıyor..


Öykücülüğümüzün en önemli isimlerinden üstad Sait Faik Abasıyanık'ın evi iki sene süren restorasyon çalışmasının ardından tekrar açılıyor.Abasıyanık çoğu öyküsünü bu evde yazmış.Ayrıca yazarın kişisel eşyaları ve el yazması öyküleri de bu evde mevcut.Ev şuan müze halindedir.

11 Mayıs Cumartesi günü 13.30 da ziyaretçilerine kapıyı açacak bu güzel ev.Burgazada da bulunuyor bu ev.Bu güzel müzeyi ziyaret etmek isteyenler cumartesi günü 13.30 dan itibaren bu isteklerini gerçekleştirebilirler..

2 Mayıs 2013 Perşembe

Sibel K.Türker'e İki Ödül!!


Ağula isimli öykü kitabı ile tanımıştım yazarı.Öykülerini beğenerek okumuştum.2013 Yunus Nadi Ödülleri'nde Roman kategorisinde ödülü kazanan ''Hayatı Sevme Hastalığı'' ile Sibel K.Türker oldu.

Ayrıca Doğan Kitap'ın Duygu Asena anısına saygı duruşu olarak düzenlediği ''Kadının Hala Adı Yok''; roman ödülüne layık görüldü.Yazarı bu başarısından dolayı  yürekten tebrik ediyorum..

29 Nisan 2013 Pazartesi

Dan Brown'un Yeni Kitabı Cehennem


Dan Brown'un yeni kitabı İnferno/Cehennem 14 Mayısta çıkıyormuş arkadaşlar.Altın kitaplar çıkarıyormuş bu kitabı.Robert Langdon yine baş karakterimiz.Bu sefer kahramanımız 'Cehennem'de karşısına çıkan gizemi çözebilmesi için eski cebir derslerini yeniden hatırlaması gerekiyormuş. Okurların da tabii.

Kitabın piyasaya çıkacağı tarih, İngilizce'de "5-14-13" diye yazılıyor. Bunu tersinden okuduğunuz zaman karşılaşacağınız 3.1415, pi sayısını veriyor.

Benim gibi Dan Brown severlere duyurulur:)

27 Nisan 2013 Cumartesi

Doğadaki İnsan-Serdar Kılıç (Belgesel)





Daha önce büyük bir ilgiyle izlemiştim Serdar Beyi.Bugünde Trt'de denk geldi.Bu adam gerçekten doğada harikalar yaratıyor.Atalarımızın mirasları olan doğadaki yaşamlarını günümüze yansıtıyor resmen.İlk başta ormanın ortasına mükemmel bir ev yapıyor.Bildiğiniz tahtadan orman evi.Ve bu evi nasıl yapıldığını tek tek anlatıyor neredeyse.Bunu yaparken de kendisinin mühendis olmadığını sadece bu işi yapmayı çok istediğini ve bu işi severek yaptığını söylüyor.Sonuç olarak çok şirin bir ev çıkıyor ortaya.

26 Nisan 2013 Cuma

Hayatınızı Değiştirecek 120 Karar


Her gün sağlığımızı etkileyen yüzlerce yaşam tarzı tercihiyle karşı karşıyayız.



Yaşadığımız ikilemler önemsiz görünebilir ama sağlıklı tercihi yapmak genel sıhhatimiz üstünde çok ama çok büyük bir fark yaratabilir.


Ödüllü yazar Hilly Janes "Sütlü mü?,Köpüklü mü?" kitabında kahvaltıda ne yeneceğinden tutun da iş yoğunluğuyla nasıl baş edileceğine kadar pek çok konuda, bu gündelik kararları inceliyor ve sağlık ve sağlayacağı yararlar açısından en iyi tercihi öneriyor.

22 Nisan 2013 Pazartesi

Her Zaman Okuduğunuz Hürriyet'i Şimdi İzleyin

Hürriyet TV şimdi yayında.

Hürriyet TV’yi ziyaret edenler, aradıkları her şeyi artık tek tıkla seyredebilecekler. Hürriyet TV, zengin haber içeriğinin yanı sıra konusunda uzman isimlerle gerçekleştirdiği programlarla da dopdolu.

Hürriyet TV’de Berza Şimşek’ten günün mutlaka görülmesi gereken haberlerini izleyip usta gazeteci Sedat Ergin’den haftanın yorumunu alabilirsiniz. Üstelik gündemin özetini, Metehan Demir, 3 dakikada sizin için yorumluyor.

Burcunuzdaki yeni gelişmeleri merak ettiğinizde ise Susan Miller ile yıldızlara bakabilir, Sebla Kutsal ile dilediğiniz zaman, kültür ve sanat dünyasında keyifli bir yolculuğa çıkabilirsiniz.

Uğur Cebeci ise sivil havacılığın geldiği son noktayı size Kokpit’ten anlatıyor.

Magazinden spora, eğlenceden ekonomiye hepsi ve daha fazlası, sürekli güncellenen Hürriyet TV’de sizi bekliyor.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

21 Nisan 2013 Pazar

Bıktım Bu Spam Yorumlardan!!!!


