9 Ekim 2018 Salı

Robert Leighton-Vikingler


Vikingler

Bu romanda kuzeyin soğuk savaşçıları Vikingler'den bahsedeceğiz arkadaşlar.Roman yer yer Biyografi özelliği taşıyor olsa da daha çok savaşlarla geçiyor.Konu Vikingler olunca savaşlar genelde denizlerde geçiyor tabi.Vikinglerin denizlerdeki üstünlüğünü ve yağmacı politikalarını görüyoruz.Gerçek yaşamdan da kesitlere yer vermesi ile ilginç bir roman olmuş.

Norveç Kralı 1. Olaf'ın yaşamından kesitler bulduğumuz romanda bol bol savaş var:)Kölelikten krallığa yükselen Olaf'ın güçlü karakteri romana damgasını vurmuş.Tabi kölelikten gelipte Kral olmak hiçte kolay bir iş değildir aksine bol kanlı ve entrikalı bir iştir.

Kitabımızın ana karakteri olan Olaf Triggvison iki yaşında iken Kral olan babası öldürülür ve annesi Olaf'ı yanına alarak kaçar ancak bu kaçış uzun sürmez.Klerkon Flatface isimli biri onları yakalar ve anne ile oğulun yolları burada ayrılır.Olaf köle olarak bir çiftliğe satılır.Köle olarak hayatını devam ettirirken şans eseri Dayısı olan Sigurd Erikson ile karşılar.Dayısı olduğunu sonradan öğrenecektir.Sigurd Erikson Kralı adına Kuzey Estonya'dan vergi almaya gittiğinde Olaf ile karşılaşır ve onun asil bir soydan geldiğini düşünmektedir ve bu düşüncesinde haklıdır.Olaf'ı köle olarak satın alır.Olaf ise bu gizemli adamın kendisini öldüreceğini düşünmektedir.

Roman bu andan itibaren akıcı hale gelmeye başlıyor. Dayısı Olaf'ı Kraliçe Allogia'nın yanına götürür ve onun hayat hikayesini anlatır.Kraliçe bundan çok etkilenir ve Olaf'ı asil bir insan olarak eğitmeye başlar,Onun eksiklerini tamamlamasına yardımcı olur.Altın sarısı saçları,uzun boyu ve adaleli kaslarıyla kısa zamanda adından söz ettiren Olaf savaş alanında da kendisini çok geliştirir.Viking soyundan gelmesi bu karakterini ön plana çıkaracaktır.

Henüz 16 yaşındayken Kral ona devasa bir ordu kurar ve emrine binlerde adam verir.Henüz tecrübesiz olduğunu söylese de Kral ona güvenir ve Olaf bu güveni boşa çıkarmaz.Alınan zaferler ve Olaf'ın kabiliyeti kısa sürede bütün ülkede yankılanır.Özellikle İngiltere kıyılarına yaptığı saldırılar ve yağmalar onun ününe ün katmaktadır.

Denizlerdeki savaşlar kanlı bir şekilde devam ederken,Olaf artık bir Pagan olmayı reddeder.Hayatı sorgular ve Thor,Odin gibi tanrılara inanmayı red eder ve Hristiyan olur.Kitabın ikinci kısmında bu sıkça yer alır.İnsanları Hristiyanlaştırmaya çalışır.

Kitabın sonunda Olaf'ın tam olarak ölüp ölmediği muamması kafa karıştırıyor.Kimileri onun Savaş kaybedip öldüğünü düşünse de kitabın son sayfasında bu konu net değil.Denize atlayıp kaçtığı ve bir daha ülkesine dönmediği belirtiliyor kimi kaynaklarda ise boğularak öldüğü yazıyor.

Sıkılmadan okuduğum Çerez niyetine gidebilecek bir roman.Vikinglere ve onların yaşam tarzlarına ilgi duyuyorsanız bu romanı sıkılmadan okuyabilirsiniz.

5 Ekim 2018 Cuma

Çağlayan Yılmaz-Börü (Türk Mitolojisi)





Bu kitabı tam olarak anlayabilmek için ilk önce yazarın Oz'un kalbi Mu Kıtası romanını okuyun derim ki bazı yerlerde romana yabancı kalmayın.Nitekim romanda geçen Emegen birlikleri ve bazı detayları daha iyi anlayabilmeniz için bahsettiğim kitap bir kılavuz olacaktır.

Türk Mitolojisi denilince akla ilk gelen yazar Çağlayan Yılmaz'dan yine sürükleyici bir roman.Cesur savaşçıların kapıştığı kanlı bir roman olmuş.Fantastik öğelerle harmanlanmış romanlardan hoşlananlar için tavsiye edebilirim,bir de işin içine Türk Tarihi girince romanın  tadı daha bir lezzetli olmuş:)

Uyguriler ve Atlantis arasında geçen büyük savaşa hazır mısınız?Ama bu diğer savaşlara pek benzemiyor haberiniz olsun.Bu savaşta devasa yaratıklar,büyüler,inanılmaz hızlı ve bir o kadar da ölümcül savaşçılar var.Bir yanda Babası Taragay'ın intikamını almak isteyen Börü ve ordusu,diğer tarafta ise devasa Atlantis birlikleri.

Romandaki karakterler gayet güçlü olmuş.Taragay,Bozdoğan,Aysera,Bore,Cerdukay bunlardan bazıları.Orus'uda unutmamak lazım tabiki:)

Kurtların üzerinde savaşa giren Türkleri okuyunca aklıma hemen Yüzüklerin Efendisindeki o sahne aklıma geldi.(Sırtlanların üzerinde savaşanlar).Kurtları bu romanda efsanevi bir öğe olarak kullanmış yazarımız.Türklerin bağımsızlığına ne kadar düşkün bir ırk olduğunu bu romanda bir kez daha anlıyoruz.Başkalarının egemenliğine girmektense ölürüz daha iyi.Amazonların da olaylara dahil olması,kadın savaşcılara ne kadar önem verildiğini gösteriyor aslında.Aysera adlı karakterde kadın savaşcılara karşı olan saygımızı artırdı haliyle:)

NOT:Okumayanlar için Spoiler içerir!!!
Börü'nün babası Taragay ölümlü bir insan olsa da annesi için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.İşte bu kısmı pek sevmedim.Tanrısal biriyle ilişkiye giren Taragay'ın oğlu Börü bu anlamda farklı güçlere sahip bir savaşçı oluyor.Gücünü buradan almasa daha iyiydi ama saygı duyuyoruz tabi:)Gerçi bir anlamda haklı olabilir yazar,yoksa Emegen gibi vahşi bir ırkla normal insanların savaşması biraz abes olabilirdi.

Romandaki son savaş kısmı yine az bir zamana sıkıştırılmış.Bu kısım biraz daha uzatılabilirdi.Sonuçta insan romanı okurken büyük bir beklentiye kapılıyor.Roman daha iyi bir sonla bitebilirdi. Son savaş kısmı daha uzun olsaydı ve tasvirler fazlalaştırılsaydı romana tam not verebilirdim.Buna rağmen kendini soluksuz okutan bir roman olmuş.

Panama yayıncılık imla kuralları ve yazım yanlışları konusunda biraz daha dikkatli davransa hiç fena olmayacak.Bazı yerlerdeki bariz yazım yanlışları insanın canını sıka biliyor.

Kitabın devamı olan Börü-2 de raflardaki yerini almış.Onu da kısa bir süre sonra okuyup yorumlayacağım.Bu alanda başarıların daim olsun Çağlayan Yılmaz,sevgiler...