Son zamanlarda iyice canımı sıkmaya başladı bu durum.Yabancı ülkelerden inanılmaz derecede spam yorum geliyor.Silmekten gına geldi.Birkaç kodla ayar yaptım ve yorum anında spam yorumlara düşüyor.O şekilde hallettim ancak bu seferde spam yorumlar kısmı doluyor.Neyse çeşitli yöntemler bulacağız artık.Elemanlar bit gibi türedi ya:)

19 Nisan 2013 Cuma

Jules Verne-Denizler Altında 20.000 Fersah (BilimKurgu)


Son derece sürükleyici bir eserdi.Çok geç kalmakla beraber ben de artık okudum bu güzel kitabı:) Jules Verne'nin hayal gücüne hayranım zaten.Dünyanın Merkezine Yolculuk adlı kitabını da çok sevmiştim.Bu kitap da bir o kadar güzel.Ne zaman başladım be zaman bitti anlayamadım:)

Kitabın konusuna gelecek olursak;

Okyanusta son zamanlarda 100 metre büyüklüğünde canavara benzeyen bir şey görülmüştür.Akşam fosforlu ışıklarıyla görünen bu canavar herkesi hayretler içerisinde bırakmıştır.Bir kaç geminin batmasının ardından herkes bu olayları bu canavarın yaptığını sanır ve onu avlamaya karar verirler.Abraham Lincoln adı verilen bir gemiye işinde usta olan denizciler ve avcılar bu canavarı durdurmak üzere katılırlar.Bu gemi bir Amerikan gemisidir.Zaten bir kerede şu dünyayı Amerikalılar kurtarmasa şaşıracağım:)

18 Nisan 2013 Perşembe

Google Doodle 4'ü Kazanan Melisa Çağlar Oldu..



Google Doodle 4 yarışmasına 50.000'nin üzerinde yarışmacı katılmıştı.Bu yarışmacılar arasından sıyrılan Melisa Çağlar birinci oldu ve ödülü kaptı.Arkadaşı yürekten tebrik ediyoruz.10 yaşındaki genç bir arkadaşımızın bu yarışmayı kazanması grur verici bir tablo gerçekten.

17 Nisan 2013 Çarşamba

Dehşet Sokağı-Film (Korku-Gerilim)


Ne zamandır aklımdaydı bu filmi izlemek.Geçen gece korku filmi izleyesim geldi.Malum son zamanlarda korku filmleri pek piyasaya çıkmıyor.Ben de bu filmi izlemeye karar verdim.Film 2005 Amerikan yapımı.Ryan Raynolds,Melissa George,Rachel Nichols gibi oyuncular filmde yer almaktadır.

Hayatının evini bulduklarını düşünen Amerikalı bir aile,hemen bu eve taşınırlar.Ancak evin geçmişi hakkında fazla araştırma yapmazlar.Evde daha önce kalan aile bir katliama kurban gitmiştir.Evin babası evdeki herkesi katletmiştir.Evden sürekli sesler geldiğimi izah eder baba.Ev ona sürekli ailesini öldürmesini söyler.Kafayı yiyen baba tek tek hepsini öldürür.

16 Nisan 2013 Salı

Sibel K.Türker-Ağula (Öykü)


İçerisinde 11 adet öykü bulunan güzel bir kitap.Kitap 2006 yılında Haldun Taner Öykü Ödülü'nü kazanmış.Öykü severlerin okuması gerektiğini düşünüyorum.Yazarın dili de diğer yazarlara göre çok farklı.Anlatım tarzı bir hayli değişik.Benim hoşuma gitti bu anlamda yazarın dili.

Suskun bir çocuk,Hayat-Memet  meselesi,onuncu öykü,sevmek öldürmek adlı öyküleri çok hoşuma gitti benim.Öykülerinde Yurdumun insanlarına değinmiş yazar.Kimi zaman aşık olan,kimi zaman kırıp döken,kimi zaman içerisinde nefret barından insanların öyküleri de mevcut.Öğretmenine aşık olan öğrenciden tutun da,bunamış yaşlı teyzelere kadar pek çok karakteri de bir arada barındırıyor öyküler.

Uzun lafın kısası;öykü seven kardeşlerimiz rahatlıkla okuyabilir.Tavsiye ederim,sevgiler..

13 Nisan 2013 Cumartesi

Tuna Kiremitçi-Küçüğe Bir Dondurma (Duygusal-Drama)


Severek okudum bu güzel romanı.Yüreğinin götürdüğü yere git romanını okuyup da sevdiyseniz bunu da seveceksiniz.Çünkü iki kitap çok paralel.Yüreğinin götürdüğü yere git romanında nine torununa hiç okuyamadığı mektupları yazarken burada da bir baba oğluna aktaramadığı hisleri bir defterde toplamış.

Git kendini çok sevdirmeden romanı ile pek haz alamamıştım Tuna Kiremitçi'den ama bu romanı ile beğenimi kazandı.Duygusal bir roman.Birbirine mesafeli olan bir baba-oğul hikayesi.Kendi babasından gerekli ilgi ve sevgiyi göremeyen bir adamın kendi çocuğuna da bu şekilde davranması ve akabinde gelişen pişmanlıklar konu alınıyor romanda.Baba çocuğuna çok mesafeli davranır ve sevgisini hiç göstermez.Yıllar sonra oğlu bir sinema yıldızı olunca ve oğlunu televizyonda gördükçe içi yanar babanın.Aslında onu ne kadar çok sevdiğini düşünür ama bu sevgiyi asla göstermeyi başaramamıştır.Bir defter alır ve içinden geçenleri deftere yazar.Defterde kendi babası ile olan ilişkisini de yazar baba.Eskilere gider,kendi annesi ve babası arasındaki ilişkiye değinir.Daha sonra babası öldükten sonra annesinin ruh durumdaki ani değişikliklerden bahseder.